"D’den becerim karşılığında bir komisyon rica ettim. Adil olan buydu; çünkü her gün canla başla çalışıyor, aynı ses siz bakış yöntemine başvurarak ayna karşısında ya da okuldan arkadaşlarımla alıştırmalar yapıyor, arkadaşlığı mı koz olarak kullanarak onlardan sandviç ya da dergiler koparıyordum.
Anlatmaya devam etmeden önce derdimin safi maddi olmadığını belirtmem gerek. Aynı zamanda da insan yüreğinin zaaflarını keşfetmek için erken bir teşeb büs, bir tür adalet arayışıydı."
Acı yok; intizar yok; eskide kaldı hasret
Devrini tamamladı endişe, korku, hayret
Buz ve köz tarih oldu; bitti zaman ve mekân
Zaman biziz, mekân biz; imkânsıza yok imkân
Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında
Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında
İçim sensin bu ilde; dışım sensin Rüveyda
Rüveyda, ben sendeyim; sen bendesin Rüveyda
Buz ve köz tarih oldu; bitti zaman ve mekân
Zaman biziz, mekân biz; imkânsıza yok imkân
Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında
Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında
Ebeveynlerin en yaygın yaptığı yanlışlardan biri de çocuğa küsmektir. Bunu çoğu zaman problem karşısında adeta koz olarak kullanırlar. Zira kendileri de sorun çözme yöntemi olarak bunu görmüşlerdir. Halbuki bu tutum güven duygusunu çok zedeler.
Kişiye verilmiş ağır bir cezadır. Çünkü insanın var olma ihtiyacı fiziksel ihtiyaçlarından önce gelir. Bundan dolayı bireyler kılık kıyafetine dikkat eder, süslenir, konuşmasını düzeltir, arabasını-evini yeniler, mesleğinde yükselmek ister.
İnsana verilebilecek en büyük ceza ise onun varlığını görmezden gelmek yani ona küsmektir.
Simmon'la beraberken bu kadar kötü değildim. Onun varlığı dikkatimi hoş bir şekilde dağıtıyordu. Fakat Anker'ın Yeri'ndeki küçücük odamda yalnızken hafızamın eline düşmüştüm. Sanki zihnim hayatım boyunca gördüğüm her sivri uçlu ve acı verici șeyi ortaya çıkarıp incelemeye kararlıydı.
En kötü anılarımın kumpanyamın katlinden kaldığını düşünebilirsiniz. Kampımıza dönüp her şeyin yandığını görmem. Ebeveynlerimin cesetlerinin alacakaranlıkta büründüğü tuhaf biçimler. Onları öldürenler. Chandriahlılar. Durmaksızın sıntarak benimle konuşan adam. Köz.
Bu anılar kötü olmasına kötüydü, fakat aradan geçen yıllarda onları öyle çok hatırlayp gözden geçirmiştim ki keskin kenarları neredeyse tamamen körelmişti. Haliax'ın sesinin tonunu ve tınısını babamınki kadar net anımsıyordum. Köz'ün yüzünü kolayca hayalimde canlandırabiliyordum. Gülümserken sergilediği inci gibi dişlerini, beyaz kıvırcık saçlarını. Mürekkep damlaları kadar siyah gözlerini. Birisinin ailesi hiç olmadık şarkılar söylemiş, diyen kış soğuğuyla dolu sesini.