10/10
·304 syf.··
2026 39. kitabı
Adaşım olan #melisaşentürk ün #kullanıcı adlı kitabının yorumuyla geldim. Lafı uzatmadan söylemek istiyorum. Bayıldım! Çünkü, kitabımız içeriğiyle toplumsal bir sorunu da ele almış. Sosyal medya üzerinden açılan hesaplar oluşturulan sahte hesaplar karşımıza yeri geliyor ; yakından tanıdığımız veya tanımadığımız kişileri çıkarıyor. Kitabımız texting formatında ve yazarımızın da dediği gibi, gerçek olan tanımadığımız birinin mesajlarını okuyormuşuz gibi bir his bırakıyor. Çok uzatmadan hemen konusundan bahsetmek istiyorum... Linda, anaokulundayken onun hatası olmadığı halde bir arkadaşının kaydıraktan düşerek hayatını kaybetmesiyle ailesinin de tavırlarıyla sorunları olan bir üniversite öğrencisi. Hatta ölen arkadaşının abisi de bizim kıza aşık! Yani artık siz buna aşk mı dersiniz ne dersiniz onu bilemem... Şöyle de bir durum var, iki aile artık o ölümden sonra birbirine düşman. Linda, hiç bilmediği #user4646 adlı bir kullanıcı tarafından ona gelen mesajla tanımadığı bir kişiyle konuşmaya başlar. İşin tuhaf yanı da Linda'ya dair her şeyi biliyor olması. Ve bu konuşmalar günden güne artmaya da başlar. Öte yandan ona aşık olan Ateş'ten de devamlı mesajlar alır. Gelin görün ki küçükken Linda' nın takmış olduğu ve ona dair stickerlar yapıştırdığı bir hayvan olan Panter lakabını kullanır. Hem #user4646 hemde Ateş. Vee bunu aynı anda yaparlar. Açıkcası kitabın sonunda zarfı açınca karşıma çıkan kişi beni bir hayli şaşırttı. Bu kitapta ders çıkarılacak o kadar çok fazla şey vardı ki... Bir kere gerçekten kiminle konuştuğumuzu asla bilmiyoruz. Kime ne konuda nasıl bir koz veriyoruz asla bilmiyoruz. Karşımızdaki kişi aslında gerçekten söylediği kişi mi? Bence okunması ve göz önünde tutulması gereken bir kitap.
KullanıcıMelisa Şentürk · Ephesus Yayınları · 202643 okunma
Kor gönül
Puan vermedi
Bir Hıçkırık duydunmu o benim işte senin duymadığın senin elinin tersiyle itip geçtiğin Yüz üstü bıraktığın herşeyiyle arkada bıraktığın o insanım ben senden Sevgi istedim Kibrit verdin senden mutluluk istedim köz verdin sonra elimi tutup bizi sen yaktın Bu hayatta yaptığım tek suç seni sevmek oldu.
Kalpİskender Pala · Turkuvaz Kitap · 20195,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İradenin olduğu yerde çare tükenmez..
8/10
·408 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:23
Betty Mahmudi'nin Kızım Olmadan Asla adlı kitabını okurken elimden bırakmakta zorlandım. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebini de okudukça daha iyi anladım. Betty Mahmudî profesyonel bir yazar değil, yaşadığı olayları anlatan bir anne. Belki de kitabın etkisi biraz buradan geliyor. Edebi kaygılardan çok yaşanmışlığın ağırlığı hissediliyor. Olayların ne kadarının birebir yaşandığı ya da bazı kısımların ne ölçüde öznel olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, okur olarak anlatılan çaresizliğe ve korkuya kayıtsız kalmak kolay değil. Kitap, Amerikalı Betty'nin İranlı eşi Mudi ile birlikte kızları Mehtap'ı da alarak İran'a gitmesiyle başlıyor. Başlangıçta kısa süreli bir aile ziyareti gibi görünen bu yolculuk, Mudi'nin Amerika'ya dönmeyeceklerini açıklamasıyla bambaşka bir hâl alıyor. Bundan sonra kitap bir annenin özgürlüğünü ve kızını korumak için verdiği mücadeleye dönüşüyor. Olay örgüsü son derece sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe Betty'nin içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor ve okur onun yaşadığı baskıyı daha yoğun hissediyor. Karakterlerin psikolojik yönleri kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Betty'nin yaşadığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygusu oldukça başarılı aktarılmış. Yabancı bir ülkede, dilini bilmediği insanların arasında, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadığını hissetmesi okura da geçiyor. Onun ayakta kalmasını sağlayan şeyin annelik duygusu olduğu çok açık. Kızını geride bırakmama kararlılığı kitabın merkezinde yer alıyor. Mudi karakteri ise psikolojik açıdan oldukça ilgi çekici. Amerika'daki hayatında tanıtılan Mudi ile İran'a gittikten sonra ortaya çıkan Mudi arasında ciddi bir fark var. Güç sahibi oldukça daha baskıcı hâle gelen, çevresinden aldığı destekle otoritesini artıran bir karakter görüyoruz. Onun davranışlarını
Biyografi
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:16
Okumaya çok geç kaldığım bir eser ,öyle tat aldım ki... Güntekin'in dili, kurgusu hiç mi yanıltmaz insanı. "Bir Kadın Düşmanı" mektup türünde kaleme alınmış, Sarâ adlı karakterin Erzurum'da asker olan paşa babasına, kız arkadaşı Nermin'e yazmış olduğu mektuplarla ilerleyen ve sonlara doğru Homongolos'un ölmüş bir arkadaşına yazmış olduğu mektupların eklendiği 2 bölümde ele alınabilecek bir eser. Sarâ'yı baştan beri sevememiştim yirmili yaşlarında son derece genç,güzel ve bu güzelliğinin farkında şımarık büyümüş bir kız m.Sara,dayısının kızının düğünü için gittiği köyde erkeklerin kafasını bir hayli karıştırıyor ve bu durumdan da oldukça memnun. Öyle ki dayısının damadı olacak genç Remzi'yi kendine aşık edecek kadar da ileri giden şımarık biri. Günün birinde kadınlar hakkındaki olumsuz ve alaycı fikirlerini ulu orta söylemekten çekinmeyen takma ismi ile Homongolos ,gerçek adı ile Ziya Bey ile karşılaşıyor. Kadın düşmanı ve başına buyruk olarak bilinen Ziya Beyi kendine aşık ederek ondan intikam almaya karar veriyor.Bunu yaparken de dayısının küçük kızını da maşa olarak kullanıyor. Kayabalığı, Homongolos adlarıyla bilinen romanın bir diğer kahramanı Ziya'yı tanıyalım biraz ,küçüklüğünden beri sevilmemiş,çirkin bir çehreye sahip ancak güçlü biri,insanlara zayıf yönünü ya da zaaflarını göstermeyi asla istemeyen biri.Sporcudur.Annesi erken yaşta ölmüş. Babası, kardeşleri ve üvey annesinden ne sevgi ne de şefkat görmemiş , küçük yaşta yatılı okula verilmiş ve orada büyümüş bir genç. Ancak tüm çirkinliğine,sevilmemişliğine rağmen çokta akıllıdır. Toplum içerisinde girmekten çekinmekte ve insanlar ile konuşmayı çok bilmemektedir. Kendini koruma içgüdüsü geliştiren , kendini sert bir kabuğun içine hapseden biri. Sevgisizliğin yanında sosyal hayatında da dış görünüşünün
Bir Kadın DüşmanıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20105,3bin okunma
Sözde Adam - Norah Vincent
9/10
·284 syf.··
2026 188. kitabı
Modern dünya, bizi iki karşıt kutba ayırıp birbirimizi düşmanlaştırmaya programlanmış devasa bir simülasyondur. Kadınlar kendi yankı odalarında erkeklerin konforunu ve tiranlığını tartışırken, erkekler kendi zırhlarının arkasında sessizce çürür. Amerikalı gazeteci Norah Vincent, bu iki odanın da duvarlarını yıkan ve gerçeği çıplak etiyle tecrübe eden nadir bir zihin. Katı bir feminist olarak başladığı 18 aylık "Ned" (erkek) simülasyonu, onu bir ideoloğun konforlu alanından çıkarıp, insan doğasının o çiğ ve deterministik mekanizmasıyla yüzleştirdi. Kitaptan altını çizdiğimiz bu sarsıcı satırlar, bilincin ve toplumsal rollerin insanı nasıl bir robota dönüştürdüğünün en net vesikasıdır. Kadın Dünyasının Sosyal Beceriksizliği ve "Lobotomi" Arzusu Vincent, Ned kimliğiyle heteroseksüel kadınlarla randevulara çıktığında, hemcinslerinin dışarıdan görünmeyen o iç yüzüyle çarpışıyor. Karşısındaki kadınların o bitmek bilmeyen taktiklerini, sürekli ilk adımı karşıdan bekleyen pasif-agresif hallerini ve o muazzam sosyal beceriksizliklerini gördükçe zihinsel bir cinnet eşiğine geliyor. İnsan o sahneleri okurken, bu manipülatif yapaylığa katlanmaktansa "içimden beynime lobotomi yapmak istiyordum" diyecek kadar ağır bir zihinsel yorgunluk hissediyor. Kadın dünyasındaki o sürekli birbirini süzen, gizliden gizliye yarışan ve şüpheyle yaklaşan "sahte nezaket" maskelerini gördükten sonra, erkeklerin o ham ve hesapsız şeffaflığını "masum ve temiz" bulması kaçınılmaz hale geliyor. Çünkü erkeklerin dünyasında kurallar düzdür; kimse kimsenin beynine lobotomi yapma ihtiyacı hissettirecek sinsi oyunlar oynamaz. Büyük Erkek Sırrı: İnsan Değil, Robot Gibi Kullanılan Erkekler Vincent’ın erkek dünyasından çıkardığı en büyük koz, belki de hiçbir erkeğin kendi hemcinsine bile itiraf edemediği o
Sosyoloji
Sözde AdamNorah Vincent · Fihrist Yayınları · 202350 okunma
3/10
·256 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 17:13
Yazar mimar olarak kendi hayatını deneyimlerini yazıyor. Söylediği doğru şeyler çok. Benim de değişmesini istediğim itiraz ettiğim tahammül etmekte zorlandığım şeyler. Depreme dayanıklı evlerde, insan ölçekli şehirlerde, doğayla uyum içinde yaşamak benim de hayalim. Lakin yazarımız bizden biri gibi değil; belki de bu kadar umutsuz olması her şeyin en olumsuzunu görmesi bu yüzden. ‘Türkiyelilik’ kavramını bolca kullanan kendini Çerkes ve solcu olarak tanımlayan birisi. Bu vesileyle gördüm ki ülkemizdeki etnikler tüm garibanlık, yoksulluk kendine özgü sanıyorlar ve bunun için bile ülkemizi suçluyorlar. Zulümden kaçıp ülkene sığanan insanlarda bile minnetin kırıntısı yok. Solcu ya kendi etniklerinin milliyetçiliğini yapabilir. Her gittiği ülkede, şehirde, köyde çerkes araması, onlarla arkadaş olma çabası, onlara toz konduramaması takdire şayan. Bu etnikler birbirlerini nasıl da tutuyormuş. Hele kitabın sonundaki Cem Özdemir’le foto sürpriz oldu. Öyle ki bu insanların eline koz geçtiği an bu ülkenin karşısında olanların yanındadır hep Cem Özdemir gibi.
Yağma Ülkenin MimarıYalçın Karadaş · Belge Yayınları · 20139 okunma