Derdini kimselerle paylaşamamanın sıkıntısıyla içine kapanmış, çevresine kalın bir koza örmüş, o kozanın içinde yaşadığı olumsuzluklara inat, her geçen gün daha da güçlenen duygularıyla baş başa, kısılıp kaldığı tek kişilik hücreden çıkış yolu arıyordu.
Yeni bilgi teknolojileri yüzyıllardır, küreselleşme sürecini hızlandırıp dünyanın dört bir yanındaki insanları yakınlaştırdı. Ancak paradoksal olarak bugünün bilgi teknolojileri, tam da o kadar güçlü olduğu için farklı insanları ayrı ayrı bilgi kozalarına hapsederek insanlığı bölebilir ve ortak insanlık düşüncesinin sonunu hazırlayabilir. Son yılların temel metaforu "ağ" olsa da, gelecek "koza"ların olabilir.
Dış dünya canımı yaktıkça, iç dünyama bir sığınak yaptım. İçime ipekten esnek, çelikten sağlam bir koza ördüm. Bu içsel sığınak bir kaçış değildi, arayıştı! Girilmez sınırları olan, güzel bir dünya yarattım göğüs kafesimde.
Hayatı boyunca iyi bir evin, kale gibi güvenli bir yer, bedeni saran bir koza, vücudun derisinden ve giysilerden sonra insan için en iyi koruyucu olduğunu öğrenmişti.