" En çok gülerken üzülüyorum. "
" Ne sığınabilecek bir geçmişim ne yürüyebileceğim bir gelecek var. Ben burada, sığındığım yerde mahsur kaldım: Şimdide. "
Kitap babasının dayağından kaçarken kocasının şiddetine maruz kalan , çocuğu olduğu için ve baba evine dönemeyeceği için katlanmak zorunda en sonunda da üçüncü sayfa haberlerine konu olmamak için evden kaçıp kendine yeni bir hayat kurmak isteyen bir kadının öyküsü: Ülker abla.. nereye gideceğini, nereye sığınacağını bilmeden yürürken hastaneye sığınabileceği nerden aklına gelebilir ki insanın. Hep şiddetten hastane odalarında yatarken şimdiyse hastane odalarında yatanlara refakatçilik yaparak devam etmeye çalışan biri Ülker abla.
Aslında günümüz şartlarında olanlara ne çok parmak basmış öyle değil mi? Eşinden şiddet görenler, hastaneye " merdivenlerden düştüm" diyerek yatanlar, çocuğu olduğu için bırakıp gidemeyenler, boşanmak istese ölüceğini bilenler, baba evine dönse eşine yine teslim edileceğini ve günün birinde üçüncü sayfa haberlerinde yer alacağını bilenler ve daha fazlası. Sokakta yanımızdan geçenlerin neler yaşadığını, neyden kaçtığını, kaç gündür yemek yemediğini, dışarda çok iyi görünüp dört duvar ardında nasıl psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü, dışarı çıkarken aman belli olmasın diyerek makyajla kapattığını ve dahasını, bilmiyoruz. Bilemiyoruz.
Kabus gibi hayatlar yaşayan tüm kadınların sesi oldu Ülker abla.
" Hani diyorlar ya, rüyamda bunun rüya olduğunu biliyordum diye... Kâbustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum. "
Kitabın diline gelecek olursak , oldukça açıcı , basit bir anlatımla yazmış sevgili Seray Şahiner. Sanki günlük hayatta sohbet eder gibi bir havası olduğu yadsınamaz bir gerçek.
Keyifli okumalar dilerim.