Devrimci Prometheus
Puan vermedi·78 syf.··
2025 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 20:12
Prometheus'un trajedisini okudum. Zeus'a baş kaldıran o azgının inadını gördüm. Bilgelerin en bilgesiydi ama bir azgının, sapkının ateşini taşıyordu o. Pek tabii, ateşi tanrılardan kandıran birisinden de bu beklenirdi. Prometheus şüphesiz büyük devrimciydi, iktidara karşı baş kaldıranların sonuncusu değildi ama en yücesiydi. Onun işaret ettiği devrim ise sonsuz kez sürer, sonsuz kez gerçekleşir. Zeus'un, o keyif sevdalısı tanrıların tahtı defalarca alaşağı edilir. 19-20. yüzyılın çalkantılı ideolojik hareketlerinin haberini veriyordu Prometheus gizliden gizliye. Zira bilgelerin en bilgesi, öngörülerini bize bağışlamıştı. Doğrusu kendisi tutsak olsa da ateş insana çok yakıştı. Tanrılar insanı, -isyan edenin ortaklarını- sıkıntılarla cezalandırdılar. İşte bu trajedi, tarihin en büyük TRAGEDYASI hem bilimin hem de siyasi devrimlerin habercisi! Aklın ateşiyle yakıp yok edeceği her altından taht. Bir döngüdür ki bu Taht'a pisleyen herkes başka bir Taht'ın varisi olacak. O da Tahtından edilmeye yazgılı olacak. Kronosoğlu Zeus kadar iştihamlı da olsa, otoritenin tahtı hep sarsıntı içerisindedir bu yüzden. Yıktığı gibi yıkılacak. Hem nedir ki şu Prometheus'un ateşi? ATEŞ ki hem tutku hem akıl, ateş ki melek eliyle geldi ama şeytani bir güç taşıyor. ATEŞ ki yücelerin yücesi ama bütün kutsallara leke sürüyor. Yakıp yok olacak insanlık, yok edecek her defasında kendini bu insanlık. 1984'de Cesur Yeni Dünya'da her defasında ateşin kendine karşı nasıl bir uyarı sistemi olduğunun kanıtı değil mi? Üstüne basılsa bile insanın başını kaldırıp kendi ölümünü izlemesi yazgı değil mi? Belki galaksiyi ele geçirecek olsa da... Bitmeyecek açgözlülüğün ve önden kararlaştırılmış ölümün ölümsüzlük bahşettiği yaşamın isyanı, BENGİ DÖNÜŞ'ün mukkaderatı değil mi? Böylece Güneşten bile daha
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Mitolojiyle Harmanlanmış Bir Polisiye!
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2024 22:36
Bu kitaptan sonra Zeus'un aşk hayatıyla dalga geçmekten çekinebilirsiniz! Evet, çünkü kendini Zeus sanan bir katille karşı karşıyayız ve bize daha ilk dakikadan, "ayağınızı denk alın ölümlüler!" diyor Kronosoğlu Zeus. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu kitap okuduğum ilk Ahmet Ümit romanıydı ama son olmayacak, olmamasını umuyorum yani. Ahmet Ümit okumaya devam etmem gerektiğini düşünüyorum. Yazarın siyasi duruşu vs beni hiç ilgilendirmiyor, aynı görüşü paylaşmıyoruz elbette ama hiç takılmıyorum bu duruma. Kitapta yer yer kendini yeterince saklayamamış, politik görüşünü göstermiş olduğu için bir ufak rahatsız olmadığımı söyleyemem ama bunlar çok üstünde durulacak noktalar olmadı benim için. Özellikle birkaç yerde geçen "Türkiyeli" sözcüğü canımı sıkmadı diyemem, ama kurguya odaklanmayı tercih ettim ve gerçekten şahane bir eser okumuş oldum. Olay, mitolojik olaylara atıfta bulunarak, mekânları vs ona göre hazırlayarak, incelikle kurbanlarını katleden bir seri katilin işlediği cinayetler dizisinden ibaret. Katili tahmin etmek zor muydu, benim için çok zor değildi ama arkasında yatan olayları tahmin etmek çok zordu bunu kabul ediyorum. Aslında yazar bize baştan itibaren ipuçları verse bile bunları birleştiremezdik, en azından ben birleştiremedim yani. Kitap, ilk sayfasından itibaren beni içine çekti ve iki gün gibi kısa bir sürede bitirebildim. Oysa başlamadan, kesin bir haftada okurum diyordum ama öyle olmadı. Gerek mitolojinin, gerek tarihin polisiyeyle harmanlandığı bir roman olduğunu söyleyebilirim. Kitabın her sayfasında, arkasında büyük bir araştırmanın, çalışmanın olduğunu anlayabiliyorsunuz. Bu yüzden tebrik ederim yazarı, gerçekten mitoloji, tarih ve polisiye bu kadar güzel harmanlanamazdı kanaatimce. Çok fazla polisiye okumadım, hatta bir elin parmağını bile
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Reklam
10/10
·708 syf.··
2024 17. kitabı
Söyle tanrıça, Alerikoğlu Hasci’nin yalnızlığını söyle. Kendi başına kendi getirdi böyle bir uğurlu günü. Huzur’un gelip de içine dolmasına sebep, diğer tüm ölümlülerin arasında, gözüne çarpması ölümsüzlerin, bu yalnızlığının sonucuydu. Zeus’un evinde oturmaktaydı hep var olan tanrılar, sessiz sedasız, yüzyıllar geçmiş yapamamışlardı ağız tadıyla bir tek şölen, çünkü gök gürleten Zeus’un yerinde değildi keyfi, Olympos’un en yüksek zirvesinde, oturmaktaydı tek başına, kederli. Asırlar olmuştu Kronosoğlu’nun anılmaz olalı ismi, bir ölümlü tarafından, saygıyla. Babaları bu haldeyken cesaret gösteremiyordu tekmil tanrılar, nektar içmeye, şölen yapmaya. Bir gün anlaşıp, gece yarısı ava çıkan kurtlar gibi, vardılar inek gözlü Here’nin yanına. “Sıcak koynuna alsan tanrıların babasını, belki o zaman dağılır kederdi, yine kurarız sonsuz şölenler, eğleniriz eskisi gibi.” dediler, Here de cevap verdi: “Derman olamaz hiçbir ölümsüz bulut getiren Zeus’a, sıcak yatağıyla ya da tatlı sözüyle;
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
Puan vermedi·708 syf.··
2021 10. kitabı
Kitabı okumadan önce amacım Yunan mitolojisi hakkında bir şeyler öğrenmek ve Yunan Mitolojisinin tanrılarıyla ilgili bilgi almaktı. Açıkçası bir sürü tanrı ve birçok karakter olması gözümü korkutuyordu. Zaten neredeyse ilk 200 sayfa bu tanrılar, karakterler ve yerleri tanımaya çalışmakla geçti. Sonrasında işler kolaylaştı. Artık Yunan mitolojisinden korkmuyorum. Temel araştırma konum batı kültürünün ve Hristiyanlığın günümüze kadar şekillenmesinde önemli bir etken olan Yunan mitolojisi ve tanrıları hakkında bilgi almaktı. Gördüm ki aslında tanrı denen varlıklar ölümsüz olmakla birlikte yine de bizim inandığımız manada bir tanrı değiller. Daha çok melek yada şeytan gibi varlıklar. Ama gariptir her ne kadar Zeus kadere hükmedemiyor olsa da tüm tanrıların üstünde bir tanrı yok yunan mitolojisinde. Şu an okumakta olduğum Hesoidosun Teogonia’sında biraz olay bizim inandığımız manada tanrı anlatılıyor ama yine de yunan mitolojisinde tanrılar daha çok insan üstü ölümsüz ve çeşitli doğa üstü güçlere sahip varlıklar. Prometeus’ta olsun ilyada da olsun teogonia da olsun tanrılar hep insanlar gibi duygulara hırslara sahip varlıklar. Birbirlerini çekemedikleri için savaşıyorlar. Kral olmak için birbirlerini yok etmeye çalışıyorlar falan. Zaten Zeusu Zeus yapanda tanrılara karşı kazandığı savaş. Dedesi doğan çocukları tahtını ele geçirmesin diye tekrar annelerin karnına sokarken Zeusun babası kronosta çocuklarını yiyor. Ama anneler bir şekilde oğullarından birini yaşatıp hem kendi acılarına son vermek hemde kocalarının saltanatını sonlandırmak adına mücadele ediyor. Yani Tek tanrı inançlarıyla pek alakası yok. Ama insan okurken ister istemez bizde ki melekler mi bunlar demeden edemiyor. Öncelikle tanrıları ve troya savaşına taraf olan kişileri sıralayayım. Tanrılar: • Zeus :
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
Puan vermedi·708 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Homeros'un İlyada eseri Antik Yunan Edebiyatı'nın ilk eseri sayılmaktadır.Yunanca İlias adını taşıyan destan İlyon ya da Troya kentinin destanıdır.1870'de Alman arkeolog Heinrich Schliemann'ın başlattığı kazı çalışmaları( Onu Wilhelm Dörpfeld ve Blegen adındaki arkeologlar izlemiştir.) sonucunda İlyon kentinin Çanakkale Boğazı'na yakın bir yer olan Hisarlık Tepesi olduğu tespit edilmiştir.1870'lere kadar İlyada sadece mitolojik bir eser olarak görülürken kazı çalışmaları neticesinde tarihsel bir gerçekliği barındırdığı gün yüzüne çıkmıştır. İlyada,Ege Denizi'nin batı ve doğusunda yer alan iki coğrafyanın savaşıdır.Batıda yer alan Kral Agamemnon(Gözü doymaz ve otoriter bir kral) önderliğinde Hellenler(Akhalar,Danaolar,Argoslular ve Mykene;Hellen ırkının kavimleri olup kitapta sık sık geçmektedir.) ile doğuda Kral Priamos önderliğinde Troyalıların mücadelesidir. İki tarafa da yardımcı kuvvetler destek sağlamıştır.Öyle ki Giritliler Hellenlere,Lykialılar Troyalılara katılmıştır.Anlayacağımız Yunanistan ve Anadolu'da yer alan iki konfederasyonun karşı karşıya gelmesidir. Savaşın sebebi olarak her ne kadar Kralların Başbuğu Agememnon'un kardeşi Sparta Kralı olan Menelaos'un karısı Helene'nin Kral Priamos'un oğullarından Paris(Kitapta Aleksandros olarak da geçer) tarafından kaçırılması gözükse de Hellenlerin dönemin daha gelişmiş ve uygar olan Troya şehrinin zenginliklerini elde etme arzusu da anımsanmayacak bir sebeptir.Öyle ki sorun sadece bir kralın karısının kaçırılmasından dolayı duyduğu derin öfke olsa Hellenler neden düşmanlarından her anlamda(Asker,gemi,at vb.) on kat daha güçlü bir ordu ile organize olsun.Neden Yunanistan'tan Ege'ye gelene kadar geçtikleri tüm coğrafyaları talan etsin. Şunu da belirtmek gerekir ki Homeros M.Ö. 850 sularında yaşamış bir ozan
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
OLYMPOS TANRILARI, HOMEROS VE İLYADA ÜZERİNE BİR İNCELEME
9/10
·708 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2020 14:05
Dünyada Homeros ve eseri kadar çok duyulmuş, tanınmış kaç kişi ve eser vardır dersiniz? Homeros, İlyada, Troya, Olyimpos Dağı, Olympos Tanrıları, Helene, Paris ve daha niceleri ile ilgili bölük pörçük anılarım altı yedi yaşlarımda radyodan kalmadır. İslam ve diğer semavi dinlerde tanrının yeri, her şeyin üzerindeyken Homeros’un tanrılarının insanlarla iç içe olması, tanrılara her türlü aşağılama ve hakaretin yapılabilmesi, tanrı ve tanrıçaların hovardalık peşinde koşmaları, tavlayabildikleri ölümlü insanlardan çocuklar peydahlamaları vs gibi ayrıntılar o gün bu gündür kafamı kurcalar dururdu. İlyada her ne kadar da Homeros’un eseri diye bilinse de, yüzyıllardır halkın dilden dile aktardığı bir destan olduğu anlaşılıyor. Yunan halkı ve dolayısıyla da Homeros her anları tanrılarla birlikte olsa, her konuda onlara şarap, tütsü ve kurban sunsalar, onlar adına sayısız heykeller, sunaklar, tapınaklar yapsalar da, tanrılarla aralarının hiç barışık olmadığı, tanrıların kararlarına da kendilerine de pek saygı duymadıkları, onlara çok da inanmadıkları göz önünde. İlyada’yı gözleri görmeyen Homeros’un yazmadığı da açıktır. Bilindiği gibi eski Yunan tanrıları Mısır kökenlidir ve yazlı bir metne dayanmayan, dilden dile aktarılan bir destan iken 2800 yıl önce ilk kez onun dilinden yazıya dökülmüştür. Bu açıdan bakınca Homeros’a “eski Yunan dininin peygamberidir.” diyebiliriz. Bir farkla ki, semavi dinlerin peygamberleri gibi Homeros’un “bana vahiy geldi, bu dinin ibadetleri ve kuralları şunlardır” deme ve insanları ikna etme bu dini yayma gibi bir kaygısı da yoktur. İlyada’yı okumaya başladığınızda, Bir yanınızda üzerinde insan kaynayan Troya surları, diğer yanda deniz ve üzerinde büyüklü küçüklü savaş gemileri, birden bire bir savaşın içinde bulursunuz kendinizi. Üstünüzden oklar,
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma