Cinsiyet, tanımının üç beş kelimeden ibaret olmadığı fakat koca evrenin sınırlarını, evren içinde cinsi ayrımlarla yaşam süren varlıkları kalıplarına hapsettiği bir kavramdan başka nedir? diye basit ama karmaşık bir soru ile başlıyorum. Bu cinsi ayrımın iki uç içinde yoğunlaşmasının bu denli yaşamı yönlendirmesinin ağır şekilde kitapta işlendiğini görüyoruz. Yazarın okura sunmak istediği bu cinsi karmaşaları soru işaretleri ve kadının kendinden başka anlayanı ve dostu olmadığı yargısına ulaşıyorum. Kadının dünyaya gönderilmiş cinselliğin şafağı dışında bir diğer insan için anlam ifade etmeyen bir varlık olduğu bilincinin verildiğini görüyoruz. Kadının hem erkeğin hem de başka bir kadının gücü altında yaşam sürdüğü, yaşamın her alanında olduğu gibi var olma çabalarının cinselliğin şafağında sürdüğü bir varlık olduğu bilincine varıyoruz. Yaşamın her bir varlığa bir fiyat biçmiş olduğu, fiyatı yüksek varlıklar olmak için çaba içerisinde olduğumuz ve fiyatı her yüksek varlık gibi yaşamı koca bir yalana çevirdiğimiz gerçeği kitabın kapağı kapandığında kıca bir tokat olarak yüzümüze iniyor.