Küçük çalıbülbülü ve bir mirac gecesi Bir garip bülbüldüm, hara tutuldum; Özüme köz düştü, nar’a tutuldum; Sevmeyi bilmeyen yâr’a tutuldum; Bir ibretlik aşık oldum vesselam. HüznünŞairi İBRETLİK AŞIK Küçük çalıbülbülünün rengi solmaya başlamıştı renkleri ise yavaş yavaş kirleniyordu bir gün Allah Teala ona meleklerini göndererek vahyetmeye başladı ve o vahiyler gelmeye başlayınca küçük çalıbülbülünün teni aşk ile parlamaya başladı batı Avrupadan güneydoğu Avrupaya uçan küçük kuş bir garip bülbüldüm aşkın harına tutuldum diyordu aşk ile uçan küçük çalı bülbülü en sonunda kırmızı gülün üzerine es selamü aleyke ya Resulullah diyerek kırmızı gül ile sohbet etmeye başladı Bismillah ilahi hecesi ile başlıyordu o ibretlik aşk ve o gün mirac gecesiydi istanbul beyazıt kulesinde bir öğrenci kerim olan Kuraanı okuyor sınavlar için Allah Tealadan yardım diliyordu istanbulun tarihi boğaz konaklarından birinde ise müezzin efendi İsra suresinin mübarek ayetlerini okuyor filistin gazze kudüs için göz yaşı döküyordu kulu ve resülünü Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya götüren Hak Teala her şeyi hakkıyla bilen görendir diyen küçük çalıbülbülüde o ilahi aşk ile Mescidi Haramda hara tutuldu kanatlarını renk ve ahenkle çırpmaya başladı ancak mescidi aksanın üzerine konunca efendimiz gibi rengi soldu hüzünlendi Mescidi Aksa ibretlik bir aşk sınavıydı
Din
Filistin için. Gazze için. Korkuya, kayba, yersiz yurtsuz bırakılmaya ve sessizliğe göğüs geren her bir can için. Umut etmeyi sürdüren insanlar için. Hayatta kalanlar için. Ve hayatta kalamayanlar için. Savaşın karanlığında evini, düşlerini, sevdiğini ya da benliğinin bir parçasını yitiren herkes için. Yıkımın ve acının ortasında yanımda dimdik duran aileme ve tüm yol arkadaşlarıma. Bu sayfalar, asla silinip yok edilemeyecek olanı yaşatmaya vesile olsun. The Sky I Live Under
Filistin
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
28.06.2026
Selamün Aleyküm.. Yâ Vâlî (c.c) Ey Her Şeyi Tek Başına İdare Eden! Yâ Müteâlî (c.c) Ey izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan! Ey Kudretlilerin En Kudretlisi! Ey İzzet Sahiplerinin En Şereflisi! Ey Vasfedenlerin Hakkıyla Vasfedemediği Yüce Rabbimiz (c.c) Elhamdülillah Senin kereminle gözümüzü açtık yeni güne. Geçmişin tüm yorgunluklarını, üzüntülerini ve sıkıntılarını rahmetinle üzerimizden al. Kalbimizdeki kırgınlıkları şifaya Karşımıza her daim iyileri, doğruları ve ruhumuza şifa olacak hayırlı insanları çıkar. Geçmişin gölgesini üzerimizden kaldırarak yaşayacağımız güzelliklerle bize tüm zorlukları unuttur ve bizi “iyi ki yaşadım” diyecegimiz ikramlarınla karşılaştır. Bize verdiğin izzeti çiğnetme. Bize verdiğin kulluk bilincini kaybettirme. Bize bahşettiğin kardeşlik hukukuna riayet edenlerden eyle. Sen ki zamanlar içinde mübarek zamanlar yarattığın gibi mekanlar içinde de mübarek mekanlar yaratansın Bu mekanlara sahip çıkma şerefini bize lütfeyle. Bizi emanete sahip çıkamamış , mahcup ve mahzun şekilde huzuruna gelmekten muhafaza eyle. Ümmet-i Muhammed üzerine kurulan bütün tuzakları boz. Yâ Hayr’ul-Mâkirîn Bizlere Ümmet Şuurunu, Bizlere İslâm Onurunu, Bizlere Mü’min İzzetini, Bizlere Kardeşlik Hukukunu Ver. Bizlere Adalet Şuurunu, Bizlere İslâm’ın Vakur Duruşunu, Bizlere Senin Hidayet Nurunu,Yeniden Yeni Bir Dirilişle, Yeni Fetihlerle, Yeni Fatihlerle Tekrar Tekrar İkram Eyle.
Ah Kudüs... Ah Mescid-i Aksa sana ulaşmak ne zordu! Sen ne çok kıymetliydin ki bir hazine gibi perde perde çevrelenmiştin. O perdeleri bir bir açmak, o hayat sahnelerini bir bir yaşamak gerekiyordu. Buna ancak Selahaddin'in sabrı yeterdi. Selahaddin s(47)
1000Kitap
Unutulmuş Filistin kadar üzgün değilsindir Ki gözyaşların ağlayan Kudüs kadar değildir O halde nedir bu sen de tükenmişlik hissi. Dön ve bekle. İlahi adaletin gelecek tesisi.
Dışarıdalar ve Senin de Çıkmanı Bekliyorlar... Her zamankinden daha kalabalıklar. Kadınlar, erkekler ve yaşlılar, hepsi ordalar ve senin çıkmanı bekliyorlar. Seni sevmediklerini biliyorsun, hatta nefret ettiklerini. Gülümsemeden nefret ediyorlar, masumiyetinden, iffetli düşlerinden, dua edişinden. Seni onlardan farklı kılan ne varsa nefret ediyorlar. Onlara kaybettiklerini hatırlatıyorsun. Zihinlerinin bir köşesinde kalan, her an rahatsızlık eden ve bir daha asla ulaşamayacakları masumiyeti hatırlatıyorsun onlara. Yüzüne baktıklarında kaybettikleri Tanrı'nın soluğunu hissediyorlar. Yüzlerinden utanıyorlar, akşamdan kalma sözcüklerinden, saçlarından ve şehvete gömdükleri aşklarından utanıyorlar. Senin bu kentte yaşaman acı veriyor çoğu zaman. Bu sokaklarda yürümen, konuşurken insanların gözlerine bakabilecek kadar cesur olman şaşırtıyor onları. Seni bir kuyuya gömebilmek, taşlamak, korkularla sarmak, ateşe atmak ya da geçmiş zamanlardan kalma bir acının koynuna atmak istiyorlar. Her sabah güneşin doğuşunu, ayakta durarak, alnını toprağa dayayarak, avuçlarını gökyüzüne kaldırarak selamlaman şaşırtıyor. Dışarıdalar ve senin çıkmanı bekliyorlar. Eğer çıktığında mahcup adımlarla yürürsen, bundan epeyce mutlu olacaklar. Başın önde kalırsa ve bugüne yaptığın her şeyden utanarak yürürsen bundan mutlu olacaklar. Çünkü onlardan özür dilemeni, pişman olmanı bekliyorlar. Kendi yüzünden nefret etmeni bekliyorlar. Güzel gözlerini gökyüzüne çevirip düşsel hayallere dalman onları tuhaf bir öfkeye yöneltiyor. Onlar gibi davranmanı bekliyorlar; unutmanı yani göksel olanı, yani alışmanı yavaş yavaş her şeye. Karanlığa. Dilersen çık ve onlarla git. Dilersen vazgeç "benim" dediğin her şeyden. Kimse arkandan kötü sözler söylemez endişe etme. İstersen çık ve onlarla git,