Eskiden yanlışlıkla denk geldiğim büyük bir yazar vardı: Ömer Hayyam. 20 yaşımda belki onlarca kez okudum her rubaisini, her satırını. Her cümlesi başka bir derya, başka bir okyanustu. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu adamı bana tanıma fırsatı sunan bir kitap hediye edildi bana ve belki de Ömer Hayyam dünyamı ikinci defa değiştirdi. Tabi bu defa yalnız değildi. Yanında Hasan Sabbah, Nizamülmülk, Cihan ve daha niceleri vardı. Tabi bunlar haricinde Rubaiyat'ın hayat öyküsü de vardı, İran vardı, Doğu vardı, Rubaiyat Titanik'te batmadan önce ona dokunabilmiş Benjamin Omar Lesage ve güzel sevgilisi Şirin de vardı. Omar ve Şirin, Ömer ve Cihan: Bu dörtlü arasında farklı çağlarda yaşamaları haricinde müthiş benzerlikler de göze fazlasıyla çarpıyor tabi. Yalnız bildiğim ve farkettiğim en önemli şey şu; artık Rubaiyat'ı sadece hayranlıkla değil tanıdığım bir dosta olan sevgi ve aşkla okuyacağım. Teşekkürler Nişapur'lu Ömer, Teşekkürler Maalouf.