Şükran duygusuyla varlık taçlanır, ancak onunla kâinata ulu bir nazarla bakar, onda daha önce göremediğimiz sayısız latife ve oluşlar gözlemleriz. William Blake'in yazdığı gibi:
görebilmek bir kum tanesinde bir dünyayı,
yabani bir çiçekte ise bir cenneti; sığdırabilmek avucuna sınırsızlığı, ve tek bir saatin içine sonsuzluğu.
Yaz ayları gelince denize gümüş göğüslü sevgililer girip İskender gibi cesaretle yüzerler. Halk kum gibi üşüştüğü için oranın denizine de Kumsal denilmiştir. Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar. Onları suyun içinde görenler güller bırakılmış sanır. Sevgililer gülümseyerek gelir, denizde sohbet ederler. Her perinin arkadaşı bir melek yüzlüdür, aralarından su sızmaz. Gemiler denizde âşıklarla beklerken uzun boylu güzeller de suda bellerinden ayaklarına kadar zebercede dönmüş gibi dururlar.