İşte bu şekilde: İçimdeki çarpışması, Fırtınalı bir deniz ile Yumuşakça kum gibi Zihnimdeki umut ve kaygının... Bu kadar yol varken, Bir de meraklı bir ben; Neden olmasın ki umut? Ama diğer tarafta; Hayatın acımasızlığı, Benim acemiliğim Neden olmasın ki kaygı? İşte bu şekilde; İçimdeki çekişmesi, Çocuklar ve Onların ip çekme oyunu gibi, Kalbimdeki temkin ve akış heyecanının... Yarını düşünmeden, Hiçbir tehlikeden korkmadan, Neden akışta heyecanlanmayalım ki? Ama neden İncinebileceğimiz bir duruma Kendimizi atalım ki? Korkmadan!
Şiir
BİZİ TAMAMLAYAN SIRLARIMIZ...
(...) Her şeyi rahatça unutabilen insanları kıskandığım zamanlar oluyor. Kum torbalarının teker teker aşağıya atıldığı balonlar gibi hafifleyip yükseliyorlarmış gibi geliyor öyleleri. İçten içe biliyorum öyle olmadığını; bu kadar basit değil hayatla ilgili hiçbir mevzu. İnsan, içinde her şeyden geriye kalanlarla insan oluyor. Ne kadar sıksa da içlerinde biriken şeyler, ne kadar canlarını acıtsa da, ne kadar ağırlık yapsa ve hafiflemelerine engel olsa da, bu böyle. Unutamıyor oluşumuz, aslında hatıralarımızın ne kadar ayrılmaz parçamız olduğunun da göstergesi... İstesek de unutamıyoruz bazı şeyleri, istesek de setler çekemiyoruz onlarla aramıza... Hatırlamanın anlamlı gelmediği şeyler için bile böyle bu... Bizim bile çözemediğimiz sırlarımız var bizi tamamlayan. -Gökhan Özcan, "Dahili Bellekler", yenisafak.com, 22 Haziran 2023-
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tatil modu
Deniz,kum,güneş daha ne olsun.. Türkiye Cennet 🏖️
1000Kitap
Yedi çöl çevirdim kum saatinde, yedi orman kopardım takvimden, yedi okyanus indirdim gözlerimden, yedi kıta geçirdim ayaklarımdan.. Olmadı. Gitmedi kaburgamdan ellerinin izi. Yedi bıçak saplandı göğüs kafesime, ben bi tek sana vuruldum. Gel sen bizi, yine vur. Ben hazırım ölmeye.
Alıntı
Kum Kokusu
Derin bir veda gibi bir bakış Bir haykırış ardına bakmadan Gözlerinde damla damla bir düşüş Ruhun yıkılmış ayakların yürüken Ruhun orada kalmış sen uzaklaşırken Bir damla zehir gibi bir söz Nasıl bulaştı kanına ansızın Takatin kesildi, yüzünün rengi attı Göğüne astığın duaların koptular Yere düştü, yere çarptı dağıldı Yeni bir dua asamazdında artık Bir söz söyledi, göğünü yıktı Kurumuş yaprak gibi bir hayal Canlılığını kaybetmiş avucunda Sıksan ufalanıp rüzgara karıçacak Kolay değildir feda etmek parçanı Ama feda eder her insan umutlarını Uzun bir mevsimdir bir ayrılık Üstünden gelir geçer baharlar Çiçekler, rengarenk çiçekler açar Sen bir çölde uyanırsın her sabah Mecnun mezarında geçirirsin ömrünü Mevsim biter bir gün çıkarsın ordan Yüreğinde sessizlik, burnunda kum kokusu...
Şiir
Remy de Gourmont, Livre des Masques, 1896
Bir elden bir ele kum gibi akıp giden bir ömür, Oyun sadece oyundur; ölüm de ölüm, daha fazlası değil!