Bir umuttur yaşamak
8/10
·200 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 20:10
Sahra'nın kalbi Selim'i... Merhabalar bugün sizlere sıcacık bir hikaye ile geldim. Eser gerçek yaşanmış bir hikayeden alınmış ve kitapta duygu geçişleri o kadar iyiki sizlerde karakterlerin hikayelerini hissediyorsunuz. Ben Sahra'ya hayran kalırken Selim'in yaşadıklarına ve yarattıklarına üzüldüm. Sanırım Sahra'nın yerinde olsam ikinci bir şans veremezdim kendisine. Ama kız o kadar iyiki hayattan tad almayı yaşam mücadelesine nasıl devam etmesi gerektiğini biliyor ve bir şekilde bu yoluda kendi keşfederek buluyor. Ancak kader bu ikiliyi yine bir şekilde birleştiriyor. Yani kader kendi ağlarını tekrardan örüyor diyelim. Aylin ise bambaşka ve çok güzel bir karakter Sahra'nın en özeli kardeşi ve dostu. Hayatımda onun gibi bir kardeşim olsun isterdim. Sahra'nın ailesi ise muntazam bir yapıya sahipken Selim'in de Sahra gibi bir ailesi var fakat babası Doktor ve kalp krizi sebebiyle vefat ediyor. Baba mesleğine kendini adayan Selim ise bu üzücü olaya kendini kaptırarak uzun bir süre girdaptan çıkamıyor. Sahra ise hayali olan öğretmenliği okuyup güzel çocuklar yetiştiriyor. Selim'in annesine ayrı babasına ayrı Selim'e ayrı Sahra'ya ve ailesine ayrı üzülürken buluyorsunuz kendinizi. Konya'dan Bursa'ya, Bursa'dan Balıkesir'e ve hatta Istanbul şehirlerine konuk oluyoruz. Kitapta Hz Mevla'nın ve Şems Tebrizi'nin birçok sözünü de okuyoruz. Benim o kadar çok etkilendiğim yerler var ki her yerin altını çizdim ve post-itledim. Yine şiir ve güzel dizelerden oluşan sözlere de yer verilmişti. Okurken gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir roman bekliyor sizleri diyebilirim. Şimdi size alıntılar bırakıyorum. ``Hayatta olabileceğiniz en güzel yer bir duanın içinde olabilmektir.`` (Şems Tebrizi) ``Sen benim henüz kabul olunmamış duamsın.`` ``Geceler sadece sana ait olan ve kendinle baş
Roman
Bir Umuttur YaşamakHilal Kılıçaslan · Akif Yayınları · 201957 okunma
Puan vermedi
Kitabı ilk elime aldığımda ismini biraz cinsiyetçi bulsamda tabi yazarın takdiri. Kitap bilimsel çalışmalara dayanan bir kişisel gelişim kitabından çok yazarın kişisel deneyimleri üzerine oluşturuşmuş. Bu sebeple okunması çok kolay bir kitap olmuş. Kaan beyin daha öncede bir kitabını okumuştum orda da yazım dili çok sıcak ve akıcıydı. Bu yüzden de yazarın tarzını seviyorum. Kitapta para biriktirmekle ilgili bir bölüm vardı. Çocukluğumdan beri kumbaraları hep sevmişimdir ve evimin bir köşesinde mutlaka kumbara vardır. Uzun zamandır dolu olan kumbaramı açıp boşalttım. İçinden çıkan miktar yazar kadar beni pek tatmin etmesede eskisinin yerine yeni kumbarayı yerleştirdim bile çoktan. Kim bilir belkide yazar haklıdır, küçük şeylerle başlamak lazım. Gerçi ben çocukluğundan beri kumbara alışkanlığı olan biriyim ama çok işime yaradığını görmedim bunun. Kitapta “Zorlanan değişim gelişim değildir.” sözü çok hoşuma gitti. Kimseyi zorla değiştiremeyiz ama hepimiz bunu hayatının bir döneminde birileri için yapıp başarısız olmuşuzdur.
1000Kitap
Aynadaki Adamı YenKaan Koç · Zet Yayınları · 202622 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tammura'daki Hazineler
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 17:56
#recepyıldırım#zeybeksokak#tammura#belgeyayınları#öykü Tammura, pişmiş topraktan yapılan kumbara, gömü define anlamlarına gelen Arapça bir sözcük. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olmama vesile olan, Türk dili ve edebiyatı öğretmenim Değerli Recep Yildırım 'ın yaşadığı coğrafyanın geçmişi ve bu gününe ilişkin engin bilgilerini, geçmiş yaşantısından aklında kalanları İskenderun'un Zeybek Sokak'ı özelinde anlattığı, Doğu Akdeniz'in kadim coğrafyalarında yaşayan kadim halklarla ilgili bir hatırlama ve güzelleme. Yakın zamanda görüşme imkânı bulduğum değerli hocamın, metinlere illa bir çerçeve çizilmesi zorunluluğunu da hicvederek " estetize edilmiş anısal anlatı" diye tanımladığı Tammura, benim de çocukluğumun geçtiği coğrafyaya; bu coğrafyanın çok kültürlü, çok inançlı yaşamına dair pek çok hikâye anlatıyor. Uzun bir aradan sonra yeniden görüşme imkanı bulduğum Recep hocamın uzun ve keyifli bir sohbetin ardından imzalayıp hediye ettiği Tammura'yı okurken, bir İskenderunlu olarak ben de geçmiş günlere gidip İskenderun'un geçmiş zamanlarını yeniden yaşadım."Recep hocamın anlattığı mekânları ben de gördüm mü, bahsettiği insanları tanıdım mı?" diye geçirdim aklımdan.Kimi zaman hüzünle kimi zaman özlemle okudum kitabı.Kitapta anlatılanlar salt Hatay'a ilişkin yaşantılar hikâyeler değil, Anadolu coğrafyasının dört bir yanındaki yaşamların iz düşümü. Hakkında pek çok şey söylenebilecek ama ne söylense eksik kalacak bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim. "...Ben öykülerini yazdım Zeybek Sokak insanlarının.Başta kadınlarının.Çünkü öykü gerçektir, hatıraya, vefaya dairdir; belleğe sinmişleri kımıldatır, tavan arasına, bodruma atılmışları hatırlatır. Öykülerim. özellikle düş kırgını kadınları,yavrularına yeniden masallar anlatabilsinler diye cesaretlendirebilirse huzur
Edebiyat
TammuraRecep Yıldırım · Belge Yayınları · 201521 okunma
7/10
·16 syf.··
2025 52. kitabı
Ayşe eve Seve Mağarası’nın maketi ile geliyor. Kardeşi Amine ve Ali’ye Sevr Mağarası’nın hikayesini anlatırken Hazreti Ebu Bekir’in ne kadar iyi bir dost olduğunu öğreniyorlar. Annesi de gelip Hz Ebu Bekir’in cömertliği ile ilgili bir hikaye anlatıyor. Kitabın sonunda bir de kumbara çizme etkinliği var. Resimleri iyiydi, ilkokul çocuğu seviyesine hitap ediyor. Ana okulundaki çocuğunuza okumak isterseniz de resimleri konuşturarak daha eğlenceli ve anlamlı hale getirebilirsiniz.
Edebiyat
Hz. EbubekirAyşe Yıldız Yıldırım · Düş Değirmeni Yayınları · 201637 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 92. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 14:09
Yirmi günde okumuş olduğum bu güzel eseri okumayı bitirdim. Şunu unutmuşuz ki seyahat etmek isteği her insanın doğasında ve biz bunu bir kenara koyup daima güvenli alanımızdan çıkmamayı tercih etmişiz. Ve şunu da biliyorum ki bu tercihimiz daha sonrasında bazı pişmanlıklara gebe... Bu kitap ile birlikte frederic gros'un yürümenin felsefesi kitabını da okumak içimde aydınlanmalara yol açtı. Daha çok yürümeyi, keşfetmeyi, meraklı olmayı,araştırmayı,gezip görmeyi, bunların bizde bıraktığı tesiri farkettiğimiz an içimizdeki cevheri çıkarabilir ve kendimiz olabiliriz... Tarihimizin, dinimizin bu zamanlara değin nasıl geldiğine dair de bir çok aydınlanmalar yaşadığım bu güzel eseri herkesin baş ucunda,çantasında, her boş anında açıp az dahi olsa okumalarını tavsiye ederim. Düzenli okumadan aldığım bu hazzı daha önce ilber ortaylının seyahatnamesi kitabında almıştım onu hatırladım. İyi ki okumuşum dediğim bir eser oldu. Bu güzel kitabı çok beğendim daha çok gezmek ve yazmak için... Bu kitabı sayfa sayfa okurken,daima kelimeler ve şehirleri vs.araştırarak, not alarak bazı kararlar aldığım bir eser oldu. Bunlardan bazıları da; *Bir kumbara edin! *Haritayı ezbere çizebil! Keyifli okumalar dilerim...
Duygu ve Düşünce
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda KalanlarTaha Kılınç · Ketebe Yayınları · 2019515 okunma
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 14:05
Elfriede Jelinek, 1946 doğumlu, Avusturyalı bir yazar. 28 yaşından itibaren Avusturya Komünist Partisi’nde faaliyet göstermeye başladı. 1991 yılında ise ayrıldı. 2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Şimdilerde yaşamını siyasi açıdan aktif bir entelektüel olarak geçiriyor. Jelinek’in Arzu (1989) isimli romanı, 80’ler sonu Avusturya’sının ortasına doğdu. Avusturya, İkinci Dünya savaşı sırasında aldığı konumla henüz yüzleşmiş değildi. Toplumun yapısı da genel olarak, Nazi Almanyası’nın da etkisiyle oldukça ahlakçı ve muhafazakâr konumdaydı. Dolayısıyla feminist ve sert bir anlatım, Avusturya basını tarafından yerden yere vuruldu. Arzu kitabı, özellikle Marksist-feminist literatür açısından incelenmeye değer. Jelinek’in, ataerkil sistemin kadına ev-içi tahakkümünü müdürün karısı üzerinden anlatması yalnızca atarkiye değil, salt “emekçi” kadın üzerinden kurulan bir feminist anlayışa da inen bir balyoz aslında. Kitap; müdür (Hermann), müdürün karısı (Gerti) ve oğullarının kısa bir tanıtımından hemen sonra, bir tecavüz sahnesiyle başlar. Bu sahne, hemen hemen 5-10 sayfada bir yinelenecektir. Müdür, karısına her gün tecavüz etmektedir. Jelinek bu kısımları yazarken “pornografik” bir dil kullanır. Son derece rahatsız edici ve “kirlenmiş” bir anlatı okuruz. Yine de okurken, kadının hissettiği kirlenmişliğe bir adım dâhi yaklaşmış değilizdir. Peki, pornografik anlatıma rağmen bu kitabı anti-pornografik yapan nedir? Jelinek cinsel organlara dair kelime seçimlerinde neredeyse hiçbir zaman “penis” ve “vajina” kelimelerini kullanmaz. Penis yerine kullanılan kelimeler açacak, patlayıcı madde, anahtar gibi etkin kelimelerdir. Vajina kelimesi yerine ise kapı, kumbara, bagaj, cep gibi edilgen kelimeler kullanılır. Bu kullanım şu açıdan önemlidir: şiddet dilinin yeniden üretimi
1000Kitap
ArzuElfriede Jelinek · Gendaş Kültür · 200139 okunma