Ölmekte olanlar arasında bir kural vardır: Yaşayanların konuşmasına izin verin. Onların bu sözcükleri telafi etmek için daha fazla zamanları var.
Sayfa 47 - Beyaz Baykuş·Kitabı okudu
Edebiyat
Siz, olumlu yaklaşılmayacaksa uzak durulsun, demeye getiriyorsunuz hep. Neden böyle bir kural koyulsun ki? Yaklaşımınız, üslu­bunuz bende tepki doğuruyor diye ille de uzak­laşmalı mıyım yazdıklarınızdan?
Sayfa 28 - *Sel yayıncılık, pdf·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Carlo M. Cipolla
Saf insanların, yani sistemimizde H alanına girenlerin, kural olarak aptal insanların tehlikesini fark etmemelerine şaşmamalı. Bu onların saflığının bir başka görünümüdür sadece. Asıl şaşırtıcı olan, akıllı insanların ve haydutların bile çoğu zaman aptallığın yıkıcı ve yok edici gücünün farkına varamamasıdır. Bunun nedenini açıklamak son derece zordur. Aptal insanlarla karşılaştıklarında haydutlar gibi akıllı insanların da hemen daha yüksek miktarda adrenalin salgılamak ve savunmaya hazırlanmak yerine, genellikle kendini beğenmişlik ve küçümseme duygularına kapılma hatasına düştükleri varsayılabilir. Ayrıca genellikle aptal birinin sadece kendine zarar verdiğine inanılır, ancak bu aptallıkla saflığı karıştırmaktır. Bazen kişi, aptal birini kendi amaçları için kullanmak amacıyla onunla iş birliğine bile meyledebilir. Böyle bir taktiğin sadece feci etkileri olabilir çünkü: a) Aptallığın temel doğasının tamamen yanlış anlaşılmasına dayanır; b) Aptal kişiye yeteneklerini kullanması için daha fazla alan sağlar. İnsan aptal birini kullanabileceği düşüncesiyle kendini kandırabilir ve hatta bunu bir dereceye kadar başarabilir. Ancak aptal kişinin dengesiz davranışları nedeniyle eylemlerinin ve tepkilerinin tamamı kestirilemez ve onun öngörülemeyen eylemleri akıllı kişiyi kısa sürede yerle bir eder. Bütün bunlar Dördüncü Temel Yasa'da açıkça özetlenmiştir: Aptal olmayan insanlar, aptal insanların zarar potansiyelini her zaman hafife alır. Özellikle de aptal olmayan insanlar; her zaman, her yerde ve her koşulda aptal kişilerle iş yapmanın ve/veya ilişki kurmanın kaçınılmaz biçimde pahalıya mal olan bir hata olduğunu sürekli unuturlar. Kamusal ve özel yaşamda sayısız insan Dördüncü Temel Yasa'yı çağlar boyunca göz ardı etmiş ve bu durum insanlığa hesaplanamaz zararlar
Felsefe
Dünyanın her yerinde milliyetçilik, halkın eğilimlerini (müzik, folklor ve özellikle de dil) vurguladığı için geniş bir halk hareketi özelliğine sahip iken, İslam ülkelerinde kural olarak milliyetçiliğin zayıf bir ifadesi, hatta bir çeşit halk karşıtı, milliyetsiz milliyetçiliğine rastlanmaktadır.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
“Bilseniz, şiirin nasıl bir dile muhtaç olduğunu bilseniz! Öyle bir dil ki… Neye benzeteyim bilmem! Söyleyen bir ruh kadar açık olsun, bütün kederlerimize,sevinçlerimize,düşüncelerimize,o kalbin bin türlü inceliklerine,düşüncenin bin çeşit derinliklerine,heyecanlara,öfkelere tercüman olsun;bir dil ki bizimle birlikte gurubun hüzünlü renklerine,dalsın düşünsün,bir dil ki ruhumuzla birlikte bir yasın umutsuzluğuyla ağlasın. Bir dil ki sinirlerimizin heyecanına eşlik ederek çırpınsın… Haniya bir keman telinden tutulamaz,anlaşılamaz,bir kural altına alınamaz ezgiler olur ki ruhu titretir… Haniya fecirden evvel ufuklara hafif bir renk kaynaşmasıyla dağılmış sisler olur ki üzerlerinde resmolunamaz, belirlenemez yansımalar uçar; bakışlara öpücükler serper… Haniya bazı gözler olur ki sonsuz karanlıklarla dolu bir ufka açılmış kadar ölçülemez, nerede biteceğini anlamanın mümkün olmadığı derinlikleri vardır, duygular yutar… İşte bir dil istiyoruz ki onda o ezgiler , o renkler, o derinlikler olsun . Fırtınalarla gürlesin , dalgalarla yuvarlansın, rüzgarlarla sarsılsın, ; sonra veremli bir kızım yatağı kenarına düşsün ağlasın, bir çocuğun beşiğine eğilsin gülsün, bir gencin umutla parlayan bakışına saklansın . Oh! Saçma söylüyorum sanacaksınız, bir dil ki sanki bütünüyle bir insan olsun .”
"İnsan, kendine kurallar koyulan bir hayvan gibi her duruma alışıyor..."
Sayfa 208·Kitabı okudu
Alıntı