9/10
·456 syf.··
2026 53. kitabı
Üzerimden nasıl bir hayat hikayesi geçti benim böyle... Eskiden zamanda yolculuk yapabilsem geçmişe giderdim, başka bir zamanda yaşama şansım olsa geçmişte yaşamak isterdim falan derdim hep ama son zamanlarda okuduğum kitaplar ve üstüne "Minik" beni bu düşünceden tamamıyla soğuttu. Hiç içinde yaşamadığım bir geçmişe karşı ne kadar altı boş bir romantizm beslediğimi anladım artık ve gerçekliği nihayet kabul etmek beni hiç mutlu etmedi ne yazık ki. Madam Tussaud olmayı hiç sevmedim ben onu bir söyleyeyim. Bu kadın bu hayata nasıl katlanmış anlayamadım açıkçası. Yerinde ben olsam daha her şeyin en başında delirmiş olurdum büyük ihtimalle. Hayat hikayesi o kadar soğuktu ki benim bile kalbimi soğuttuğu bazı yerler oldu. Ama böyle söyledim diye yanlış da anlaşılmasın kitabı okuyup onun hikayesini öğrendiğime gerçekten çok memnunum. Harika bir kitaptı. Kitabın yazarına da ayrıca değinmek gerek çünkü bu kitabı yazması 15 yılını almış ve çok iyi bir çıkarmış bence. Sadece Marie'nin (Madam Tussaud) hayatını öğrenmekle kalmıyoruz aynı zamanda zamanın Paris'ini de bir filmi izler gibi okuyoruz resmen. Başta yazarı Edward Carey olmak üzere kitaba emeği geçen herkesin eline sağlık. Gotik edebiyat türünü okumayı sevenler; Size bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Kurmaca da değil bak gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor.
MinikEdward Carey · İthaki Yayınları · 202169 okunma
2/10
·127 syf.··
2026 69. kitabı
Yarısından çoğunu temiz temiz okudum. Sonraki sayfaları hızlıca tarayıp kenara bıraktım. Mis gibi yarım bıraktım, ki bana kendini yarım bıraktıran kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Helal olsun. Taşların Anlattığı’nda o şiirsel, imgesel atmosferi kuran yazarla bu ham, çiğ metni yazan kişi aynı mı gerçekten ya? Çok şaşkınım. Bir okulda çocukları rehin alan ve Elon Musk olduğunu söyleyen kişiyle müzakereci arasındaki konuşmayı okuyoruz. Elon Musk, Trump, X platformu, yapay zekânın insanlığı tehdidi, sosyal medyanın zihinlerimizi teslim alışı gibi konular üzerinden bir şeyler söylemek istiyor yazar. Bu başlıklar elbette çağımızın önemli tartışmaları. Bunların edebiyatın konusu olmasına itirazım yok. Ama bunlar o kadar dönüştürülmeden yazılmış ki sosyal medyada ya da bir haber sitesinin yorum bölümünde yürüyen bir tartışmanın kurmaca versiyonuna denk gelmişim gibi hissettim. Kitap bir tartışma sunuyor, bir pozisyon öneriyor, güncel meseleler hakkında düşünüyor. Yanlış bir şey de söylemiyor. Ama tüm bu güncel tartışmaları, fikirleri, korkuları alıp da daha büyük, daha insani bir yere de taşıyamıyor. Misal, Körlük kitabını okuyup da “Saramago şu politik görüşü savunuyor” diye düşünmezsiniz değil mi? Aklınızda bir tezden çok bir insanlık manzarası kalır. Kafka’nın Dava’sını okuyup “1900’lerin başındaki Avusturya-Macaristan bürokrasisi hakkında bir roman okudum” demezsiniz. Ama bu kitap insana böyle cümleler kurdurur. Çünkü yazarın yapıyı kurarken kullandığı iskele hâlâ ortada duruyor. Romanın arkasındaki fikirler, göndermeler ve niyetler okurken ayağınıza takılıyor. İyi kitaplar bizi bir fikre ikna etmeye çalışmaz. Onlar geride adını bize koyamadığımız bir şey bırakır. Tarif edemediğimiz, bizi insan olmanın karmaşasıyla baş başa bırakan bir şey. Ben bu
YüzleşmeClara Dupont · İletişim Yayınları · 202628 okunma
Reklam
8/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Hazar Sözlüğü, tarihsel üstkurmaca, postmodern polisiye, büyülü gerçekçilik ve deneysel anlatı kategorilerinin hepsini bünyesinde barındıran çok katmanlı, kapağında yazdığı gibi bir sözlük-roman. Sadece sözlük-roman iddiası ve kitabın çoklu okunabilme imkanı bile bu eseri farklı kılarken üstüne tarihi Hazar polemiği üzerinden 9. 17. ve 20. yüzyıllarda geçen bir kurmaca sunmaktadır okuruna Hazar Sözlüğü. Kırmızı, Yeşil ve Sarı kitaplarda bulunan ortak maddeler, Prenses Ateh ile Rüya Avcıları üzerinden kurgulanmış büyülü gerçekçi anlatım, 20. yüzyılda olan bir cinayetle inşa edilmiş postmodern polisiye ve tüm bunların yanında Hazar Polemiğinin kendisi bu eseri son derece zengin kılıyor. Karşımızda üç ayrı kitaptan, aynı olaya (Hazar Polemiği) üç ayrı bakış açısından, üç farklı zaman diliminden meydana gelmiş bir roman var. Elbette bu kadar deneysel bir metnin okuması da ayrıca zor ve özel ihtimam isteniyor. Bu kitabı detaylıca anlattığım videoyu izlemek için: youtu.be/GQurPVJbwFM
Edebiyat
Hazar SözlüğüMilorad Paviç · Ketebe Yayınları · 2021172 okunma
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Roman içinde roman, kurgu içinde kurgu… Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırların giderek silikleştiği, farklı anlatım biçimiyle dikkat çeken bir Hikmet Hükümenoğlu romanıydı. 2017 de okuduğum “Körburun” romanı ile favori yazarlarımdan.Benim için “Körburun” hala ilk sırada ve ilk önerilerimin arasında :)
47 Numaralı KamaraHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026212 okunma
9/10
·182 syf.·
2026 69. kitabı
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır. Çakırcalı Efe ise bunların da ötesinde, dinlenir. Çünkü Yaşar Kemal bu eserde yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmaz; Ege dağlarının rüzgârını, köylünün suskun öfkesini, devletin ulaşamadığı coğrafyalarda doğan adalet arayışını dile getirir. Kitabı kapattığınızda aklınızda sadece Çakırcalı Mehmet Efe kalmaz; onun yürüdüğü yollar, saklandığı dağlar ve peşinden gelen türküler de kalır. Bir Eşkıyanın Değil, Bir Çağın Hikâyesi Eseri yalnızca bir "eşkıya romanı" olarak değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Yaşar Kemal'in amacı bir kahramanı yüceltmek ya da mahkûm etmek değildir. O, Çakırcalı'nın şahsında Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Anadolu'nun taşrasında oluşan güç boşluğunu gösterir. Çakırcalı, suçla adalet arasındaki o bulanık çizgide yürüyen bir figürdür. Devlet gözünde suçlu, halk gözünde koruyucudur. İşte kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkar: Okur, karakteri kesin hükümlerle değerlendiremez. Çünkü Yaşar Kemal, insanı siyah ve beyaz renklerle değil, dağın sisi gibi gri tonlarla anlatır. Yaşar Kemal'in Dili: Toprağın ve Rüzgârın Dili Bu eserde dikkat çeken ilk unsur dildir. Yaşar Kemal'in cümleleri çoğu zaman bir tarihçinin soğuk anlatımından uzak, bir halk ozanının nefesi kadar canlıdır. Yazar, Ege'nin coğrafyasını sadece tasvir etmez; onu olayların gizli kahramanına dönüştürür. Dağlar sığınaktır, vadiler sır saklar, yollar ihanet taşır. Mekân, karakterlerin kaderine dönüşür. Eserdeki betimlemeler bazen bir yağlı boya tabloyu andırır: Sarp kayalıklar yalnızlığı temsil eder. Sonsuz zeytinlikler halkın sessiz direncini çağrıştırır. Dağ yolları özgürlüğün ve kaçışın simgesine dönüşür. Bu nedenle kitap okunurken sadece olaylar değil, atmosfer de zihinde yer eder. Çakırcalı halkın vicdanında doğan mit Yaşar
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma
Reklam
Reklam