Bazen gitmenin mi, yoksa kalmanın mı daha zor, daha hüzünlü, daha çekilmez olduğunu anlamamız için hayatın bize bunu bilhassa yaptığını düşünüyorum. İki seçeneğin de kurtuluş olmadığını anlamamız için.
Çünkü Oğul Baba'nın kelamı ve eyleminden, hatta, daha açık ifade edersek, kurtuluş "ekonomisi"nin yani dünyanın ilahi yönetiminin başlıca aktöründen başka bir şey olmadığına göre buradaki sorun, dilin, eylemin ve yönetimin "anarşik" ya da "temelsiz karakteri sorunudur.
Ben acaba ne yapacaktım? Ya insanların adetlerine ters düşerek sünnete uyacak, ama böyle yapınca da, takip edegeldikleri adetlerin sünnet olduğunu iddia edenlerin hışmına uğrayacaktım. Fakat bu ağır yükün altına girmenin karşılığında büyük mükafat vardı. Ya da sünnete ve selef-i salihe uymayıp bidatçilerin yoluna girecektim. Böyle davranınca da, her ne kadar adetleri takip ettiğim için onlara muhalif değil aksine uyumlu bireyler arasında sayılsam da, Allah korusun dalâlete / sapıklığa düşmüş olacaktım.
İşte bu iki tavır arasında ben sünnete bağlılık yolunda ölmeyi bir kurtuluş olarak görürüm. İnsanlar Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi benden savamazlar. Bazı konularda ben bid'atle mücadelede tedric metodunu uyguladım ve üzerimde kıyametler koparıldı. Sürekli kınandım. Ayıplanma ve kınanma oklarının hedefi oldum. Bid'atçilik ve sapıklıkla itham edildim. Câhiller ve aptalların seviyesine indirildim. Şüphesiz ben bu bid'atler için bir çıkış yolu (yani onlara meşrutiyet kazandıracak bir yaklaşım tarzı) çare aramış olsaydım, mutlaka bulurdum. Ancak dar görüşlülük ve akıllı adamların yokluğu beni zor olana yöneltti ve hareket alanımı daralttı. Zâhirî anlamıyla bu söz, âdet ve geleneklere ters düşmemek için (ilk dönem Müslümanlarının tavrına muhalif bile olsa müteşabihlere uymanın apaçık şeylere uymaktan daha kolay olacağına işaret eder.
Bazan benim tuttuğum yolu kötülemede kalplerde tiksinti uyandıracak ölçüde ileri gittiler. Ya da beni sünnet dışı bazı fırkalara nisbet etmeye kalktılar. Onların bu şahitlikleri yazılacak ve kıyamet günü bunun hesabı kendilerinden sorulacak. İmamlık yaptığım zaman namazların arkasında topluca dua etmek şeklini uygulamadığım için bazı insanlar, benim duanın hiçbir yaranı olmadığını söylediğimi iddia ettiler. Bu dua uygulamasının sünnete,
Bu durumdan en fazla rahatsızlık duyması gereken kadın yoldaşlar, en suskun kesimi oluşturuyorlar. Bulundukları her yerde "kadın sorunu"nu gündemleştirecekleri yerde, gör mezden geliyorlar. Toplumu kurtarmaya soyunurken, toplumun yarısını oluşturan kadınların kurtuluş mücadelesi üzeri ne kafa bile yormuyorlar. Her şeyi devrime havale ediyorlar.
Hayatın bakış açısından, gerçek insanların ve somut durumların bakış açısından, belirgin kapitalist rasyonellik, gücünü ancak bireylerin emanet ettiği kuvvetten alan saf bir rasyonelliktir. Bu nedenle olası tek proje kapitalist olmayan bölge ve egilimlerin yaratılmasından ve geliştirilmesinde geçer. Burada artık makro _ekonomik kurtuluş planları bulmak değil, kendimizi ekonomiden kurtarmak önem taşımaktadır.