İlk başlarda biraz sıkılabilirsiniz, ama kitabı bırakmayın, çünkü orta bölümlerine geldiğinizde isteseniz de bırakmayacaksınız. Kitabın sonu ise insanı merakta bırakıyor.
İspanyol bir keşişin hatıraları üzerinden Kızılderililere uygulanan işkenceleri konu alan bir metin.
Kitapta Amerika'ya giden İspanyol gemicilerin krallarından habersiz Kızılderililere yaptıkları eziyetleri, keşişlerin Kızılderilileri Hristiyanlaştırma çabalarını nasıl baltaladıklarını anlatıyor.
Doğru olanın ne olduğunu bulmak için diyaloglar üzerinden önce demokrasi, oligarşi , timokrasi ve zulüm gibi yönetim şekillerini inceleyerek devlet ütopyası kurar, bu devlet ütopyasındaki en doğru şeyin ne olduğunu bulmaya çalışır, en sonunda da insanı bir devlet gibi görerek doğrunun ne olduğunu bulmaya çalışır Platon.
Demokrasinin nasıl bir yönetim biçimi olduğunu anlamak için okunacak en güzel kitaplardan bence. Mutlaka okunmalı.
Not: Spoiler vardır.
Sartre, “Siyaset Çarkı” adlı tiyatrosunda bir devrim eleştirisini işler. Kitaptaki olay şöyledir: Küçük bir ülkede, devrimle başa geçmiş bir başkan vardır. Ama bu başkan, devrimin gereklerini yerine getirmediği için ona karşı yeni bir devrim yapılır. Tutuklanan başkan, ifadesinin son bölümlerinde ihtilallerin sadece kişileri değiştirdiğini, siyaseti değiştirmediğini vurgular. Kendisini yargılamakta olan devrimcilerin, kendisinin önceki başkana yaptığından daha farklı bir şey yapamayacağını, şartların onlara fırsat vermeyeceğini söyler. Neticede devrimcilerin yargıladığı eski başkanın söylediği doğru çıkar, devrimciler devrimin ilkelerine uymak yerine siyaset çarkının işleyişine uyar. Böylece yeni bir devrimin şartları oluşmaya başlar.
Sartre’ın bize anlatmaya çalıştığı şudur: devrim olur, devrimi yöneten kişiler devrimi kurtarmaya çalışır, kurtaramadıklarını görünce yeni devrimi engellemek için halka daha çok baskı uygular. Sonunda yine devrim olur, yine aynı siyaset çarkı döner. Devrim siyaseti değiştirmek için yapılır ama her seferinde siyasetin çarkına uyar. Siyaset değişmez, devrim ve devrimciler değişir. Meşhur sözdür: “Her devrim, önce kendi evlatlarını yer.”