Zamanın ötesinden bir fısıltı
Okul kütüphanesinde kitapları karıştırırken karşıma çıkan yazı!..🗒️ Ben seni sevdim yâr, halimi bil yâr...' diye başlayan bu satırlar,içerisindeki el yazısının naifliğiyle birleşince zaman duruyor sanki. 1999 yılının sonbaharından bugüne sarkan bu not, aşkın ve hüznün değişmeyen döngüsünü hatırlatıyor. Kütüphane rafları sadece kitap değil, böyle yaşanmışlıkları da saklıyor."
1000Kitap
Çiçek bakmayı bilmeyene çiçek vermek, kitap okumayana kütüphane emanet etmeye benzer.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kütüphanesi olup çok kitap okuyan biriyle korkma; tek kitabı olup onu kutsal sayan ama hiç okumayan biriyle kork. Anonim
Takvimler ve Zaman ile İgili Araştırma ve Inceleme Alanında @kdysosyal de Yayınlanan Kitabım. . @harfiyenyayincilik a teşekkür ederim. . Okumak isteyenler için link Bio'da. . Zaman, sadece saatin yelkovanında dönen soğuk bir dişli değil; hücrelerimizde, rüyalarımızda ve türkülerimizde atan canlı bir kalptir. İnsanlık, var olduğu günden beri kaosun içinde bir düzen aramış ve bu arayış; Sümerlerin çamur tabletlerinden Mayaların gizemli ormanlarına, Sezar’ın takvim reformlarından Anadolu’nun yanık bozlaklarına kadar uzanan devasa bir senkronizasyon hikâyesine dönüşmüştür. Hepimiz aynı gökyüzünün altında, farklı takvimlerin ritmiyle ama aynı ortak kadere, o "iki kapılı hanın" diğer kapısına doğru yürüyoruz. Bu kitabın sayfaları arasında sadece takvimlerin tozlu tarihini değil, zamanın bizzat etimize ve kemiğimize nasıl işlediğini keşfedeceksiniz. Hücrelerimizin derinliklerindeki biyolojik saatlerden rüyalarımızın zamanı nasıl büktüğüne, Neşet Ertaş ve Aşık Veysel’in dizelerindeki o "uzun ince yolun" anatomisinden Yedi Uyuyanlar’ın asırları aşan uykusundaki metabolik sırlara kadar uzanan bir serüvene şahitlik edeceksiniz. Zaman burada sadece ölçülen bir sayı değil; toprağın kokusu, şifanın sabrı ve yaşamın bizzat kendisidir. Senkronize Medeniyetler, sizi saniyelerin kölesi olmaktan çıkarıp, evrenin ve bedenin o muazzam senfonisine kulak vermeye davet ediyor. Kitabı bitirip kolunuzdaki saate ya da gökyüzündeki yıldızlara baktığınızda, sadece vakti değil, milyarlarca yıllık bir mirası ve kendi varoluşunuzun o eşsiz ritmini göreceksiniz. Çünkü zaman, kontrol edebileceğimiz bir mülk değil; içinde "bilmediğimiz bir hâlde" yol aldığımız o kutsal yolculuğun adıdır. . #kitap #kitapalıntıları #okuma #türkçe #kütüphane . Kitapyurdu.com
Cehalet ve sahte entelektüellik...
Üstte yeralan resimdeki; yapay entellik gürültüsünün, içi boş iddiaların ve amip gibi çoğalan sığ kitlelerin yarattığı zihinsel kirlilikten uzaklaşarak; bilginin, tefekkürün ve sakin bir duruşun asaletine sığınmayı simgeleyen, modern ve minimalist bu kompozisyon ile mevzuya girelim istedik... "Kuluçkadaki karga yumurtasından bülbül bekleyenler", sadece saf bir cehaletin değil, aynı zamanda korkunç bir "beklenti arsızlığının" da pençesindedirler. Doğanın, mantığın ve liyakatin yasalarına kafa tutarak, ekmedikleri tarladan gül devşirmeye çalışırlar. Biz buna cehaletin yeni modası: "Alıntı" entelektüelliği diyelim... ...Hele bir de ordan şurdan alıntılar üzerinden üç beş kelâm eveleyip geveleyince, bu güruh entel takılmaya başlamaz mı? Sanırsınız ki kütüphane yutmuşlar, sanırsınız ki Doğu’nun ve Batı’nın tüm felsefesi onların o sığ zihninden süzülüp gelmiş. Sosyal medya çağının getirdiği en büyük baş belası da bu değil mi zaten... Derinlik yok, ama aforizma çok. Fikir yok, ama taklit muazzam. Emek yok, ama "ben bildim" kibri tavan. Kitabın kapağını açmadan, bir fikrin çilesini çekmeden, sağdan soldan kırptıkları iki cümleyle başımıza "kanaat önderi" kesilirler. Bilmezler ki, başkasının hırkasıyla ısınmaya çalışan, ilk rüzgârda ayazda kalır. Vasat mümbit olunca "Amip gibi çoğalmışlar" desek yanlış olmaz hani...Amip, bölünerek çoğalırken ne bir derinlik kazanır ne de yeni bir form üretir; sadece mevcuttaki o tek hücreli, ilkel yapıyı kopyalar. Bugün etrafımızı saran bu kitle de tam olarak budur: "Fikir üretemeyen, sadece cehaleti ve kibri kopyalayıp çoğaltan bir güruh." ile karşı karşıyayız maatteessüf. Eskiler ne güzel söylemiş, buyrunuz, Ziyâ Paşa'nın meşhur "Terkîb-i Bendi"; "Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma? Zer-dûz palan vursan eşek yine
Nietzsche
“Kütüphanesi olan ve birçok kitap okuyan birinden korkmamalısınız; tek bir kitabı olan ve onu kutsal sayan ama hiç okumayan birinden korkmalısınız”
Alıntı