Köyde, şehirde buram buram tüten ve fırsat kollayıp baş kaldırarak, işleme olan, oya olan, çizgi, yazı, nakış, süs, ziynet, oyma, döğme, daha daha neler ve neler olan o asil sanat heyecânımıza ne oldu ki, derine kaçan sular gibi, görünmezlere karışıp gitti?
En çok da dedemi severim.
Sabahları uyanır uyanmaz ona koşarım.
Sıkı sıkı sarılırım. Yanaklarını öperim.
O da beni gözlerimden öper.
Dedem bana "canımın canı" der,
"ruhumun ruhu" der,
"kalbimin bir tanesi" der.