Masum muydunuz? Neden korur ki masumluk? Yaratıcı bile, bayramlarımız için kuzular kesebileceğimizi söyler, Ama kurtlar asla değil...
Sayfa 121·Kitabı okuyor
Karabaş, arada sırada, hattâ sık sık, bu güvene lâyık olduğunu göstermek hırsına kapılır, savaş özlemiyle tutuşurdu. Öteki üç köpek kendisinden çok yaşlı idiler. Onlar kim bilir neler görmüş, kendilerini nasıl göstermişlerdi? Karabaş bunun böyle olduğunu anlıyor, daha doğrusu onların ağırbaşlılıklarına, ürkütücü durgunluklarına baktıkça buna inanıyordu. Hem Ramazan onları kendisinden daha çok seviyordu galiba. Bunu düşünmek bayā dertlendirdi Karabaş'ı. Ama gene de ağırbaşlı olamazdı, oyun oynamak isterdi onlara dertlendiği zamanlar: Koku almış gibi karnından karnından hırlar, kulaklarını diker, kara elmasa benzeyen pırıl pırıl burun deliklerini oynatırdı. Aldatamazdı ama, bilirdi domuzlar numara yaptığını. Üstelik Ramazan'ı da kızdırmış olurdu boşu boşuna. Karabaş da o zaman; ah, neredesiniz korkak kurtlar? diye ararcasına burnunu otların arasına sürerdi. Ama kurtlar yoktu, göç edip gitmişler miydi ne? Ve günler Davras'da durgun bir deniz gibiydi. Koç katımı geçmiş, koyunlar kuzulamış, memelere bez torbalar takılmış, sürüyü bir şenlik havasıdır sarmıştı. Derken güneş ısıtmaya başladı, dereye inildi, kırpılan koyunlarla kuzular cıva pırıltılı gümüş sulara atıldı, onlar yüze yüze karşıya geçmeye çalışırken, yalnız Karabaş değil, öbür asık suratlılar bile onların peşine takıldılar, velhasıl bir cümbüştür gitti ve Karabaş ilk olarak yakında anne olacağını düşünerek daha bir neşelendi, kurdu kuşu unuttu. __Artık Karabaş bütün bütün uçarılaşmıştı. Hoplaya hoplaya başını alıp gitmekten, analarının memelerini daha bir acıklı, daha bir yalvarışlı olarak daha, daha, daha biraz uzaklardan işitmekten hoşlanan kuzulara da, ikide bir efeleşip kapışan koçlara da artık iyice yumuşak davranıyor, hatta Oyunlara kapılıveriyordu. Bu yüzden az küfür yemedi Ramazan'dan. Ama
Sayfa 205·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
KÖRLEŞME "Körleşme" diyor telefondaki ses bakmadan yürüyüp gidiyoruz ırmak yanımızdan akıyor, dağıttığımız boşa gitti sandığımız sözcükleri bir bir derleyerek bir gün yeni bir yatak açmak için kendine umutlanıyoruz. büyücü değiliz, bir solukta değiştiremiyoruz akarken akarken yanımızdan ırmak değiştirir umuyoruz. "körleşme" diyor telefon gözlerimiz... ortaya anılar atıyoruz insanlar mı kuzular mı seçilemiyoruz ırmak yanımızdan akıyor yatağını zorlayarak, yıkarak bazan bakmadan geçip gittiğimiz o sislerin, pusların içindeki, ah geri dönüşlerle yürüyor kimimiz düşleri azaldıkça anıları artıyor onlar bizim delilerimiz mi kilitleyip unutuyoruz.
Sayfa 157 - YKB Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Van gogh; ilk yılları, din adamlığı görevi
Bir gün kendisini denetlemeye gelen kişiler onu derme çatma bir evde buldular. Bu durumun kilise’nin imajını zedeleyeceğini söylediler. Van gogh da “ Onlar gibi yaşamazsak Tanrı’nın mesajını iletemeyiz” dedi. Bu onlar için alışılmış bir üslup değildi, çizilen yolun dışına çıkması hoş karşılanmadı. Velhasıl kelam vaizlik görevine son verildi. *alıntı yorumu; Gogh, din istismarlığının en gerçekçi halini görmüş. Bizi zor, ağır işlerde 3 kuruş paraya çalıştıran patronlar, sistem ve onları destekler nitelikte fakirliği öven, garibanlığın tanrıya yakın olmaktan geldiğinden bahseden rahipler, imamlar, sözde din adamları.. devir hiç bir zaman değişmedi dün, bugün ve yarın kuzular, koyunlar ve korku imparatorluğu olduğu sürece din bir afyon etkisi yaratmaya devam edecek. Sanat, ahlak, öğretim yani kısaca "yaşamak" her zaman geri planda kalmaya devam edecektir.
Alıntı
Yaş almak her zaman iyi değil.
Oğullarıyla, delikanlı torunlarıyla konuşmayı düşünmüştü ama kocamış kurdu kuzular bile dinlemiyordu artık.
İnsan ve Duygular
Kardeş kardeş yaşamak varken neden kuzular tek tek, kurtlara karşı.