"İşte Gök Büvet'e o zamandan beri Hasanboğuldu diyorlar; koca çınara da Emine Çınarı derler.
Uzaklardan sesin aldım;
Çevreni derede buldum;
Nereye gittiğin bildim,
Hasanım arkandan geldim.
Sarı kahküllü, dal boylum;
Saz benizli, ayva tüylüm;
Tatlı sözlü, melek huylum,
Hasanım ardından geldim.
Köyden, obadan koğulan,
Duru sularda boğulan,
Toz köpük olup dağılan
Hasanım ardından geldim.
Sarp dağlara getirdiğim,
Kavuşmadan yitirdiğim,
Ak kefensiz yatırdığım
Hasanım ardından geldim.
Emine'yi yaslı eden,
Kerem olup Aslı eden,
Dağı taşı sesli eden
Hasanım ardından geldim.
"Sen geldin benim deli köşemde durdun" S. K
Küçücük bir dileğim var: seninle evde de olsa karşılaşıp yakın iki insan g ib i birlikte durup ko nuşmak... böyle bir dileğin nesnesi olmak çok aşa ğılatıcı ve alçaltıcı bir şeymidir? Geri kalan zaman ların ağırlığı ve şiddetini üstlenir, ben tek başıma yaşarım. Her insan bir odalık ve bir, yalnızca bir aynalıktır. Ancakbu odanın ve aynanın dehlizlerini
bilmek önemli. Neyse maksat sedirnentasyon ya da. kontr endikasyon olsun!
Retoriğim de toriğim de yok bu böyle n'apalım.