Havva KAYA

Havva KAYA
@ky_havva
İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.
15 Aralık
150 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
8/10
·112 syf.··
2021 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 22:28
"Kader bizleri görünmez kılar."(syf: 100) Gabriel Garcia Marouez'in okuduğum ikinci kitabı Kırmızı Pazartesi. Yazar diğer kitabında olduğu gibi bu kitabında da usta üslubunu konuşturmuş. Bazen dilinin çok ağır olduğunu düşünüp okumayanlar var. Ama Kırmızı Pazartesi 107 sayfa olması yanında, olay örgüsü nedeniyle akıcı bir kitap haline gelmiş. Bu yüzden etkilenmemek elde değil. Kitabın konusuna gelicek olursak, kitabımız bir ölümün okura haber verilmesiyle başlıyor. Aslında bu büyük bir spoiler ama kitabın akıcılığından hiçbir şey kaybettirmemiş. Ölümü haber verilen kişi ise Santiago Nasar. Bir namus meselesi yüzünden ölüyor Santiago. Suçu neydi peki diye soracaksınız ama maalesef hiç bir suçu yoktu Santiago'nun. Sadece toplum istediği için ikiz kardeşler tarafından öldürülür. Kitaptada dediği gibi; suçu toplum hazırlar, suçlu işler. Toplumun dayatmasıyla ve aynı zamanda herkesin haberi olan cinayetin kimsenin durdurmaması. Neden peki? İnsanlar neden bir insanın ölümüne göz yumuyorlar. Size söyleyeyim. Bence bu yaşanacak cinayet algıları kapalı olan bir toplumun hazırladığı, işlediği aynı zamanda sessiz kaldığı bir cinayet. "Bana bir önyargı verin dünyayı yerinden oynatayım"(syf: 90) Kırmızı Pazartesi, kanlı bir pazartesi'nin hikayesi, bir namus cinayetinin nasıl işlendiğini ve neden işlendiğini konu alan aynı zamanda bu cinyatin altında yatan baskıcı toplumu konu alan bir hikaye. Bu sürükleyici Gabriel Garcia Marquez hikayeyi beğenmeniz dileğiyle. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Reklam
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2023 00:00
"Her şeyin ulaşılabilir olduğu bu dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur." (Syf: 15) Söze nasıl başlasam gerçekten bilmiyorum. İnceleme yazarken zorlandığım nadir kitaplardan oldu Cesur Yeni Dünya. Çünkü kitabı kafam çok karışık aynı zamanda çok etkilenmiş olarak bitirdim. Zaten distopik bir kitabın beni etkileyememesini gerçekten düşünemiyorum. Aldous Huxley de okurun karşısına farklı ve ilginç bir distopya sunuyor. Modern geleceğin karamsarlığını, tanrının Ford adında bir adam olarak görüldüğü, insanların canı sıkılınca hemen "soma" adında bir hap alıp mutlu olduğu, insanların aynı kişi ile tekrar beraber olamadığı çünkü "herkes herkes içindir" sloganıyla yaşayan bir toplum sunuyor. Ama bu toplumda hiç kimsenin hiç bir şeye hakkı yok. Çünkü doğmadan önce hangi statüde olacağınızın, zeka seviyenizin, güzelliğinizin, işinizin ne ve nasıl olacağı çoktan belli olmuş oluyor. Bu dünyada başta kaldıramazsınız, çünkü şartlandırma yöntemiyle düşüncelerinize bile karar veriyorlar. Düşüncelerinizin bile belirlendiği bir dünyada mutlu olunabilir mi sizce? Oluyorlar. Bu insanlar hiç bir hakları olmamasına rağmen mutlular, çünkü istedikleri zaman istedikleri kişinin yanındalar ve herhangi bir sıkıntıda soma hapını yutup mutluluğa hemen ulaşabiliyorlar. İşte mutluluk onlar için bir hap kadar değersiz. Ama bence asıl mutlukuk bu olamaz. Kitapta da geçtiği gibi; "Her şeyin ulaşılabilir olduğu bu dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur." Okurken sanki 1984"ün farklı bir versiyonunu oluyormuş gibi oldum. İkisi arasında fazlasıyla kıyaslama yapabiliyorsunuz. İki kitapta benim için bir başyapıt. Sizinde bu kadar güzel bir distopik romanı begenmeniz dileğiyle. Keyifli okumalar Aldous Huxley #bilimkurguklasikleri
Distopya
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2022 31. kitabı
Bir fısıltı var. İnceden ince gelen bir fısıltı. Belki birimiz için bu sevdiklerinin, belki de birimiz için bu paranın ya da hırsın fısıltısı. Sizin kulağınıza gelen fısıltı ne? Eğer duymuyorsanız bu kitabı okuduktan sonra mutlaka kendi ezginizin fısıltısını duyacaksınız. İnci kitabı John Steinbeck'in kaleme aldığı bir eser olmakla beraber benim yazarın okuduğum üçüncü kitabı aslında ilk olarak Gazap Üzümleri ve Fareler ve İnsanlar kitabını okuduğum için bu kitaptada beklentimi çok yüksek tutmuştum. Her ne kadar iki kitabı kadar olmasada bu kitabı da beni etkiledi. Kitabımız Kino ve Juana'nın çocuklarına akrep sokmasıyla başlar. Kızlarını akrep sokması üzerine onu göletin ortasına götürüp iyileştirmeye çalışır. Bu sırada bir inci avcısı olan Kino inci aramak için derin sulara atar kendini. Tam o sırada gölün tam dibinde ona parlayan ona umutlarını ışıldayan bir inci görür. İnciyi alıp o mutlulukla hemen karısına gösterir. Bu inci onlara büyük umutlar getirmişti. Ama beraberinde de büyük yıkımlar getirecektir. Çünkü kitaptada dediği gibi insan olduğundan fazlasını istemezmeli hiç bir zaman. Eğer istiyorsa büyük yıkımlar onu bekliyor demektir. Bu kitaptada Kino oara hırsı yüzünden çocuğunu kaybeder. Aslında karısı bu incinin onlara felaket getireceğini hissetmişti. Ama Kino onu asla dinlemedi. Bu yüzden çocuklarını kaybettiler ve büyük vir felaketin iziyle ve fısıltıyla yaşamak zorunda kaldılar. Size tavsiyem hayatınız boyunca kendi ezginizin fısıltısını dinlayin. Hayatınızda her zman güzel ezgileriniz olması dileğiyle keyifli okumalar.
Edebiyat
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
9/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2022 00:00
"Olmamız gereken tek kişi var. Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var. Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor. Çünkü zaten sonsuzuz. Yaşadığımız her an sonsuz olası geleceğe gebe. (Syf: 272) Pişmanlıkları, olasılıkları, başka hayatları anlatan bir kitap. Bu anlatımı da Nora Seed yapıyor. Nora kitabın ana karakteri. Kendini sevmeyen, başkalarının da onu sevmediğine inanan biri. Hayatı boyunca pişmanlıklarını ve eğer böyle yapsaydım ne olurdu diye düşünen biri. İşte tam bu sırada ölüme kucak açıyor Nora. İntihar ettiği anda kendini Gece Yarısı Kütüphanesi'nde buluyor. Yaşam ile ölüm arasında olan bu kütüphane Nora için bir nevi çoklu evren yani paralel evren teorisini doğruluyordu. Nora kütüphanede kendine uygun olan hayatı bulmaya çalışır. Hayatı boyunca pişmanlık duyduğu şeyleri yapmadığı hayatları istiyordu Nora. Tek tek bütün olasılıkları deniyordu. Ama sonsuz olasılık olan bir yerde kendini kaybetmen çok mümkündü. Tıpkı satranç oynarken yaptığımız hamleler gibi. Nora'nın kendini kaybetmeden bu oyuna devam etmesi gerekiyordu. Matt Haig'de bu sonsuzluklarla olan oyunu etkileyici ve sade bir dille okura sunuyor. "Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır." (Syf:82) Bence çoğu insanın aklından böyle yapsaydım ne olurdu, bunu yapmasaydım ne olurdu diye düşünceler geçiriyordur. Ama size tavsiyem her zaman yaşadığınız âna odaklanın. Pişmanlıkları arkanızda bırakın. Eğer onu yapmak istediyseniz illaki bir sebebi vardır. Yazarın da dediği gibi bu hayatı sadece yaşayarak öğrenebiliriz. Pişmanlıları arkanızda bırakmanız dileğiyle keyifli okumalar
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2022 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2022 21:37
"Tıpkı madenî paranın iki yüzü gibi, her görüş bir gerçeğin diğer yarısıdır." (Syf: 13) Cehalet savaşı bence bir ülkenin yaşayabileceği en büyük savaştır. Kralların, kılıçların olmadığı fikirlerin çarpıştığı, askerlerin değil halkın savaştığı bir savaş. Yozlaşmış bir millet refaha kavuşmak istiyorsa ancak böyle bir savaş ile kurtulabilir. İşte eski Bataklık ülkesi Finlandiya'nın Beyaz Zambaklar Ülkesine dönüşmesinin nedenidir bu savaş. Herkes Finlandiya'nın eğitiminin ne kadar iyi olduğundan bahseder. Ama kimse bu konuma nasıl geldiğinden söz etmez. İşte Grigory Petrov kitabında Finlandiya'nın gelişiminin nasıl ilerlediğinden bahseder. Finlandiya kendiliğinden bu kadar hârika bir ülke olmadı. Snelman, Fin aydınlarının ve halkının çabalarıyla bu konuma geldi. Grigory Petrov'un bence bu kitapta asıl savunmak istediği şey; Eğer gelişmek istiyorsanız bunu yaşlısından çocuğuna kadar herkesin gelişmek için çabalarıyla olur. Yaşlıysa boşver deyip geçemeyiz. Çünkü bir ülkenin her ferdi o ülkeye ışık saçan bir lamba görevindedir. Bu ışık bazen büyük bazen küçük olabilir. Finlerin amacı ise bu ışığı her kişide olabildiğince parlak yapmak. Yazarın da dediği gibi devlet halkının bir yansımasıdır. Atatürk'ün tavsiye ettiği beş kitap arasında yer alan bu kitabı herkes okumalı. Çünkü herkesin aydınlanması gerek. Yoksa bizim adımıza gelişmek çok zor olur. Artık insanların neden bu kadar iyi olduğunu düşünmek yerine kendi refah seviyemiz için bir şeyler yapmalıyız. Okuyan herkesin kitapla aydınlanması dileğiyle keyifli okumalar.
Edebiyat
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Kapra Yayıncılık · 2020124,6bin okunma
Reklam