"Olmamız gereken tek kişi var. Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var. Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor. Çünkü zaten sonsuzuz. Yaşadığımız her an sonsuz olası geleceğe gebe. (Syf: 272)
Pişmanlıkları, olasılıkları, başka hayatları anlatan bir kitap. Bu anlatımı da Nora Seed yapıyor. Nora kitabın ana karakteri. Kendini sevmeyen, başkalarının da onu sevmediğine inanan biri. Hayatı boyunca pişmanlıklarını ve eğer böyle yapsaydım ne olurdu diye düşünen biri. İşte tam bu sırada ölüme kucak açıyor Nora. İntihar ettiği anda kendini Gece Yarısı Kütüphanesi'nde buluyor. Yaşam ile ölüm arasında olan bu kütüphane Nora için bir nevi çoklu evren yani paralel evren teorisini doğruluyordu. Nora kütüphanede kendine uygun olan hayatı bulmaya çalışır. Hayatı boyunca pişmanlık duyduğu şeyleri yapmadığı hayatları istiyordu Nora. Tek tek bütün olasılıkları deniyordu. Ama sonsuz olasılık olan bir yerde kendini kaybetmen çok mümkündü. Tıpkı satranç oynarken yaptığımız hamleler gibi. Nora'nın kendini kaybetmeden bu oyuna devam etmesi gerekiyordu. Matt Haig'de bu sonsuzluklarla olan oyunu etkileyici ve sade bir dille okura sunuyor.
"Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır." (Syf:82)
Bence çoğu insanın aklından böyle yapsaydım ne olurdu, bunu yapmasaydım ne olurdu diye düşünceler geçiriyordur. Ama size tavsiyem her zaman yaşadığınız âna odaklanın. Pişmanlıkları arkanızda bırakın. Eğer onu yapmak istediyseniz illaki bir sebebi vardır. Yazarın da dediği gibi bu hayatı sadece yaşayarak öğrenebiliriz.
Pişmanlıları arkanızda bırakmanız dileğiyle keyifli okumalar