İnsanın özünde yer alan özellikler gereğince, kibir, bencillik, inat, önyargı gibi saplantılarla Kur'an'a yaklaşanlar, onu doğru ve sağlıklı bir şekilde değerlendiremez, onun yol göstericiliğinden faydalanamazlar. Onların alışkanlık hâline getirdiği kötülükler, zamanla kalplerini iyi ve erdemli olan her şeye kapalı hâle getirmiş ve böylece kalpleri mühürlenmiştir. Bu sebep-sonuç münasebetini bir kanun olarak koyan Allah olduğu için, kalpleri mühürleyen Allah'tır fakat bu mühürlemeye sebep insan olduğu için, sorumluluk insana aittir.
Yoksa iman edip dünya ve âhirete yararlı işler yapanları yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutacaktık? Yahut günah işlemekten sakınanları günaha batanlar gibi mi sayacaktık? (Sâd, 28)
Kadını zoraki erkeğe benzetmek için kadınsı özelliklerini bir zaafmış gibi, bir utançmış gibi kamufle etmeye ve yok saymaya uğraşanlar, erkeğe benzemeyen yönlerinin üzerinden silgiyle geçenler. Cinsiyetlerinin birbirlerinden eksik ve resesif yönlerini sündürerek, sağını solunu çekiştirerek güya tamamlamaya çalışanlar, cinsiyetlerin birbirlerinden fazla ve dominant yönlerini kırpıp, kesip, atarak kurtulmaya çırpınanlar. Sakin. Kadın ve erkek farklıdır. Bunda gocunulacak bir durum da yok, ayıp da değil, günah da değil, zaaf da değil, noksanlık da. Farklılıklarıyla güzeller, farklı olunca güzeller. Birbirinin copy-paste usulü özdeşi olunca değil. Birbirlerini tamamlayınca güzeller; yarış pistinde doping verilmişçesine, burunlarından soluyarak boğa güreşi yaparcasına bir rekabet maratonuna girince değil. Eksik ve zayıf yönlerini de en az üstün ve güçlü yönleri kadar kabullenip takviye edince güzeller. Boks ringinde kan-ter içinde vahşi bir güç savaşı ve otorite dalaşına girince değil.