İpek

İpek
@ladyfire
Aylak Adam
Puan vermedi·192 syf.··
2023 1. kitabı
Türk edebiyatının ilk modernist belki postmodernist de sayılabilecek kitaplarından. Ben kitabı konusunu bilmeden yazarın adına aşina olduğum için almıştım. Ancak daha sonra öğrendiğime göre kitap Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabına ilham olmuş bir kitapmış. Öncelikle kitap sayfa sayısına rağmen çok hacimli bir kitap. Kitap bittiğinde birden fazla kitabı okumuş gibi oluyorsunuz ki bence bu yazarın bilinçli yaptığı bir şey olmuş. Başkarakterin adını bilmiyoruz. Hakkında olan bilgilerimiz oldukça sınırlı ama ruh dünyasıyla ilgili her şey verilmeye çalışılmış. Başkarakter C.' nin sorunları tam bir aydın sendromu. Hiçbir yere sığamıyor, oradan oraya savruluyor, kendini anlamaya çalışıyor, her yerde yabancılık çekiyor vs. Bu kadar şeyin sonunda ise yine hiçbir yere varamıyor. Kitabın sonunda karakterin kaybolmuşluğunun hiçbir zaman bitmeyeceğini görüyoruz. Karakterimiz hayatı boyunca hep bir şeyleri kaçıracağını anlıyor ve kitap karamsarlık içerisinde bitiyor. Kitabın anlatımı çok özgündü. Geriye dönüşler okuyucunun anlayacağı ve kitaptan kopmasını engelleyecek şekilde yapılmıştı. Kitabın genel anlamda başarılı ve alanında örnek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Reklam
6/10
·331 syf.··
2021 64. kitabı
Kitap ana fikir ve verdiği mesajlar yönünden düşünülürse derin anlamlar içeriyor. Sonuna geldiğinizde sizde bir şeyler değiştirebilen bir kitap. Konusunun da çok orijinal olduğunu söylersem kimsenin bir itirazı olmaz diye düşünüyorum. Ancak kitabın kötü yönleri de var. İlk olarak tam olarak anlamlandıramadığımız bir anlatıcı var ve bu anlatıcının anlatımı o kadar kapalı ki kitabı okumak büyük çaba gerektiriyor. Tabii ki iyi kitaplar okuyucuyu hırpalayan kitaplar oluyor ama bu kitapta o tempo hiç düşmüyor. Örneğin bir paragrafı bile anlamadan geçersiniz olay akışı ile ilgili ciddi bir kopukluk yaşıyorsunuz. Diyalogları takip etmek gerçekten zor. Olumsuzluklar kısacası böyle. İncelemeyi biraz olumsuz yaptığıma bakarak kitabı yargılamayın çünkü üstü kapalı ifade edilen şeyler gerçekten hepimizin hayatta sorgulaması gereken şeyler. ''Tam anlamıyla insan gibi yaşayamıyorsak, en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapalım.'' (s.123) Kitapta beni en çok etkileyen karakter ise doktorun karısıydı. Üzerine düşünülmüş ilginç bir karakter olduğunu düşünüyorum. Zaten diğer karakterlerin hepsi bir olguyu temsil etmek için oluşturulmuş gibiydi yani daha belli bir çizgideydi. Yazar kendini ve düşüncelerini doktorun karısı üzerinden ifade ediyor gibiydi. Bu körlük dalgasından etkilenmeyen ve her şeyi görebilen tek kişinin doktorun karısı olması da hoş bir ironiydi bence. Bu arada kitabı okuyup filmi izlemeyi planlayanlara tavsiyem kesinlikle izlemeyin bırakın kitap aklınızda olduğu gibi kalsın. Zira film tam bir vakit kaybı. Okuduğunuz için teşekkürler.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Martin Eden
9/10
·520 syf.··
2023 3. kitabı
Jack London'u ortaokulda beyaz diş ile tanımıştım ama tabii o zamanlar nasıl bir edebi deha ile tanıştığımdan haberim yoktu. Ta ki Martin Eden'e kadar. İncelemede spoiler olabilir hassas olanların okumamasını tavsiye ederim. Kitap dıştan bakıldığında tamamen bir sınıf ayrımı kitabı gibi görünüyor ama Martin'in gelişimini daha doğrusu gelişemeyişini okumak gerçekten çok sürükleyici. Genel konu hakkında bir bilginiz olduğunu farz ederek direkt kendi görüşlerimi paylaşmaya başlıyorum. Kitabın üç kısımdan oluştuğunu düşünüyorum: Çaba, vazgeçiş, anlamlandıramayış. Öncelikle Martin'in en başta yazar olma isteğini, deli gibi kitap okumasını entelektüel bir arzu olarak görmüyorum. Bunu yargılamamak lazım çünkü sonuçta hayatı denizlerde geçmiş biri ona rağmen kendini elinden geldiğince geliştirmiş. Ama daha sonrasında olan okuma isteğinin motivasyonunu tamamen Ruth'a olan tutkusundan kaynaklı görüyorum. İlk kısımlarda Ruth'un ailesinin Martin'e yaklaşımı ise yaşadıkları çevre göz önünde bulundurulduğunda gayet normal. Zaman ilerledikçe Martin'in yazar olma tutkusunda şiddetli bir artış görüyoruz. Öyle bir raddeye geliyor ki bu yola onun için çıktığı Ruth'u bile karşına alıyor. Martin'in yazmaya bu derece bağlanması kitapta çok güzel hissettiriliyor. En başından beri Martin'e inanan hep kendisi oluyor. Genellikle bu yolda yalnız oluyor. Benim kitapta en etkilendiğim kısım Martin'in keşfedilmesinden sonra olanlardı. Kendine sürekli neden vazgeçtikten sonra bunun olduğunu soruyor. O kadar yıldır çabaladığı başarıya ulaştığında bile sormaya sorgulamaya devam ediyor. Ruth'a olan şu cümleleri bence kitabın özeti niteliğinde: ''Neden daha önce göze almadın? İşim gücüm yokken... Açlıktan ölürken... Şimdi kimsem o zamanda aynı adamdım, insan olarak, sanatçı olarak aynı Martin Eden'dım.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma