lain

lain
@lain
gövdemi çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum
çocuk küçük yaşlardan başlamak suretiyle kur’an mektebine gidip, anlamını bilmediği arapça sesler ezberleyeceğine, inanıp inanmayacağına kendisi karar versin. önce bir okusun, okuma-yazma öğrensin, dil öğrensin, biraz dünyayı tanısın... sonra, bütün tabiplerin de hemfikir oldukları, akılcı düşünmeye başlanabildiği, rasyonelitenin tamamlandığını sandığımız dönem olan on sekiz yaşında yapsın bunu
Edebiyat
lain
— çocuklara bu hürriyeti vermemiz lazım diyor atatürk. bu yüzden, dine dayalı eğitimi kaldıralım, çünkü doğru olduğu tespit edilemeyen, hatta yanlış olduğunun pek çok ispatı olan bir sürü şey çocuğa çok erken yaşlarda öğretiliyor ve onun hayatında adeta vazgeçilmez kılınıyor
Reklam
bugün biz “seçme özgürlüğü” çağında yaşıyoruz, oy veriyoruz; “o” diyoruz, “hayır” diyoruz, “evet” diyoruz, “istiyoruz” veya “istemiyoruz” diyoruz. bütün bunlar bizim özgürlüğümüzün göstergesidir. ancak hissettiğimiz şeyi bilinçli bir biçimde seçmemişiz; bilinçsizce bir başkası irademize telkinde bulunmuş ve ipotek koymuştur
Edebiyat
lain
o zaman köle özgürdü ama şimdi özgür köledir. bu ne anlama geliyor? o zaman ben bir efendinin kırbaç ve kendirinin darbeleri altında tutsak ve esir iken, "ben şunu istemiyorum”, “bunu seçiyorum”, “şunu tercih ediyorum" diyordum, efendi ise izin vermiyordu. ama şimdi benim seçme özgürlüğüm var lakin efendinin benim için belirlediği şeyi seçebiliyorum. —* yani kendisi benim irademi meydana getiriyor ve ondan sonra da hadi şimdi seç diye beni özgür bırakıyor
doğaya egemen veya kendi toplumuna egemen olan insan kendi zindanı içinde çaresiz ve tutsaktır
Edebiyat
lain
- niçin öz zindanından çıkamıyor peki? bu zindandan kurtulmak zordur çünkü
günleri var yüzlerinin, saatlerle bölünen, döndükçe eksenlerinde ve çevremizde dolandıkça mevsimleri, bir yılda tamamlanan. başı ve sonu var sözlerinin; baş sona dönüyor durmadan, kavuşuyor arada bir, sonra yeniden dönmeye başlıyordu
Edebiyat
lain
-sesleri gibi yüzleri de yirmi dört saatinde yakarmanın, telli ve soluklu çalgıların dört mevsiminde. geceleri ve kışları en korkuncu!