aurelius, gerçek huzurun ancak ve ancak insanın kendinde bulunabileceğine inanıyor. insan zihnini cennete dönüştürmediği sürece yeryüzünün hiçbir köşesinde bir cennet bulabilme ihtimali yoktur. gerçek huzurun, gerçek cennetin, tamlığın ve dengenin inşa edilmesi gereken asıl yer insanın zihnidir. bütün çaba, bütün inşaat, bütün restorasyon insan zihni üzerinde gerçekleşmelidir
zevkin çekici, acının ürkütücü, kibrin şöhretin ilhamı olduğu duygusunun temelinde ne var?aklımızla bütün bunların kötü, ucuz, çürük ve önemsiz olduğu sonucuna varabilmeliyiz aslında. konuşmalarıyla, düşünceleriyle başkalarına fikir dağıtanlar kimler mesela?
tıpkı diğer stoacılar gibi aurelius da “an”ın yaşama ya değer olduğunu düşünür çünkü canlı olan, yaşayan en gerçekçi an, şu andır. geçmiş, bir oldubittidir artık. aklını kullanan insan için geçmişle ilgili kin, kıskançlık ya da pişmanlık hesaplaşması kalmamıştır. istesen de istemesen de zaten sen artık eski sen değilsindir. insan için değişim kaçınılmazdır. zira gelecek de sadece bir hayaldir, bir olasılıktır, henüz olmamıştır ama şu anı nasıl değerlendirirsen geleceğin de nasıl olabileceği ihtimalini belirlersin