insan aklını kullanmayı seçmelidir. rüzgarda oradan oraya savrulan kuru bir yaprağın kaderine terk edilemez yaşam deneyimi. beklemek bir alın yazısı olamaz. mutluluğu beklemek, başarmayı beklemek, sevilmeyi beklemek... bunlar ağacın dallarında kendiliğinden yetişen, doğaya emanet edilmiş meyveler değildir. insanın doğası, bir yerde kendine emanettir.*
her ne düşünüyorsak, onu var ediyoruz. zira her eylemimiz bir düşüncenin sonucu... eylemlerimizse kaderimiz üzerinde etkin bir güce ve belirleyiciliğe sahip. eylemler, seçimlerin ifadesidir. her neyi seçtiysen eylemlerinle bunu ifade edersin. dolayısıyla bir seçim yapmak, diğer bütün seçenekleri terk etmek de sayılır. belki onlarca, yüzlerce olasılık içinden sadece bir tanesini alıp yaşama uyarlamak büyük bir sorumluluk...
beklemek! sanki bütün bir ömrünü bekleyerek gerçirmişti. neyi bekleyerek? yaşamayı. evet öyleydi gerçekten de, yaşamayı bekliyordu. şu andakini bir yaşama provası gibi görüyordu. bir tür alıştırma
düşman içerideydi. sadece şehirlerin, mahallelerin, terk edilmiş binaların ve sidik lekeli kapı eşiklerinin sınırları içinde değil; tek tek bedenlerin, zihinlerin ve hepsinden öte, ruhların içindeydi