lain

lain
@lain
gövdemi çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum
sen kendi hayatını yaşamıyorsun artık. sen bu halinle sadece bir mezar, bir tabut gibi bir şeysin. korkunç, zalim bir ölümü taşıyorsun. hangi hürriyet?.. evet ben de biliyorum, o -olmazsa, her şey mübahtır- sananlar oldu. onun boşalttığı yeri, insanlığa parçalıyanlar oldu. tanrı insanı ben de biliyorum. ne oldu? sadece sefaletlerimizle basbaşa kaldık. insanın talihi yine aynı talih. aynı imkansızlıklar içindesin. aynı ıstıraplar içindesin. hakikatte bir şafak diye baktığın şey bir yangındır... hayır, sen allah düşüncesini içinde azdırmakla ondan kurtulamazsın. hiçbir yara kurcalamakla iyileşmez
Edebiyat
Reklam
hayır, yavrucuğum inanmıyorum: bu saadetten mahrumum. inansaydım mesele değişirdi. bilseydim ki vardır, insanlarla hiçbir davam kalmazdı. yalnız onunla kavga ederdim. her an bir yerde yakalar, bana hesap vermeğe mecbur ederdim. ve zannederdim ki bana hesap vermeğe mecbur olurdu. gel, derdim gel, yarattığın mahluklardan birisinin derisine bir an gir. benim her gün yaptığımı yap. bir tanesinin hayatım yirmi dört saat yaşa! pek bedbahtına gitmene lüzum yok. sen ki yaratıcısın, bilmemen, anlamaman kabil olmaz. onun için herhangi birinin derisine gir. ve kendi yalanını bir an bizimle beraber yaşa; bizim gibi yaşa. yirmi dört saat bu bataklıkta küçük susuzlukların kurbağası ol!
Edebiyat
beraber yaşamış iki insanın birbirinden ayrılacağını, hakikaten ayrılabileceğini sanıyor musun?
Edebiyat
herkes bana bir şey hatırlatıyor. karım, arkadaşlarım, akrabalar, herkes. düşünmüyorlar ki ben mesuliyet hissiyle doğmuş değilim. insan ya öyle doğar, yahut doğmaz. bende bu yok. mucize olmaz mı? birdenbire mesela değişmişim, -hayatımı sevmeye başlamışım
Edebiyat
niçin o kadar çok ıstırap çekiyoruz; yani bütün dünya. —çünkü hürriyetin uğrundaki her mücadele yeni bir adaletsizliği doğuruyor
Edebiyat
Reklam