Kızıl Karma;lütfen her sene bir kitap yazma.
Yazar en beğendiğim polisiye yazarlarının başında geliyor. Ancak şu gerçeği de belirtmeden geçemeyeceğim her yeni kitabını okuduğumda bir öncekinin daha güzel olduğu en güzellerinin ise ilk kitapları olduğu hissine kapılıyorum. Tüm kitaplarını okumuş sadık bir okur olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki son eserlerinin hiç biri Siyah Kan, Leyleklerin Uçuşu, Koloni ya da Kurtlar İmparatorluğu, seviyesinde değil.
Tarihteki kırılma anlarının yada tarihte kilit rol üstlenen kişilerin/olayların anlatıldığı yazarının pek de tarafsızlık kaygısı hissetmeden (F.S.M ve İstanbul'un Fethi) kaleme aldığı kitap. Her şeye rağmen akıcı ve etkileyici bir kitap. Özellikle Waterloo Savaşı, San Francisco şehrinin kuruluşu ve binlerce yıldır keşfedilmemiş Güney Kutbu'nun aynı ay içerisinde farklı iki kişi tarafından keşfi kitapta bulabileceğiniz trajik olaylardan.
Kitabı çok heyecanlı bir şekilde okudum. Fakat bu heyecanın kitabın kalitesiyle ilgisi yoktu maalesef heyecanımın sebebi ise yeni bir kurgu hatası daha bulabilmekti. Mantıksızlığın tavan yaptığı bir kitap...
Yıllardır okumayı ertelediğim fakat elime aldığımda bırakamayıp aynı gün içinde hatta ortasında :) bitirdiğim mükemmel eser. Kitabın bende Adam Fawer'in "Empati" sine benzer bir etki bıraktığını söyleyebilirim.
Selçuk Aydemir'i yönetmen olarak tanıdım ve beğenerek izlediğim komedi film ve dizilerinin ( İşler Güçler, Çalgı Çengi,Düğün Dernek,Kardeş Payı) hatırına kitabını da okuyayım dedim. İyi ki de öyle yapmışım.Birkaç saat içinde bitti zaten... Bilseydim yavaş yavaş tadını çıkara çıkara okurdum. Her sayfasından mizah fışkıran ve içinde 90'larda çocuk olanların çocukluklarını bulabileceği ve kesinlikle herkesin şiddetle okumasını tavsiye edebileceğim bir eser.