Aslında masallarda kahramanın karşısına sihirli bir lamba, uçan bir halı, konuşan bir kedi, her neyse, tüm hikayeyi değiştiren bir mucize çıkar ya. Gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek mucize, iyi bir öğretmendir.

Birisi bir șeyleri gözünüze sokmaya çalışıyorsa, anlayın ki o şey o kişide eksiktir. Çünkü güneş tepedeyken lamba yakılmaz. Kimse mücevheri parlatmaya çalışmaz.
:
Şu Ankara kentinin sokaklarında
Mutsuz kediler, köpekler var. Sen de mutsuz değil misin ey ozan,
Bezgin değil misin onlar kadar?
Ve halkın da değil mi baştan başa Yoksul, mutsuz, bezgin? Bir ağaç gibi kurumuş
Suyu çekilmiş ülkemizin.
Köylü yitmiş kırlarda dağlarda,
Toprak kısır ineklerin memesi gibi.
Em ha, em ha bir damla süt yok
Kentlere sığınanlarsa dalga dalga.
Birer isli lamba kasabalar Kahveler dolusu insan ve sinek,
Bütün mutlulukları bir yüksük çay,
İskambil, tavla ve pineklemek. İnsanın değeri yok sinek kadar,
Yalan, kandırmaca, vurgun,
Halkımızın bir ucu savurmacada,
Bir ucuysa dibinde yoksulluğun.
Cahit Külebi
Cadı'nın (bilmeden) diktiği lamba Narnia ormanında gece gündüz ışıldadı, büyüdüğü yer Fener Çoraklıkları diye adlandırıldı ve yıllar sonra, bizim dünyamızdan bir başka çocuk karlı bir gecede Narnia'ya geldiğinde ışığın hala yandığını gördü.