Puan vermedi·88 syf.··
2026 23. kitabı
Bu hepi topu 88 sayfalık kitap hakkında aslında söylenecek çok söz, yazılacak çok kelime var. Lakin yazarın da dediği gibi: “Bu topraklar (Gazze), intikamların üst üste yığıldığı, kinlerin kat kat biriktiği, hüznün hüzünle örtüldüğü bir ağıt gibi.” O yüzden kelimeler kifayetsiz kalıyor. Yazar, bazı noktalarda kitabın gerçek yazarı olan gazeteciye sesleniyor. Geçişler yeterince belirgin olmadığı için arada kopmalar yaşanabiliyor. “Ne oldu şimdi, bunu kimin ağzından okuyoruz ya da dinliyoruz?” diye düşündüğüm yerler oldu. Onun dışında okuyucu, akıcı ve vurucu bir hikâyenin içinde kayboluyor. En azından bende bu hissi uyandırdı. Nebil’in çocukluğu çok zor geçmiş; vatansız ve kamplarda büyümüş. O da yetmezmiş gibi tam bir şeyler düzelmeye başladı derken hayatında hiç unutamayacağı ağır yükler binmiş omuzlarına. Vatanı ve intikamı için mücadele ederken 20 yıl hapis yatmış, karısından ve kızından ayrı düşmüş. Anne ve babasının cenazesine bile gidememiş. İşte o yirmi küsur yılda kitaplara sığınmış; dünyadan tamamen kopmadan, ondan uzaklaşmanın yolunu böyle bulmuş. Yaşlı Nebil El Cebir, bu saçma, öfkeli ve insanlık dışı dünyada kitapların arasında kaybolmuş. Gün ışığı onun için kitaplarını okuyabilmesini sağlayan bir lamba olmuş. Bunu da bir gazeteci keşfetmiş ve ortaya içinizi burkan bu hikâye çıkmış. Tüm bu yaşananlar için çok üzgünüm. Bu kitap bana o topraklarda yaşanan acıları çok net bir şekilde hissettirdi.
Gazze'nin Son KitapçısıRachid Benzine · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025187 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 44. kitabı
Yazarın bu #neverafterseries in ilk üç kitabını okumuştum. Ben ilk üçü arasında en çok ikiyi sevmiştim ama Yasaklı onu geçti bence. Çok keyif alarak ve duygularını hissederek okudum. Yasmin Karam, Sultans elmasları imparatorluğunun sahibinin kızı, tek çocuk doğal olarakta tek varis. Ne kadar işlerden uzak yetiştirilse de her şeyin farkında. Araba kullanmasına bile müsaade edilmemiş her yere özel şoförüyle giden, çok fazla da arkadaşı olmayan ve yakında kaybedeceği bir babaya sahip biri (babası kanser). Bundan ötürü babasının da tek isteği, seçeceği biriyle -aç gözlü olmayan- Yasmin'i evlendirip işleri de onunla yürütmesine izin vermek. Ama gelin görün kiiii Yasmin, çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Aiden'le yasak bir aşk içinde, çünkü Aiden evde çalışan bir kadının oğlu. Aiden onu sevdiğini söylerken, Yasmin cesaret edipte babasına bir türlü durumu açamaz ve son günlerinde de onu asla üzmek istemez. O sebeple de babasının uygun gördüğü taliplerle görüşmeyi kabul eder. İşteeeee benim yeni adamım Julian Faraci'de buralarda devreye giriyor. Julian'ın malesef kötü bir çocukluğu olmuş. Ayyaş bir baba, sorumsuz bir anne. Babası annesine her zarar verdiğinde annesi de hırsını küçük Julian'dan çıkarmış. En sonunda da harika evcil hayvanıyla babasının hayatını sonlandırmış. Dişiyle tırnağıyla girdiği Sultans elmaslarında da şu an Yasmin'in babasının sağ kolu ve o öldüğünde verdiği emeğin karşılığı olarak şirketi kendine istiyor, bu yüzden de yapacağı her yol ona mübah. Bir gece tesadüf Yasmin'le Aiden'i yakalıyor, onları bir güzel izliyor. Böylelikle de eline bir koz geçiyor. Hemen bir plan yapıyor. Yasmin'le evlenecek zaten babası da ölecek, sonra kızı öldürecek ve tüm miras (vasiyet bile hazırlatıyor) Julian'a kalacak. Ama işte her şey plana uygun gitmiyor, çünkü AŞK
YasaklıEmily McIntire · Ren Kitap · 202618 okunma
Reklam
8/10
·143 syf.··
2026 4. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 23:15
*Spoiler içerebilir “Hayatın ölmeye başladığı her sefer, bir peygamber çıkageldi.” Bölüm: İsa, s.126 Kendi yaşantımla onun yaşantısındaki bazı benzerlikler sebebiyle kendime en yakın gördüğüm peygamber Hz.Musa olmasına rağmen kitapta en çok Hz.Adem ve Hz. İbrahim’in bölümlerini sevdim. Yazarın dilini de sevdim, anlatımıyla kafamdaki bazı kilit noktaları açılmış gibi hissettirdi. Sadece yer yer konuyu biraz süsleyerek uzattığı için sıkılmadım desem yalan olur. Uzun bir süre sonra tekrar okumayı düşünüyorum, bakalım düşüncelerim ne yönde değişmiş olacak. Okumanızı tavsiye ederim bu arada. “Tanrı’sız ruh, ışıksız lâmbadır. Işıksız lâmba ise işlevsizdir.” Bölüm: İsa, s.125 Işığımızla kalmak niyeti ve dileğiyle.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,1bin okunma
Ya lamba çini Alaaddin ile hiç karşılaşmasaydı
8/10
·384 syf.··
2026 16. kitabı
Yeniden yazılmış masallar serisi seven biri olarak sonunda bu yazarın serisine baslayabildim. Kitap akiciydi açıkçası hel kafamda kurduğum ya o öyle olmasaydı sorusuna yanıt gibi geldi ya Alaaddin çini hiç kullanmasaydi. İşte bu kitapta da onu gördük caferin hüküm sürdüğü korkunç krallığı insanların açlığını orijinal kitabını okumadım ancak çöl farelerinin alanları insanlarından ve ekonomisinin kötülüğünden fln bahsetmeleri güzeldi yasemin sonuna dek bence sönük kalmıştı orijinal kitaba göre ama fena değildi. Onun dışında sonu pek beğenmedim mehh bir son olmuştu yinede yazarın eline sağlık
Yepyeni Bir DünyaLiz Braswell · Beta Byou · 202233 okunma
Bir Kadının Onur Haritası
9/10
·544 syf.·
2026 130. kitabı
1923 yılının ağır bir akşamıydı Anadolu’nun yorgunluğunu duvarlarına çekmiş eski bir konak odasında oturuyorduk Yağ lambası titriyor, ışık duvarlara çarpıp geri dönüyor, sanki zaman bile burada yavaşlıyordu Reşat Nuri Güntekin Çalıkuşu kitap incelemesini yalnız yapmayacağım Ben hem yazan hem yön veren hem de bu konuşmanın içindeki bir ses olacağım Karşımda üç ayrı zihin var Hiç O her şeyin içini oyan sorular sorar Keskin ama sessizdir Cevaplardan çok boşlukları büyütür Ravi Daha dengelidir Analiz eder Olayları parçalar ve yerine koyar Duyguyla akıl arasında bir köprü kurar Münzevi En az konuşandır Ama konuştuğunda söz derine iner İçe dönüktür Gördüğünü değil sezdiğini söyler Bugün bir romanı değil bir yürüyüşü konuşacağız Bir insanın kendini yeniden kurma cesaretini Çalıkuşu Ve o yürüyüşün adı Feride
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2026 3. kitabı
Kitabın kapağında “Atatürk’ün Önerdiği Kitap” yazılıp da dipnotlarda bol miktarda “… yazarın uydurmasıdır”, “Muhtemelen bu da uydurmadır” şeklinde ifade edilen kısımlar bana biraz çevirmenin üslubunda bir sorun var dedirtti. Bir bölüme geliyorum heyecanla okurken birden bir dipnot çıkıyor karşıma “inanma onaaa bu da uydurma!” dercesine… Gerçekten “uydurma” kelimesi bu kitabın dipnotlarına yakışıyor mu? Belki yazarın bahsettiği kişi hiç yaşamadı, o ayakkabı markası hiç var olmadı önemli de değil zaten, önemli olan “fikir”. Olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı değil. Bir an okumaktan vazgeçmeyi düşündüm çünkü ne okusam altında çevirmen “uydurma o” diyor. Bir de özellikle 152. sayfadan kitabın sonuna kadar o kadar imlâ hatası var ki, insana nasıl olur dedirtiyor. Kitapta da dendiği gibi “En iyi yağla dolu canlı bir lamba olmak” (syf 147) lazım, ne iş yaparsak yapalım en iyisini yapmaya çalışmak lazım diye düşünüyorum. Editörün elinden çıkan bir kitapta bu kadar imla hatası olmaması gerekirdi. Atatürk’ün önerdiği kitabın yazarının anlattığı hikayelerin dipnotuna “uydurma” diye not düşülmesini ise yorumsuz bırakıyorum… E romanlar hep uydurma ya onları ne yapacağız, yaşanmış mı olması gerekiyordu yazılması için???
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Remzi Kitabevi · 2018124,8bin okunma
Reklam
Reklam