Puan vermedi·144 syf.·
2026 419. kitabı
,Çocukluğunuzdan bu yana, itinayla tüm vücudunuzu, kara saçlarınızı ve hatta gözlerinizdeki ifadeyi gizleyen kara ve uzun giysiler giymek zorunda olduğunuzu bildiğinizde, kırmızı bir elbise arzu etmek korkunç bir günahtı. Karalara bürünmek erkeklerden korunmak anlamına gelirdi. Erkekler için durum daha farklıydı, kadınların aksine onların arzu duymaya hakkı vardı. Erkeklerin yaptığı ve yapmak istediği her şey normaldi. Erkekleri kadınlardan korumak, yine kadınların göreviydi. Lamia Berrada Berca Paris'te yaşayan göçmen bir kadının kendi içindeki özgürlük mücadelesini anlatır. Genç bir kadının, karşısına çıkan kırmızı bir elbise ve Immanuel Kant'ın "Aklını kullanma cesareti göster" felsefesiyle kendi hayatında bir aydınlanma yaratmasını konu alır.. Baskıdan Özgürlüğe: Karaya örtülere hapsedilen genç bir gelin, kırmızı elbisenin ona verdiği cesaretle arzuyu ve bilgiyi keşfeder.Felsefi Dokunuş: Immanuel Kant'ın Aydınlanma felsefesi temel bir rehberdir. Karakter, başkalarının kuralları yerine kendi aklını kullanma cesaretini gösterir. Şiirsel bir romanı geride bıraktık,samimi bir dille açık yazmış Lamia Berrada Berca'ımiz Ben sıra sizde okudum Kant ve Kırmızı Elbise
Edebiyat & Roman
Kant ve Kırmızı ElbiseLamia Berrada Berca · Maya Kitap · 2018252 okunma
Mavi Bir Düşten Siyah Bir Hakikate: Mai ve Siyah
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 19:40
Halit Ziya Uşaklıgil’in Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk roman kabul edilen Mai ve Siyah'ı, aslında sadece bir devrin değil, her devrin hayalleriyle gerçekleri arasında ezilen insanının hikayesidir. Bu eseri okumak, bir akşamüstü lacivert bir rüyaya dalıp, gece yarısı kapkara bir fırtınayla uyanmak gibidir. ​Roman, bizi Ahmet Cemil’in o meşhur Haliç manzarasına karşı kurduğu mai (mavi) hayalleriyle karşılar. Ahmet Cemil; hassas, şiir dolu ve dünyayı kendi içindeki temizlikle gören bir ruhtur. Onun için hayat, elmas pırıltılarıyla süslü bir gökyüzüdür. Ancak Halit Ziya, bize en baştan fısıldar: Gök ne kadar mavi olursa olsun, gece mutlaka gelecektir. ​Ahmet Cemil, yazdığı büyük eserin bitişini ve sevdiği kadınla (Lamia) kuracağı o mesut yuvayı hayal ederken aslında hepimiz adına umutlanırız. Kitapta bu durumu özetleyen şu satırlar, hüzne atılan ilk adımdır: ​Sanki hayat, uzaklarda, o mai sislerin içinde saklanmış bir saadet vadisiydi; oraya bir ulaşabilse, her şey bitecek, her şey derman bulacaktı. Bu alıntı, insanın mutluluğu hep başka bir yerde veya gelecekteki bir anda aramasının trajedisini anlatır. Ahmet Cemil, şimdiyi yaşamak yerine hayallerin buğusuna aşık olmuştur. Oysa hayat, o mai sislerin ardında bekleyen bir vadi değil, ayaklarının altındaki sert topraktır. ​Roman ilerledikçe Ahmet Cemil’in elinde ne varsa tek tek dökülür. Kardeşi İkbal’in dramı, Lamia’nın başkasıyla nişanlanması ve en sonunda binbir emekle yazdığı eserinin kendi ruhunun ateşe verilmesi... O muazzam mavi gökyüzü, yerini zifiri bir karanlığa bırakır. ​Finalde, İstanbul’dan kaçarken denize baktığı sahnede geçen şu ifade, hayal kırıklığının zirvesidir: ​Hayat bu muydu? Bu kadar ümit, bu kadar emek; sonunda bir avuç siyah küle mi dönüşecekti? Buradaki siyah kül, sadece
1000Kitap
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202434,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayaller Mavi, Gerçekler Siyah
8/10
·264 syf.··
2026 15. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:40
Kitabın başkahramanı olan Ahmet Cemil, geleceğe umutla ve "mavi" hayallerle bakan idealist, genç bir şairdir: Büyük bir eser yazacak, ünlenecek ve sevdiği kızla evlenecektir. Ancak hayatın acımasız gerçekleri, onun bu saf dünyasını paramparça eder.Babasının ölümüyle evin geçiminin ona kalması,kız kardeşinin trajik ölümü, eserinin insafsızca eleştirilmesi ve karşılıklı sevdiğini zannedip acı bir şekilde bunun tek taraflı olduğu ayrımına vardığı aşkı Lamia'nın başkasıyla evlendirilmesiyle dibe vurur. Büyük bir hayal kırıklığı içinde, yıllarca emek verdiği eserini kendi elleriyle yakar.Bu anı içinden bir parça koparak okuyor insan,içi cız ediyor insanın resmen... Romanın sonunda, her şeyini kaybetmiş bir halde İstanbul’u terk ederken baktığı deniz, artık umudun mavisi değil, yenilginin "siyah"ıdır. Mai ve Siyah, insan ne kadar parlak ve mavi hayaller kurarsa kursun, hayatın siyah gerçekleri karşısında uğrayabileceği o kaçınılmaz hayal kırıklığını anlatan, okuması keyifli bir kitap.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,8bin okunma
BAHTSIZ AHMET CEMİL
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 02:25
Mai ve Siyah benim için resmen kusursuzdu ya. Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar içine çekmemişti. Bitirdiğimde baya boşluğa düştüm çünkü Ahmet Cemil’in hayatını okurken sanki onunla birlikte umutlanıp onunla birlikte yıkıldım. Adamın yaşadığı o hayal kırıklıkları gerçekten insanın içine işliyor. En sevdiğim şey kitabın duygusu oldu galiba. Böyle bağırıp çağıran bir dram yok ama içten içe insanı yiyip bitiren bir hüzün var. Sessiz ama çok ağır. Ahmet Cemil’in o sürekli bir şeylere yetişmeye çalışma hali, kendini başka bir hayatın içinde hayal etmesi… aşırı gerçek geldi bana. Çünkü bazen insan gerçekten sadece hayalleriyle yaşıyor. Kitap bunu o kadar güzel anlatıyor ki. Halit Ziya’nın dili bazı yerlerde ağır olsa bile ben hiç rahatsız olmadım çünkü o uzun uzun anlattığı şeylerin hepsi kitabın ruhunu kuruyordu bence. O karanlık hava, geceler, iç sıkıntısı… okurken resmen hissediyorsun. Kitap bitti ama hissi kaldı içimde. Zaten iyi kitap dediğin de biraz böyle olmuyor mu? Bitince bile peşini bırakmıyor insanın. Ahmet Cemil’e çok bağlandım ben ya. Çünkü o sadece bir karakter gibi gelmedi bana. Fazla hassas, fazla hayalperest ama çok gerçek biriydi. Sürekli bir şeyleri kaybetmesi, tam mutlu olacakken hayatın önüne geçmesi insanın canını acıtıyor. Lamia konusunda bile adam aşkı yaşamaktan çok içinde taşıdı. O kadar içine atan bir karakter ki bazen sadece sarılmak istedim. Ve sonu… gerçekten mükemmeldi bence. Acıydı ama yapay değildi. Hayat gibi hissettirdi. “Mai”nin yavaş yavaş “siyah”a dönüşmesini izlemek çok etkileyiciydi. Kitap bana direkt şunu hissettirdi: İnsan büyüdükçe bazı hayallerini gömmek zorunda kalıyor. O yüzden bu kadar vurdu beni sanırım. Cidden 10/10’luk kitaptı benim için. Sadece hikâyesi değil, hissettirdiği şeyler yüzünden de unutulacak gibi değil.
Edebiyat
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,8bin okunma
10/10
·400 syf.··
2026 17. kitabı
Cumhuriyetin ilk yıllarında Reşat Nuri tarafından yazılan bu eser, Osmanlıca aslından çevrilmiş. İnkılap Yayınevi baskısından okudum. Dil bana göre yer yer zorlayıcıydı çünkü bazı kelimeler Osmanlıca aslıyla bırakılmış fakat kelime anlamları dipnot olarak belirtilmek yerine kitabın sonunda "mini sözlük" tarzında, liste halinde verilmiş. Haliyle sürekli kitabın arkasından kelime anlamına bakmak akıcılığı biraz bozuyor. Lakin betimlemeler oldukça başarılı, handiyse siz de Bozyaka'daki bağlarda, İstanbul sokaklarında karakterlerle birliktesiniz. Öykü olarak oldukça sürükleyici, kitabı elimden bırakamadım desem yeridir. Gelelim karakterleri ve olayları yorumlamaya: Lamia çoğu okurun aksine pasifliği ve mağrurluğuyla beni sinir eden bir karakter oldu. Elbette o dönem kadınından atılganlık ve özgüvenli bir duruş beklememem gerektiğinin farkındayım lakin yine de Lamia'nın kendisine dair yapılan her suçlamaya sessiz kalışı beni çok sinirlendirdi. İnsanların ikiyüzlülüğü ve erkek lafının kadın lafından veya elalemin lafının olayın öznesi kişisinin lafından kıymetli olması o kadar güzel anlatılmış ki... Lamia, Makbule'nin kıymetlisi iken ölüm eşiğine geldiği anda Lamia'nın yanında Vedat'ın olması Makbule ve babasının Lamia'yı tek kalemde silmesine ve iftiraya uğratmasına gayet yeterli olabiliyor. Lamia'nın uğradığı haksızlıklara Lamia yerine ben bağırıp çağırmak istedim fakat başta belirttiğim gibi o dönemin koşullarında böyle şeyler pek mümkün değil, buna rağmen objektif değerlendiremiyorum maalesef. Kenanla evlenmeyi kabul etmemesi, kimseye o "sergüzeştini" anlatmaması dışarıdan bakan bir göze Lamia'yı pasif bir karakter gibi gösterse de Reşat Nuri bize vakur ve gururlu bir kadın portresi çizmeye çalışmış. Tevekkeli değil, kitap boyu tüm erkekler Lamia'ya sevdalanıyor. Lamia
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Bir Kayanın Ardındaki Coğrafya: Tanios Kayası
Puan vermedi·247 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 10:39
Amin Maalouf'un Goncourt odullu romani uzerine samimi bir yazi. Ortadogu'da dogdun, burada yasiyorsun. Sana "cografya kaderdir" demislerdi. Ciddiye almamistin. Sonra bir kitap okudun ve o cumle oturdu tepene. Amin Maalouf'un Tanios Kayasi'ni bitirdigimde aklimda kalan ilk sey bu oldu. 1830'larin Lubnan'i, Osmanli'nin son demleri, Mehmet Ali Pasa'nin Misir'dan oynadigi oyun, Ingilizlerin ve Fransizlarin Ortadogu satrancindaki hamleleri... Ve tum bunlarin ortasinda, saclari erken beyazlamis bir gencin hikayesi. Tanios, bir Seyh'in himayesindeki kucuk bir koyde buyuyor. Annesi Lamia — guzelligi "carmih gibi" tasiyan bir kadin. Aslinda hikaye onunla basliyor. Yasak bir ask, gizli bir dogum ve seneler sonra ortaya cikan bir gercek. Tanios gayrimesru oldugunu ogrendiginde, kimlik dedigimiz o kirilgan seyin aslinda ne kadar disaridan dayatildigini goruyorsunuz. Maalouf'un en buyuk marifeti su: Tarih dersi vermiyor. Sadece anlatiyor. Olaylari, insanlari, entrikalari o kadar dogal bir akisla sunuyor ki bir bakmissiniz 1830'larin Lubnan Dagi'nda dolasiyor, Tanios'la birlikte siz de o kahvenin onunde oturuyorsunuz. Kitabi bitirdikten sonra kendinizi Maruniler kimmis, Druzler neyin nesiymis diye arastirirken buluyorsaniz sasirmayin. Bende oyle oldu. KIMLER OKUMALI? Amin Maalouf'la yeni tanisacaksaniz, cok tartisilir bir konu. Bazilari "Semerkant'tan basla" der, bazilari "Afrikali Leo'dan". Ben sahsen Tanios Kayasi'ni da listede ust siraya koyarim. Cunku: - Kisa (247 sayfa, bir aksamuveri biter) - Akici (ilk 50 sayfada tarihsel arkaplan biraz yogun gelebilir, pes etmeyin) - Sarsici final (tahmin edemezsiniz, soyleyeyim) - Dusundurucu (bitince "iyi ki okudum" dersiniz) BIR DE ELESTIRI VAR Her Maalouf romani ayni gucte degil. Bunu kabul edelim. Semerkant'in buyusu, Afrikali
Edebiyat
Tanios KayasıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20217,8bin okunma