Yine vaktiyle medeniyyetler, tağyîre uğramış dinler, kadını: «İnsânı şeytâna yaklaşdıran bir vâsıta, âlet-i şer, erkeği tahrîb eden felâket, mücessem-i zarar, oluşu muazzam bir dalâl, felâket dokuyan geniş bir tehlike, mahvedici bir kuvvet, rengîn bir illet» diye i'lân ederken, İslâm:
« Kadın, mahall-i tekvîndir (yaratma yeridir), sûret-i beşeriyye onunla feth olunmuşdur, Mükevvine kurbiyyeti (Yaratana yakınlığı) vardır» diye onu esâretden kurtarıyordu.
Evet yine o günün medeniyyeti, kadın yalnız yemek pişirecek, kumaş dokuyacak, evde hizmetçilik yapacak diye emreder iken, Hazret-i Muhammed:
«İlmi öğrenmek her erkek ve her kadına bilâ istisnâ farzdır» diye ferman buyuruyordu.
Emniyete doğru yola çıktık. "Gönül Dağı"nın ardından Zeki Müren'in "Gitme Sana Muhtacım" şarkısı çalmaya başladı. İçim acımaya başladı. "Radyoyu kapatır mısınız?" dedim. "Siktir git lan şerefsiz. Babanın uşağı mı var burada!" dedi ve şarkı devam etti.
Bu sistemi sadece kapitalizm, sadece emperyalizm ya da baş ka başka teorilerle açıklamak her bakımdan eksik kalır. Kapi talizm düşmanı olanlar bu sistemin sömürü sistemi olduğunu, insanları sömürüp dünyadaki nimetlerin azınlıklar tarafından dağıtılıp insanların aç ve susuz bırakıldıklarını ve tüm oyunun bundan ibaret olduğunu savunabilir. Başka birisi İsrail Devleti, Yahudiler ya da Masonlar üzerinden bu sistemi açıklayıp tüm amacın insanların Yahudilerin köleleri haline getirilip Yahudi-lere vaadedilen toprakların ele geçirilmesi olarak görebilir. Bir başkası bu sistemi Rusya'ya bir diğeri Haçlı organizasyonlarına ve Amerika'ya mal edebilir. Yine çarklarla kurulu bu sistemi bü-tüncül olarak değerlendirmek yerine kimisi gıda alanında yapı-lan ifsada, kimisi sağlık alanında yapılan ifsada (kısırlaştırma, GDO vs.) kimisi de eğitim alanında yapılan ifsada odaklanabilir. Aslında tüm bunlar daha önce fil görmemiş, karanlık bir ahıra sokulan köylülere filin tanımının sorulması gibi bir şeydir. Ki-misi hortumunu tutup "Fil bir hortumdur." der, kimisi bacağını tutup "Kalın bir ağaç gövdesidir." der, kimisi kulaklarını tutup yapraktır der. Bu sahnede Müslümanın bakış açısı ise ahıra bir ışık tutup fili olduğu gibi tanımlamasıdır. İşte bu sahnede kuru-lan bu ifsad düzenini görebilmek için kullanacağımız ışık, vah-yin ışığıdır.
Sonuçta olduğun bir insan var, öyle düşün,
onca senedir sensin, onca senedir arkasında durmuşsun onun, buğulu, gaddar, insafsız bir geçmiş, sonra bir bakıyorsun bayat ekmek gibi ufalanıyor gözünün önünde, parçalarını toplamaya çalışıyor yerden. Anlayacağınız, kendi hayatımın bana işkence edişini izliyordum. Fakat her şey bir yere kadar. Yeter lan dedim sonunda, canıma kastın mı var? Hayat mayat dinlemem, alırım aklını. Çocuk mu lan karşındaki? Tanıyorum oğlum ben seni. Görüşeceğiz seninle. Hesabımız var.