Şimdiye kadar Latincenin ölü bir dil olduğunu bilirdim. Şimdi onun ölümün dili olduğunu biliyorum. Ölüm Latince konuşur.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Zaten üsluba edebiyata düşkün, iyi konuşan ya da öyle sanan, ölüm kararını talep etmeden önce gerekirse bir iki Latince mısra okuyan, insanlar üzerinde etki yaratmaya çalışan, öz saygısına önem veren bir beyefendidir, ey sefalet!
İş bankası·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdiye kadar Latincenin ölü bir dil olduğunu bilirdim. Şimdi onun ölümün dili olduğunu biliyorum. Ölüm Latince konuşur.
Sayfa 32 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Thomas Jefferson İncili - Hurafelerden Arındırılmış Kutsal Kitap
Hıristiyanlığı yeni insanlık fikirlerine uyacak şekilde yeniden tasarlamak istiyorsanız seçebileceğiniz bir yaklaşım, İsa’nın mevcut hikâyesini alıp doğaüstü her şeyden arındırmak ve geriye yalnızca uzun zaman önce yaşamış büyük bir ahlak öğretmeni hakkında ilham verici bir hikâye bırakmaktı. Bunun emsalleri zaten vardı; en dikkate değer operasyon Amerika’nın kurucu babası Thomas Jefferson tarafından gerçekleştirilmişti. 1819’da Yeni Ahit’in kopyalarını resmen kesip biçerek seçtiği pasajları, İsa’nın yaşamını, bir bakireden doğması, mucizeler ve Diriliş gibi unsurlardan arındırarak anlatan bir formda yeniden birleştirdi. Geri kalan metin, İsa’nın ahlaki öğretilerine, özellikle de Dağdaki Vaaz’a daha fazla vurgu yapılmasına olanak sunuyordu. Jefferson bu yeni metne The Life and Morals of Jesus of Nazareth, Extracted textually from the Gospels in Greek, Latin, French, & English [İsa’nın Yunanca, Latince, Fransızca ve İngilizce İncillerden Alıntılanan Hayatı ve Ahlakı] adını verdi. Yayımlandığında Jefferson İncili olarak tanınmaya başladı. Bir mektubunda söylediği gibi niyeti, “amfibolizmler” dediği şeyleri, yani şüphelendiği hikâyeler de dahil, çeşitli kişiler tarafından eklenmiş veya genellikle hurafe olan tüm belirsiz unsurları ortadan kaldırarak “insanlığa şimdiye kadar sunulan en yüce ve hayırsever ahlak kurallarını” bırakmaktı. Bir bakıma Valla ya da Erasmus geleneğinde çalışıyor, metinleri sorguluyor ve daha saf, daha faydalı olana geri dönmeye çalışıyordu. Ancak tabii ki Jefferson, bu geleneği biraz daha ileri götürdü.
Barok dönemin tipik bir sloganı vardı: 'carpe diem'. Yani 'gününü gün et!' Yine çok söylenen bir başka Latince söz de şuydu 'memento mori'. Bunun anlamı da, 'öleceğini unutma!' Hayatın keyfini çıkartmayı tasvir eden bir resmin köşesinde bir de iskelet görebiliyordun
Sayfa 258·Kitabı okuyor
Alıntı
Basel'de Evinde Hisseden Erasmus
Erasmus’un en uzun kaldığı yerlerden biri İsviçre’nin Basel şehriydi. Mükemmel bir üniversite ve birçok yayıncıya sahip olan bu şehir hümanistler için harika bir yerdi; Vesalius’un Fabrica’nın 1543’teki baskısı için burayı seçmesinin nedeni buydu. Erasmus’un orada yaşadığı biraz daha erken dönemde, şehrin önde gelen hümanist matbaacısı, kendisi de âlim olan ve Venedik’te Aldus Manutius’un yaptığı gibi, bir kitap topluluğuna ev sahipliği yapan Johannes Froben’di. Froben’in evine taşınan Erasmus bir arkadaşına heyecanla şöyle yazdı: “Hepsi Latince biliyor, hepsi Yunanca biliyor, çoğu İbranice de biliyor; biri uzman tarihçi, diğeri deneyimli ilahiyatçı; biri matematikte yetenekli, biri meraklı bir antikacı, diğeri hukukçu... Kesinlikle daha önce hiç bu kadar yetenekli kişilerle bir arada bulunma şansına erişmemiştim. Üstelik bunların hiçbirini dile getirmemelerine, bu kadar açık yürekli, bu kadar mutlu oluşlarına, bu kadar iyi anlaşmalarına söyleyecek söz bulamıyorum!” Edebi dünyaya bu coşkulu bağlılığından dolayı Froben’e hayranlığını şöyle dile getiriyordu: “Beğendiği bir yazarın yeni kitabının ilk sayfalarını okurken onu görmek çok hoştu. Keyiften yüzü ışıldıyordu.”