ve başkasına söylemeyeceğini bildiğim için bir tek sana açabileceğim bir şey daha var: artık okumuyorum. haftalardır hiçbir derse girmedim, kitaplarım toz içinde öylece duruyor. nedenini bilmiyorum, ama artık ders çalışamıyorum, hissizleştim, buradaki hiçbir meslek beni çekmiyor, çünkü bu korkunç ve boğucu yalnızlık duygusundan kimse beni çekip çıkarmıyor. burada hiçbir şey istemiyorum artık, her şeyden tiksiniyorum. bastığım her taştan nefret ediyorum, odamdan, karşılaştığım insanlardan nefret ediyorum, şiddetli soğuğun nemiyle yüklü kirli havayi solurken işkence çekiyorum. buradaki her şeyden boğuluyorum, tükeniyorum. bataklığa gömülür gibi batıyorum. belki çok gencim, çok güçsüz olduğum kesin zaten. yumruklarım yok, iradem yok, işleri başlarından aşkın insanların arasında bir çocuk gibi duruyorum.
ve bildiğim bir şey var: eve dönmeliyim. henüz tek başıma yaşayamıyorum, belki birkaç yıl sonra olur. ama şu an henüz sana ve annemle babama ihtiyacım var, beni seven, yakınımda olan ve bana yardım eden insanlara ihtiyacım var. evet, çocuksu bu, karanlık odada kalmış bir çocuğun korkusu bu, ama elimden başka türlüsü gelmiyor.
hakkında düşündüklerimi kendisine birkaç kez söylemeye çalıştım. tabii daha seçilmiş ve narin egosunu incitmeyecek kelimeler kullanarak. ama hiçbir şey anlamak istemedi. her şeyin farkında olduğunu iddia eden adam, daha kendisinin farkında değildi.