Bir durumdan başka bir duruma nasıl geçtiğimi zaten bir türlü kavrayamam. Mesela, karanlıktan sonra birdenbire nasıl aydınlık olur, albayım? Siz hiç görebildiniz mi?
Buradan bakınca tuhaf bir hafifliği var dünyanın. Hiçbir ateş sonsuza dek yanmıyor. Zamana ve sancıya dayanmanın en basit yolu, sonunda muhakkak geçeceğini unutmamak. Evet, her şey geçiyor. Sevmek bile, acı çekmek bile, kanamak bile, yaşamak bile, dünya bile, azalmayı dahi beklemeden bitiveriyor. Ağrı diniyor.
Bir yandan da düşünüyordum, biri hakkında ne bilirsek onu sahiden tanımış sayılırız? Biz iki sersem tanışmaktan ne umuyoruz ki onu bir eğlence haline getiriyoruz? Zaman geçirmek için mi tanışıyoruz, yoksa tanışmak için mi zaman geçiriyoruz? İki insan neden tanışmak ister? Birbirinden nefret etmek için mi? Kim sahiden tanıdığı birine sempati besleyebilir ki? Yakınlaşmak için ve uzaklaşmak pahasına tanışıyorduk işte. Sonunda ölmek için yaşayan herkes gibi.