Geceleri sabahlara kadar okumayayım da ne yapayım? Ben, el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla başbaşa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü, bu ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir.
Bir çift değildik; hiçbir zaman da olmayacaktık. Birbirimizi sevmiş olabilirdik. Evet, bundan emindim. Ama nerede, ne zaman? Öyle ya da böyle, bu dünyanın hiçbir yerinde ve ancak geleceğin meçhul bir noktasında!