heba edilen, haksızlığa uğramış tüm hayatlar için yazıldığını düşünüyorum. birileri için yaratıldığımızı düşündüren sistem beni öfkelendiriyor. aşk, sanat bunlar ne de güzel şeyler.
arzuladıklarımı yaşayamayacak isem, insan değilimdir ki aslında.
kitabı okurken empati kurdum. öfkelendiğim oldu, üzücü tarafı bunu gerçekten insanların yaşıyor olması.
hepimiz başkalarının isteklerine göre kararlarımızı veriyoruz. aslında söylenecek çok şey var. sadece cok etkilendim ve sevdim. iyi ki okumuşum
ben ne diyim bilmiyorum. o kadar etkilendim ki, o kadar güzeldi ki.
spoiler
Marianne'nin özellikle ergenlik çağındayken aşağılamalara maruz kalması, yanında asla olmamış babasının küçükken annesini ve onu dövmesi, annesi ve abisinin istismarı.
Bunlar Marianne'nin mazoşizmine neden olan göz önündeki etkenlerdi.
Cinsel ilişkide aşağılanmadan hoşlanması, onu çok seven Connell'a bana vurur musun demesi, kiminle olursa olsun asla Connell'la olduğu gibi olmayacağını düşünmesi da fark ediliyordu. Hatta "kimseyle böyle değil" dediği bir kısım var son sayfalarda.
"bana istediğini yapabilirsin, nasıl istersen," bunları sürekli Marianne'nin ağzından duyuyoruz kitapta.
Marianne'nin kendini değersiz ve aşağılık olarak görmesinin, bu mazoşist düşüncelerin nedeninin lisede yaşadığı travmalar olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca kendisinin hayal kırıklığı ve utanılıcak biri olduğu düşüncesi de Connell'ın onu bir sır gibi, sanki birileri öğrenirse hayatı mahvolacakmış gibi davranmasından kaynaklanmış da olabilir.
Connell ise yine de asla onu kırmak ya da üzmek istemedi ve bunu kitabı okurken gerçekten hissettim. Ona olan davranışları çok tatlıydı. Her ne kadar yanlışlar yapsa da, kafası karışıktı. Marianne'nin ne kadar yalnız olduğunu biliyordu. Marianne'nin ona ne derse yapacağını biliyordu. Bunu hissediyordu, bu yüzden onu kaybetmekten hiç korkmadı Connell.
Sonunda yine giden Connell oldu.
Marianne neden gitmesine izin verdi bilmiyorum.
Bu kadar mücadeleden sonra, neden gitmesine izin verdi gerçekten bilmiyorum
"insanlar insanları değiştirebiliyormuş gerçekten"
harika bir kurgu, dizisini de izlemiştim ama kitabını daha çok sevdim. MBP sendromu cok ilgimi cekiyordu zaten, bunu sevdiyseniz the Act dizisini de öneririm, gerçek bir vakadır. <3
toplumu ve bize dayattıklarını cok guzel ve gercekci bir sekilde anlatmis. altini cizdigim bir suru yer oldu ve cok guzeldi gercekten, sonlara dogru biraz kafa karistirdi ve dusunmemi sagladi. basarili buldum
Kadınınki bir takıntı mıydı yoksa gerçekten aşk mıydı hala çözemedim. Ama sonlarında oturup düşündüm. Gerçekten birini bu kadar sevebilir mi insan? En sevdiğim kitaplardan bu