Herkes bir tiksinmiş gergedandan. Böğürtülerinden iğrenmişler. Yeşil kalın zırhını, uzun sivri boynuzlarını çok çirkin bulmuşlar.
Ama zamanla herkes tek tek gergedanlaşma hastalığına yakalanınca gergedan birden güzelleşmeye başlamış gözlerinde. İlahi erdemler kazanmış. Gergedan olmaya özenmeye başlamışlar. Sürüye katılmak
için can atmışlar. Ve teker teker hepsi başlangıçta tiksindikleri gergedana dönüşmeyi başarmışlar.
Hiç doğurmamış olabilir misiniz siz bu çocuğu?" diye sordu polis.
"Olabilir" dedik. "Belki de doğurmadık. Ama ne fark eder? Doğmuş ya da doğmamış, bulamıyoruz işte çocuğun cesedini."
Vah, dedi, polisler bize ya da çocuğa.
Vah!