İnsanın hayatına son vermek, yüce Tanrı'nın takdirine ayrılmışsa, insanın kendi yaşamına son vermesi onun hakkına bir tecavüzse; yaşamın korunması da yok edilmesi kadar eşit derecede suç olacaktır. Kafama doğru düşen bir taşı rotasından saptırırsam, doğanın işleyişini bozarım ve madde ve hareketin genel yasaları ile belirlediği yaşamımı sürecin ötesine uzatarak yüce Tanrı'nın özel alanını işgal etmiş olurum.
Tarihiyle, kültürüyle, medeniyete sunduğu katkılarıyla dünyanın en renkli ve mücadeleci halklarından biri olan Kürt halkının varlığını yok saymak, onun var olma hakkını, hak ve özgürlük taleplerini zorla bastırmak; yüzyıla yakın bir zamandır rejimin bildiği ve yaptığı tek şeydir. Bu da yetmiyormuş gibi, Kürt halkının hak taleplerini kendi varlığınıza yönelmiş bir tehdit olarak sayacak, bütün aygıt ve olanaklarınızla toplumu bu taleplere karşı ırkçı ve şoven yargılarla besleyecek ve korkutmaya devam edeceksiniz.
Bu mektup, Dostum, çok uzun olacak. Yazmaktan pek hoşlanmam. Sözlerin düşünceye ihanet ettiğini çok yerde okudum, ama bana öyle geliyor ki yazılı sözler düşünceye daha da çok ihanet ediyor.