Grinyov, Pugaçev'in idamında da hazır bulunmuştu, haydut, kalabalık arasında onu tanıyarak başıyla selamlamış, aynı baş bir iki dakika sonra kesik olarak kanlı kanlı halka gösterilmişti.
Andrey Yefimıç kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açar açmaz Nikita yerinden fırlayarak yolunu kesti.
- Nereye gidiyorsunuz? Olmaz, çıkamazsınız! Şimdi uyku vakti!
Andrey Yefimıç şaşkına döndü.
- Sadece bir dakikalığına avluda dolaşacağım!
- Olmaz, çıkamazsınız, yasak. Siz de biliyorsunuz bunu. Nikita kapıyı doktorun yüzüne çarptı ve kapıya yaslandı.
Andrey Yefimıç omuzlarını silkerek sordu:
- Buradan çıkacak olsam kime ne? Anlamıyorum ki!
Sesi titremeye başlamıştı - Nikita, çıkmam lazım! Çıkmam lazım diyorum!
Nikita öğüt verir gibi bir tavırla:
- Düzeni bozmayınız, dedi, bu iyi bir şey değil!
İvan Dmitriç yerinden fırlayarak bağırdı:
- Bu da ne demek şimdi? Ne hakla dışarı salmaz? Bizi burada tutmaya nasıl cüret ederler? Hüküm giymeden kimsenin özgürlüğünden mahrum bırakılmayacağı kanunda açık bir şekilde yazılı! Zorbalık bu! Keyfi hareket ediyorlar!
İvan Dmitriç'in bağırmasından cesaret bulan Andrey Yefimıç:
- Tabii ki keyfi hareket! dedi. Çıkmam lazım, çıkmak zorundayım! Buna hakkı yok! Bırak beni, sana diyoruz!
İvan Dmitriç kapıyı yumruklayarak bağırdı:
- Duyuyor musun, beyinsiz hayvan? Aç yoksa kırarım kapıyı! Canavar herif!
Büsbütün titreyen Andrey Yefimıç:
- Aç diyorum! diye bağırdı. Aç, emrediyorum!
Kapının ardından Nikita'nın sesi duyuldu:
- Konuş hele konuş! Biraz daha konuş!
- En azından git de Yevgeni Fedorıç'ı çağır! Buraya gelmesini rica ettiğimi söyle... Bir dakikalığına!
- Yarın gelir kendisi.
Bu arada İvan Dmitriç sözlerini sürdürüyordu:
- Bizi buradan hiç salmayacaklar! Çürütecekler bizi burada! Tanrım, öbür dünyada cehennem gerçekten yok mu? Bu alçaklar yaptıklarından ötürü bağışlanacak mı? Nerede adalet?
İvan Dmitriç kapıya yüklenerek
Demin neden öyle havalı girdiniz buraya? “Yerinden kıpırdayayım deme, biz geliyoruz!..” “Tüm haklarımızı ver, sakın ağzını açıp bir şey söylemeye kalkayım deme! Bize her tür saygıyı, hatta hak etmediklerimizi de göstereceksin, bizlerse en değersiz bir uşak gibi aşağılayacağız seni!” Gerçeği arıyorlar haklarında ısrar ediyorlar(...)
Peki, şu kekeme para için adam kesmez mi dersiniz? Bahse girerim, keser! Prens, senin on bin rubleni almaz belki, vicdanı razı olmadığı için almaz, ama gece girer evine, keser seni, kutundan on bin rubleni alır... O zaman razı olur vicdanı! Hiç vicdanı da sızlamaz. Üstelik bunu şerefszilik de saymaz! “Soylu bir çaresizlik patlaması”dır bu, bir “yadsımadır” veya Tanrı bilir nedir...
Atlı jandarma takımı burada korteje katıldı.
-Şapkaları çıkarın! Şapkaları çıkarın! diye bağırıyordu binlerce ağız hep birden. Adeta bir kraldım.
O sırada ben de iğrenç bir şekilde güldüm ve rahibe:
-Onlar şapkalarını çıkarıyor, ben de kellemi, dedim