İlm-ü ledün manasını,ahmak olan anlamaz
Küntü kenzden ders okurum, cahil andan anlamaz
Gözü kör, kulağı sağır, bibasiret anlamaz.
İlm-ü ledünü okuyan, Ali'ye yoldaş olur
Bütün ayet-i Kuran, tek Fatiha'dan baş olur
Cihanda nefsin bilen, Ali'yle sırdaş olur
Ali'yi inkar eden, sırdan bir şey anlamaz
Men aref sırrına eren, ol aşkı süzen olur Nefs-i Şimri katleden, meydanda Merdan olur
Herşey sıhhatine uyan, nefsine kurban olur
Yedi tamu şiddetinde, gümrah olan anlamaz
Mananın sırrın eremez, ol ahmak faki göremez
Niyaz et pir dergahına, yakında bulasın Hakk'ı
Ey Virani dört kitapta, vardır methi Ali'nin
Okur Ehlibeyti her dem, Şimir, Mervan anlamaz.
"Hz. Musa zamanından beri Tevrat'ın şerhinin kırk yük olduğu anlatıla gelir. Eğer Allah Teâlâ bana izin verseydi, sadece Fâtiha'nın elifinin şerhi kırk yük olurdu" demiştir.
İlimlere bu derece vukûfiyet ancak ilâhî, semavî ve ledün-nî bir yolla olabilir.