Ve bazı günler var ki devasa bir bezginliğe kapılıyorum, ve karanlık bir
sıkıntı, gittiğim her yerde, beni kefen gibi sarmalıyor; kıvrımları beni
utandırıyor ve kısıtlıyor, hayat bir vicdan azabı gibi üstüme basıyor. Bu
kadar genç ve bu kadar her şeyden bıkmış... Oysa yaşlı olup hâlâ heyecan
dolu olanlar var! Ve ben, o kadar düşüğüm, o kadar küskünüm! Ne
yapmalı? Gece, lambrilerimin üstüne titrek ışığını yaprak yaprak düşüren
aya, gündüz de komşu çatıları altınla kaplayan güneşe mi bakmalı?
Yaşamak bu mu? Hayır, bu ölüm, eksi, kabir huzuru.
Kendime karşı bir sabırsızlık çöktü üzerime; kendi üzerime yeniden düşmenin tam zamanı olduğunu anladım. Birdenbire ürkütücü bir biçimde fark etmiştim o ana kadar ne çok zaman harcadığımı...