7/10
·176 syf.··
2026 58. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:58
Bence Vejetaryen, okuması kolay ama sindirmesi zor kitaplardan biri. Han Kang olayları anlatmaktan çok hisleri, sessizlikleri ve bastırılmış acıları anlatmayı seçiyor. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye hikâyeden çok insanın içinde bıraktığı o huzursuz duygu kalıyor. Benim de kitapla ilgili en büyük hissim, ilk bölümün etkisinin çok güçlü olduğu; ikinci ve üçüncü bölümlerin ise aynı tempoyu koruyamasa da anlatmak istediği büyük resim için gerekli olduğuydu. 1. Bölüm – Vejetaryen Kitabın en güçlü kısmı kesinlikle burasıydı. Çünkü Yeong-hye’yi doğrudan tanımasak bile onun etrafındaki insanların gözünden değişimini izlemek çok çarpıcıydı. En sıradan görünen bir kararın bile toplum tarafından nasıl tehdit olarak algılanabildiğini görmek beni etkiledi. Han Kang bu bölümde yalnızca et yememeyi anlatmıyor; insanın kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmasının bile ne kadar zor olabileceğini gösteriyor. Sessiz ama giderek büyüyen bir isyan var bu bölümde. Ben kitabın en sürükleyici ve en merak uyandıran kısmının burası olduğunu düşündüm. 2. Bölüm – Moğol Lekesi Bu bölüm edebi açıdan çok başarılı olsa da benim için okuması ilk bölüme göre daha zordu. Anlatım dili daha sanatsal, daha sembolik bir hâl alıyor ve hikâyeden çok karakterlerin iç dünyasına odaklanıyor. Bu yüzden zaman zaman tempoyu kaybettiğimi hissettim. Yine de bu bölümün, insanların başkalarını gerçekten görmek yerine kendi arzularını ve takıntılarını onlara yansıttığını anlatması bakımından oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Kitabın verdiği rahatsızlık hissi de burada daha belirginleşiyor. 3. Bölüm – Alev Ağaçları Son bölüm ise bana göre kitabın en duygusal kısmıydı. Ancak aynı zamanda en ağır ilerleyen bölüm de buydu. Olaylardan çok duyguların ön planda olması nedeniyle zaman zaman okurken koptuğum anlar oldu.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
8/10
·267 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:40
Yorumları gördüğümde kitabı okumayacaktım neredeyse. lütfen ön yargılarınızı bir kenara bırakarak okuyun. Ezmeci, karakterlerde yaşanan psikolojik etkileri güzel bir kurguyla önümüze sunmuş. Ben kitabı çok sevdim, özellikle sonu gerçekten çok başarılıydı. Okuyacaklara önyargısız başlamasını tavsiye ederim
Süt LekesiEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20204,293 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·264 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:33
Süt Lekesi’ni okurken en çok Zarife’nin yaşadıkları beni etkiledi. Hayatın tüm zorluklarına rağmen ayakta kalmaya çalışması ve çocukları için verdiği mücadele çok gerçek geldi. Ezgi’nin geçmişiyle ve kendi iç dünyasıyla hesaplaşması da hikâyeye ayrı bir derinlik katmış. Bazı yerlerde karakterlere kızdım, bazı yerlerde onları anlamaya çalıştım. Genel olarak insanı yargılamadan önce yaşadıklarını düşünmek gerektiğini hatırlatan, akıcı ve düşündüren bir kitaptı.
Süt LekesiEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20204,293 okunma
9/10
·88 syf.··
2026 85. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:15
Bazı yazarlar var ki, her okuduğumda yeniden kendine hayran ediyor, tüm kitaplarını okuyup bitirmeliyim hissi bırakıyor. Sema Kaygusuz’un anlatılarındaki kurgu kıvraklığı, gündelik olanın içine sızan tekinsizlik ve dilin yer yer pürüzlü, yer yer yoğun dokusu birleşince metinler güçlü bir okuma hazzı veriyor. Dili kullanmadaki ustalığı, metnin sadece bir anlatı olmaktan çıkıp başlı başına bir deneyime dönüşmesini sağlıyor. Bu kitabı da, tıpkı diğerleri gibi, aynı hayranlıkla okudum ve çok sevdim. Bu arada Storytel'den dinledim, harika seslendirme için ayrıca Tilbe Saran'a teşekkür ederim
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Metis Yayıncılık · 20211,269 okunma
​ VAKA DOSYASI NO: 06 | Günahkar
8/10
·416 syf.··
2022 11. kitabı
Suç Mahalli: Karlar altında, dış dünyadan tamamen izole edilmiş, kutsal ama bir o kadar da tekinsiz bir mekan: Işık Leydisi Manastırı. Kurbanlar: Manastırın duvarları arkasında vahşice saldırıya uğrayan biri gencecik, diğeri yaşlı iki rahibe. Soruşturma Ekibi: Mantığıyla hareket eden Dedektif Jane Rizzoli ve bu kez adli tıp masasında hayatının en sarsıcı, en kişisel sırlarıyla yüzleşecek olan Dr. Maura Isles. Edebi Dedektif Raporu: Kutsal olanın arkasına gizlenen günahlar, her zaman en karanlık olanlarıdır. Tess Gerritsen bu kez bizi alışılmış şehir cinayetlerinden çıkarıp, sessizliğin ve inancın gölgesindeki bir manastıra hapsediyor. Günahkar, sadece katilin kim olduğunu arayan bir polisiye değil; sessizlik yeminlerinin, saklanan hamileliklerin ve uluslararası büyük sırların adli tıp masasında tek tek anatomiye döküldüğü devasa bir bulmaca. Dr. Maura Isles’ın otopsi masasında genç rahibenin bedeninde bulduğu o ilk şoke edici delil, kurguyu bambaşka bir boyuta taşıyor. İnanç, tıp ve insan doğasının en çiğ çıkarları karşı karşıya geliyor. Gerritsen’ın bu kitapta Maura’nın eski eşini hikayeye dahil ederek onun o soğukkanlı, "Ölüler Kraliçesi" maskesinin altındaki insani kırılganlığı göstermesi ise karakter derinliği açısından seriyi bambaşka bir yere koyuyor. Karar: Beyaz karların üzerinde kırmızı bir kan lekesi gibi duran, atmosferiyle insanı üşüten ve sır çözüldükçe insan doğasından bir kez daha tiksindirici gerçekler çıkaran çok güçlü bir halka. Kutsal duvarların arkasındaki bu günah zinciri hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Maura Isles’ın bu kitaptaki kişisel yüzleşmeleri karaktere olan bakışınızı değiştirdi mi?
GünahkârTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20127,9bin okunma
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:09
Bugün masamda, sadece sayfalarını değil, arkasındaki o muazzam akademik emeği, iğneyle kuyu kazar gibi işlenmiş tarihi dokuyu her satırında hissettiren, çok özel bir kitap var: Işıl Işık’ın Sonsuz Suyun Kıyısında romanı. Benim için sadece bir okuma serüveni değil, elimden bir an bile düşüremediğim için benimle birlikte neredeyse bütün Türkiye’yi gezen, harika bir yol arkadaşı oldu bu kitap. Ve az önce son sayfasını kapatmış olmanın taze heyecanıyla söylüyorum; bir kitap okumadım, adeta her karesi zihnime kazınan, büyüleyici bir sinematik film izledim! Yazarın o hayran olunası titizliği, edebi yoğunluğu ve muazzam tasvir yeteneği, bizi 9000 yıl öncesinin Çatalhöyük’üne götürüyor. Hikaye, yazarın bir kazı haberinde gördüğü gerçek bir arkeolojik buluntudan filizleniyor: Kucağında bir kafatası tutan ve leopar kemikleriyle gömülen o gizemli kadın mezarı... Yazar, geçmişin bu derin sessizliğine öyle zarif bir vefayla üflemiş ki nefesini, karşımıza muhteşem bir karakter olan Biblu çıkıyor. Yanağındaki leopar pençesi lekesi yüzünden daha doğduğu gün lanetlenen, şaman olamadığı için dışlanan ama o dışlanmışlığı saf bir bilgeliğe, şifacılığa ve iyiliğe dönüştüren bir kadının "mana arayışını" okuyoruz. Kitap, Şamanizm öğretisini o kadar duru ve derin işliyor ki, bu kültüre dair zihninizde muhteşem pencereler açılıyor. Ve o pencere demişken... Biblu' nun o kerpiç duvarlar arasından gökyüzünü seyrettiği, hayaller kurduğu o küçücük gökyüzü penceresi detayı o kadar naif, o kadar evrensel ki! Arkeolojinin o gizemli soğukluğunu, mitolojinin ve kadın şifacılığının sıcaklığıyla ısıtan bu başyapıt için yazara ne kadar teşekkür etsem az. Masamdaki bu zamansız yolculuk, kütüphanemin en özel köşesinde yerini aldı bile.
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 202611 okunma