Ve burada size şunu söylemeliyim: Başkalarını çok kolay yargılayabilen karakterde bir insanın muhtemelen kendisine dair çok temel bir meselesi vardır ve esasen ona kördür.
Spoiler içerir.
Bu kitap Ahmed Günbay'dan okuduğum ilk kitap oldu.
Oldukça beğendim ve başka kitaplarını da okuyacağım. Sürükleyici ve keşke önceden okusaydım daha çok severdim dediğim bir kitap. Ablamdan öncesinde yazarı duymuştum ama hiç kaale almamıştım, pişman olmadım değil açıkçası;)
~
Konusuna gelirsek Hasret adındaki bir kızla başlıyor kitap. Hasret biraz mazlum, çekingen, kibar ve iyi bir kız. Hayalleri var gerçekleştiremediği daha doğrusu öyle sandığı desem daha doğru olur. Suat ise sıkıntılı bir tip ama yazar böyle kötü emelli bir tipe bile sayfalar ayırması takdir edici lakin ben yazsam Suat'ı gömerdim. Yazar onun düşüncelerine, hayata bakışına bile yer vermiş. Açıkçası ben ilk başta aşk üçgeni üzerinden gider sanmıştım fakat olaylar tahmin ettiğimin dışında ilerleyince kitabı bir solukta okudum.
Dursun yani Hasret'in babasının Suat'ı(kendisi tam bir pislik) öldüreceği en bariz gerçekti ama insan bi durup acaba olmaz mı diye düşünmüyor değildi. Dursun'un odasına girip bir şey demeden Suat'ın yanına dönerken silahı aldığı barizdi ama sakin tavrı insanı ikilemde bırakıyordu. Herkesin önünde vurmasını hele hiç beklemiyordum ne yalan. Suat'ın Hasret'e olan sevgisinin de yapay olduğu aşikardı zaten.
~
Kitabın Hasret'in oğlu olan Armağan'la devam etmesini beklemiyordum. Hasret'in yaşadıklarından olaylar devam eder hatta bebek en sonda büyür gibi bi düşüncem vardı ama Armağan büyüdü ve olaylar onun etrafında tekrar şekillendi ki bence güzel de oldu.
Betimlemeleri, içinde şiirlere yer vermesi de ayrı bir güzellik katıyor. Ben yazarı çok başarılı bulduğum için diğer kitablarını da çok merak ediyorum. Okumaya da başlayacağım. Tavsiye de ederim okumaya değer.
~
Sayfa 250 de Hasret'in tekrar sevdiğinden evlenme teklifi aldığında,
"Körfezdeki dalgın suya bir bak,