Özlem DALGIN

Özlem DALGIN
Türk edebiyatının ilk realist romanı
Puan vermedi
Araba Sevdası'nı okuduğumda, özellikle Fransızca kelimeler ve ifadeler beni biraz zorladı. Kitap, Bihruz Bey'in Batı özentisi içinde yaşayıp yanlış kararlar almasını anlatarak toplumsal bir eleştiri yapıyor. Bu eleştiriler, günümüzde de geçerliliğini korusa da, anlatım tarzı beni tam olarak etkilemedi diyebilirim. Yine de, Araba Sevdası, dönemin toplumsal yapısını gözler önüne seren önemli bir eser olarak görülebilir. "İlk realist roman nasıl yazılmış?" merakı ile bile okunabilir ki ben bu merakla okumuştum. İyi ki okudum, demedim. Okumasam da olurmuş,dedim. Toplum çok da değişmemiş aslında.O zaman Fransız dili ve kültürü bilinçsizce , şekli olarak örnek alınmış.Milli ve manevi değerler geri planda kalmış.Bugün için de Amerikan ve Avrupa kültürü ile İngilizce için aynı durumlar söz konusu.Günümüzde de olaylar aynı devir ve karakterler değişmiş sadece. Roman bitince oturdum düşündüm.Araba bu romanın neresinde? Biz Bihruz Bey'in platonik aşkını okuduk. İsmi neden Araba Sevdası? Araba bir metafor aslında. Özellikle de Bihruz Bey'in hayalini kurduğu o gösterişli fayton, dönemin alafranga züppe gençlerinin toplumdaki mevki ve statü göstergesi olarak kabul ettikleri bir etiket. Bihruz Bey, bu arabaya sahip olarak çevresindeki insanlara kendini beğendirmek, onlardan üstün görülmek istiyor. Yani, araba burada, yüzeysel gösterişin ve toplumsal sınıf atlama idealinin sembolü haline geliyor.Böyle bakınca kitabın ismi güzel. Kısa bir özet vereyim. (İçerikle ilgili bilgiler içerir.) Romanın ana karakteri Bihruz Bey, babasından kalan yüklü mirasa sahip, iyi bir eğitim almasına rağmen yüzeysel kalan, alafranga yaşama özenen, 23-24 yaşlarında bir paşa oğludur. Bütün merakı lüks arabasıyla gezintilere çıkmak, şık giyinmek ve cümle aralarına Fransızca kelimeler sıkıştırmaktır. Bir
1000Kitap
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Karbon Kitaplar · 201731bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Özlem DALGIN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.··
5 günde okudu
·
2025 94. kitabı
Seray Şahiner
8.4/10 · 3.433 okunma
Alıştın diye hiçbir şey kolay olmuyor.
Sayfa 14 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Çevrene iyi bak söylense inanmayacağın şeyler göreceksin!
Puan vermedi·160 syf.··
2025 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 10:00
Seray Şahiner'in "Ülker Abla"sı, okuyanı kahkahalarla hüzün arasında gidip getiren, güzel bir kitap. "Benden kötüleri de var." diye kendi derdini unutan, "Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var." felsefesiyle hayata tutunan bir kadının trajikomik hikayesi bu. Kitap ince, çabucak bitiyor ama etkisi uzun sürüyor. ​Beni en çok vuran kısım, Ülker Abla'nın yaşadığı kimliksizlik ve çaresizlikti. Baba evinden şiddet yüzünden kaçıp koca evinde aynı şiddete yakalanmak... Evlenmek bir hak ama boşanmak bir lüks, hatta imkânsız bir mücadele.Bu acı gerçek birçok kadının hayatını cehenneme çeviriyor. Polis karakolunda şahit istendiği o sahne var ya, adeta "Kadının beyanı esastır." ilkesinin duvara çarpışı. "Evin içinde olan şeye kim şahit olsun?" isyanı, hepimizin sinirini bozacak cinsten.​Fakat yazar, bu acı gerçekleri öyle nüktedan bir dille anlatmış ki, üzülmeye fırsat bulamadan Ülker Abla'nın bir cümlesiyle tebessüm edip zekasına hayran kalıyoruz. Onun gözünden bakınca, hayatımızdaki en sıradan şeyler bile birer lüks haline geliyor. Bir çamaşırını yıkayıp kurutabilmek, halıya basmak... Hele o çamaşır metaforu! Yeri geldikçe karşımıza çıkan o komik detaylar, temel barınma ve temizlik ihtiyacının bile nasıl büyük bir dert olduğunu esprili bir dille yüzümüze vuruyor. ​Ülker Abla'nın felsefesi ders gibi: "Akıl vermek dediğin, hele ki geçmişe dönük, değiştirilemeyecek şeylere dair akıl vermek, insanların kendi geçmişini aklamasından başka bir şey değil." Kimsenin ona vermediği o özgürlükte, o "deliliğe vurma" haliyle hayatta kalıyor. Oğlu askere gidince, kocası onu bulamasın diye evden kaçıp hastane koridorlarında "kadrolu refakatçi" olması, bu trajedinin zirvesi. Hastane yatağı, bir kadının sığınabileceği tek liman oluyor.Olmamalı!Bir kadın bu kadar çaresiz olmamalı. ​"Ne
Alıntı
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,433 okunma
...Gülmek dediğin ağlamanın bir çeşidi...
Gülmek nefsi müdafaadır. Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var demişler. Biz keyfimizden mi gülüyoruz?
Sayfa 41 - Evetest·Kitabı okudu
1000Kitap