(...) İyi ama, Isparta o çok önem verdiği beden güzelliği ve askerlikte Atina’dan daha mı ileriydi? Birincisini ölçemeyiz ama, ikincisine bir göz atabiliriz…
Ispartalılar, evet, yaman savaşçılardı. Savaşta yamanlıklarını anlatmak için, meşhur bir Anadolu Seferi yanında, pankreas oyununu asla oynamamaları delil gösterilir. Çünkü boks-güreş karışımı bu oyunda, zor durumda kalan kişi teslim olur, yahut yenildiğinde yenilgiyi kabul eder. Oysa bir Ispartalı, ne teslim olacağı, ne yenilgiyi kabul edeceği için, asla pankreas oyununu oynamaz.
Bununla beraber, savaş bir pankreas oyunu değildir. Farslılar, -Herodot’un ifadesiyle- “dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ordusunu toplayarak”, Yunanistan üzerine çullandığında görünecektir asıl yiğitlik. Bütün bir Anadolu’yu yutan Fars ordusu, Yunanistan’da Termopili Geçidi’nde 500 Ispartalı tarafından karşılanır. Leonidas önderliğindeki Isparta ordusu 8 gün boyunca yiğitçe direnir.
Fars şahı Serhas şöyle haber gönderir: "Hiç şansınız yok, bırakın silâhları!"
Leonidas şu cevabı verir: "Gel de kendin al!"
O sırada Isparta ordusunda çatlak bir ses çıkar: "O kadar kalabalıklar ki, oklarıyla güneşi perdeleyecekler!.."
Bir başka Ispartalı, bu sesi şöyle bastırır: "İyi ya, biz de gölgede döğüşürüz!.." (Yakın zamanda Amerikalılar’ın çevirdiği 300 Ispartalı filmi bu hâdiseyi anlatır.) Cidden yiğitçe döğüşürler. Ama Farslılar, bir hainin rehberliğinde gizli geçidi bularak, Isparta ordusuna arkadan saldırır ve ümidsiz bir cenk sonunda Ispartalılar ölür. Bu arada arkadaşlarını bırakıp savaş meydanından kaçan bir Ispartalı vardır: “Ödlek Aristodemos”… Herkes ona bu lâkabı takıp, onunla münasebeti keser ve toplumdan dışlar. **İslâm’da da bu böyledir. Eli silâh tuttuğu hâlde gazâya iştirak etmeyenleri, Kâinatın Efendisi
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997), Eski Yunan Medeniyeti -I-, Ek: Cesaret ve Fazilet. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)