Köye girdiğim sırada köyde bulunan bir jandarma ça­vuşu bana gizlice şu sözleri söyledi: "Buban aşireti, kesin­likle köye taarruz etmedi ve Ermenilerin bir çöpü kaybolma­dı." Alayla birlikte, Lerd'e vardığımızda, ahali, askeri karşılıyor. Ne isyan, ne bir şey, boşu boşuna masraf ...
siz m isin iz, o g ü zel denizlerden m i geldin iz b ö yle [ tâ z e evcil ku şların ızla m ı g eld i bu uçarı m a yıs g ö k le ri [b ö y le za m b a k la r açınca biryerlerde, hep sîzd in iz sevişir- [ din iz b ek lerd i k o rk a k k ö p ek lerin iz h ırsız suların ızda gülüm ser olurdu a k şa m sa a tla rı ve siz hep ölür- [dü n ü z ve siz hep ölürdünüz, gülkurusu esenlere uzardı [ nazlı tırn akların ız m erm erlere ipeklere altınlara işlenirdi sû retlerin iz sürüler g elip geçerd i sa ra ylı ufuklardan sürüler k i y e ş il y e şil, ve bir g ö zle ri m u tla k a k ö r k ö leler dökülürdü bulutlardan yorgun suların ıza, [ ve siz hep ölürdünüz sım sıkı avuçlarınızda g id e rd i zincirlerin anahtarları altın a d o ym a zd ın ız, kıraldın ız h a lk sız k ıra tlık - [ larda siz m isin iz, o g ü zel den izlerde m i kaldın ız b ö yle [ çirkin d em ek yoksu n u z ?
Reklam
"Allah"ın, özel ad olmayıp "türev" olduğunu ileri sürenlerin de dayanakları vardır. Razi, bunların da üç kanıtlarına yer verir: Birinci kanıt: Bir ayette (En'am ayet: 3.): "Ve Huve'llahu fi's, semâvâte ve'lerd" (yani: O göklerde ve yerde Allah'tır.) deniyor. Allah bir "sıfat" (nitelik) olmayıp da bir özel ad olsa, Kur'an'daki bu tür anlatımların anlamı olmaz. Çünkü: "-Falanca, şu ülkede Zeyd'dir, Ahmet'tir, Ayşe'dir." sözünün anlamı olamaz, "-Falanca, şu ülkede alimdir, sayılan kişidir, ünlüdür, erdemlidir." dendiği zaman, yani kişinin özel adı değil: "sıfat"ı söylendiği zaman bir anlamı olur. "Göklerde ve yerde Allah'tır" dendiğine göre, "Allah" Özel ad değildir, Tanrı'nın, bir anlamı olan, övgüyü içeren bir "sıfat"ıdır. İkinci kanıt, Özel ad, duyularla algılayıp "işaret" edilebilen bir şeyi ya da bir kimseyi göstermek için konulur ve kullanılır. Tanrı içinse böyle bir durum sözkonusu olamaz. Öyleyse O'nun için özel bir ad gerekli değildir. Üçüncü kanıt: Özel ad, konulur ve kullanılır ki, o adla "işaret" edilen, gösterilen şey ya da kimse, aynı türden olan benzerlerinden ayırt edilebilsin. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. Öyleyse Tanrı'nın özel adı yoktur. (Bkz. Razi, tefsir, c. 1, s. 157.)
"Allah"ın, özel ad olmayıp "türev" olduğunu ileri sürenlerin de dayanakları vardır. Razi, bunların da üç kanıtlarına yer verir: Birinci kanıt: Bir ayette (En'am ayet: 3.): "Ve Huve'llahu fi's, semâvâte ve'lerd" (yani: O göklerde ve yerde Allah'tır.) deniyor. Allah bir "sıfat" (nitelik) olmayıp da bir özel ad olsa, Kur'an'daki bu tür anlatımların anlamı olmaz. Çünkü: "-Falanca, şu ülkede Zeyd'dir, Ahmet'tir, Ayşe'dir." sözünün anlamı olamaz, "-Falanca, şu ülkede alimdir, sayılan kişidir, ünlüdür, erdemlidir." dendiği zaman, yani kişinin özel adı değil: "sıfat"ı söylendiği zaman bir anlamı olur. "Göklerde ve yerde Allah'tır" dendiğine göre, "Allah" Özel ad değildir, Tanrı'nın, bir anlamı olan, övgüyü içeren bir "sıfat"ıdır. İkinci kanıt, Özel ad, duyularla algılayıp "işaret" edilebilen bir şeyi ya da bir kimseyi göstermek için konulur ve kullanılır. Tanrı içinse böyle bir durum sözkonusu olamaz. Öyleyse O'nun için özel bir ad gerekli değildir. Üçüncü kanıt: Özel ad, konulur ve kullanılır ki, o adla "işaret" edilen, gösterilen şey ya da kimse, aynı türden olan benzerlerinden ayırt edilebilsin. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. Öyleyse Tanrı'nın özel adı yoktur. (Bkz. Razi, tefsir, c. 1, s. 157.)
Sayfa 15·Kitabı okudu
Din