Yedi güzel adam...
Kitap son buldu fakat 'güzel' veya güzele dair bir şey bulamadan son buldu. Eminim ki 7 adamın hepsi de güzel adamlardır -Allah rahmet eylesin hepsine- fakat ben bir güzellik sezemedim. Saygımdan ötürü kitabı yarım bırakmadım ve sonunu getirdim, sadece sonunu getirdim.
Buradan şunu anlıyoruz ki; biz edebiyattan da anlamıyoruz, özellikle şiirden hiç anlamıyoruz. Bir şekilde şairin biri zamanında ya ideolojisi ile ya da birilerinin desteği ile temayüz ediyor, bir yerlere geliyor ve biz de ona gereğinden fazla değer biçiyor, onu göklere çıkartıyoruz. Yeri geliyor -burada olduğu gibi- okuduğumuzu hiç anlamıyoruz ama hemen hatayı kendimizde buluyor ve şöyle düşünüyoruz: "Bir şey anlamadıysam sorun bendedir, adam çok derin yazıyor yahu!"
Külliyen yalan! Ne de güzel kandırıyoruz kendimizi ve sürü psikolojisine dahil oluyoruz. O şairi ve kitabını beğenmek zorundayız çünkü, çünkü insanların çoğu beğenmiş, anlamasa da beğenmiş hatta! Ama sorun insanlarda, zira şair çok 'kapalı' yazmış. Aysberg ters dönmüş, insanların gözü ve gönlü kapanmış, idraki sıfırlanmış ama şair döktürmüş!
Ben ortada bir 'aysberg' falan göremiyorum. Sizin aysberginiz bana hitap etmiyor veya hayal görüyorsunuz.
Çok daha kapalı, okunması güç şiirler okudum, çoğunu anlamamışımdır da fakat inanılmaz zevk aldım o şiirleri okurken ama bundan gram zevk almadım. Demek ki bu bir bahaneden ibaret.
Hülasa, abartılmış bir şahsiyetten -şahsiyeti de beni ilgilendirmez- abartılmış bir kitap.
İncelememe çalakalem yazdığım minik bir şiir ile son veriyorum, esen kalın!
"Altından, elmastan ve cevherden
Hülasa özden, özün kendisinden
Bihaberdirler hepsinden
O kişi ki elmastan bihaber
Bakırı âlâ beller
Önünü görmez hepten."