“Saplanıp kaldık hocam,” diyordum dönüp dönüp, “çivi gibi saplanıp kaldık, bir yere kıpırdamıyoruz, paslanıyoruz, çürüyoruz... Anlıyorsun beni değil mi?”
*Yine de herşeye rağmen dengeli sayılırdım en azından A noktasından B noktasına doğru uzanan
dümdüz ve de yatay çizgiydim. Ne aşağı ne yukarı , hep aynı…Ancak yıllar geçtikçe bahsettiğim bu yatay çizgi dikenli tellerle ve mayınlarla çekilmiş sınırlar gibi arkadaşlarımla aramıza girdi. Aynı dili konuşamaz olduk , yabancılaştık. Mesafemiz açıldıkça açıldı. İçinde bulunduğumuz ‘’ kuşaksız kuşak farkı ‘’ boğazkkıza dolandı. Doğallığımızı yitirdik , belki biraz da hissizleştik.