İslam Mistisizminin Navigasyonu
10/10
·495 syf.··
2026 4. kitabı
·
77 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 21:10
İbni Arabi Endülüs evliyası derinliğini ancak derin olabileceklerin sezdiği diğerlerine sığ olabilecek bi hak dostu .. Aslında hakikat de böyle değilmidir ?.. Futuhatı Mekkiye 18 ciltten oluşmuş bir seri tabi günümüz için ismindende anlaşıldığı gibi Mekke de yazıldı bir hac esnasında 1202 de .. Kitabına başlarken Hac esnasında yazdığını değişik haller içinde olduğunu belirtiyor. Tasavvuf büyüklerinden hemen hemen hepsinde olduğu gibi ilham yoluyla ve rüya yoluyla bir takım metafizik doğrulara ulaşmış birisi , benim okuduğum ilk cilt ve iyice anlayabılmek için tekrar tekrar okuduğum kitabında tabi günümüz metinleri ve sadeleştirilmiş hali ile okurken çok zorlandım çok etkilendim kendı deyımımle kalbimi doyurdu … 1.cilt için içeriğe geçecek olursam yaklaşık 500 sayfadan oluşuyor 3/2 lik kısmı ise harflerin anlamlarını içeriyor dediği gibi “Harfler kendileri bir ümmet” bunu idrak ederek okursak az da olsa bi yol katedebiliyoruz… Daha sonra besmele ve Fatiha süresini anlatmiş oldukça hoş bi tefsırı olmuş .. Fatiha tefsirinden küçük bir kesit ekleyeyim buraya “””Kul: 'Hamd âlemlerin Rabbi Allah’adır der. Allah buna karşılık şöyle der: ‘Kulum beni övdü? Kul: ‘(Allah) Rahman ve rahimdir’ dediğinde Allah: 'kulum beni methetti der. Kul: 'Din gününün sahibi dediğinde Allah: 'Kulum beni yüceltti , başka bir rivayette ise ‘kulum işleri bana havale etti’ der. Bu ise İlâhî birlemedir. Bir rivayete göre kul:'Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adıyla dediğinde, Allah: ‘Kulum beni zikretti’ der. Kul, ‘Ancak sana ibadet eder senden yardım umarız dediğinde, Allah ‘bu benim ile kulum arasındadır, kuluma istediği verilecektir’ der. Burada kulun istediği ile kast edilen, ihsan ve lütuflardır. Her iki yerde de, iyyâke (ancak sana) kelimesi, İlâhî tekliğe eklenmiştir. Kul: 'Bizi dosdoğru yola
1000Kitap
Fütuhat-ı Mekkiye 1Muhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2013333 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 4. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 18:58
John Locke’un tabula rasa felsefesinin aksine, insan zihni bütünüyle boş bir levha değildir. Tıpkı fiziki olarak genetik bir mirasla doğduğumuz gibi Jung’a göre psişik (ruhsal) bir miras da taşırız. Bu nedenle de zihin tamamen boş değil, deneyimleri belirli kalıplara göre algılamaya yatkın doğar. Arketipler için kabaca, kolektif bilinçdışında yer alan ve doğuştan gelen psişik mirasın evrensel kalıplarıdırlar diyebiliriz. Yani, insanlık tarihi boyunca tekrar eden temel yaşantılar, bu kalıpların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ve bunlar birer metafiziki kalıntılar değil, tarihsel ve evrimsel-psikolojik -ayrıca kolektif- yapısal biçim ilkeleridir. Yani kısaca Jung, psişeyi ana üç katmanda ele alıyor ve arketipleri de bu katmanlardan biri olan kolektif bilinçdışının yapısal öğeleri olarak görüyor. Bu Üç Katman: 1- Bilinç: Farkında olduğumuz düşünce ve duygular (görünen kısım). 2- Kişisel Bilinçdışı: Unutulanlar, bastırılanlar, kişisel deneyimler. 3- Kolektif Bilinçdışı: Bireysel değil, tüm insanlarda ortak olan doğuştan gelen psişik miras. Daha anlaşılır kılmak adına örnek vermek gerekirse, bilinç düzeyinde canlanan bir ifade: “şu anda burada bulunmaktan hoşlanmıyorum” olabilecekken; kişisel bilinçdışında, bu hoşnutsuzluğun nedeni geçmişte yaşanmış ve hatırlanmayan bir aşağılanma deneyimi olabilir. Kolektif bilinçdışı düzeyinde ise bu aşağılanmanın bir baba figürü tarafından yapılması ve “baba figürü”nün aslında evrensel bir otoriteyi temsil etmesi gibi arketipsel bir kalıp devrede olabilir. Yani kişisel yaşantı, evrensel bir kalıp üzerinden anlam kazanabilir. Jung'ın ruhsal modelinde çokça arketip bulunsa da son olarak, merkezdeki dört arketipe değinerek satırlarımı sonlandırmak istiyorum. 1-) Persona: Topluma sunduğumuz sosyal maske. 2-) Gölge: Kabul etmek
Jung ve Arketip KavramıCarl Gustav Jung · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 20183 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Damağımdaki lezzet.. “Yoksulluk İçimizde”
9/10
·104 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 18:18
Mustafa Kutlu’dan okuduğum 2. Ya da 3. Eser olabilir. Genelde kendisinin de tekniği bilinç akışı kafa karıştırıcılığında olabiliyorken ilginç şekilde Anadolu’nun tam orta yerinden yani içimizden özümüzden henüz yakından geçen gecmişimizden bir lezzet ve tını bırakıyor. Kısa hikayesinde aralarda yer alan levha bölümleri ile öyle zenginleşip bereketlenmiş ki farklı bir ahenk oluşturmuş. Birbirlerine derîn bir muhabbet besleyen Engin ve Süheylâ isimli iki sevgilinin ayrılarak doğan dönüşümlerini yine (bence hikayesinin de esin kaynağı olan) son levhâ bölümü ile sonlandırmış. Dalmak, satırlar bittiğinde “Âlemlere Rahmet Efendi”mizi (sav) düşlemeyi dileyenlere sonsuz bir deryâ bırakarak.. Güzel bir yahut iki saat içerisinde kendin ve kendin ile muhakkak okunması gereken bir yerde.. Vesselâm.. Mustafa Kutlu Yoksulluk İçimizde
Edebiyat
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 3. kitabı
BEYAZ GECELER (Roman) FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ 1821–1881 yılları arasında yaşamış, Rus edebiyatının ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin düşünce ve duygu dünyasının yansımalarını incelemeye, onun 27 yaşındayken kaleme aldığı Beyaz Geceler romanıyla devam ediyoruz. Romanın kurgusu oldukça basittir. Anlatıcı kahraman, Petersburg’da yaşayan genç bir erkek kiracıdır. Yaşamdan kopuk, kendine güveni düşük, kadınlarla iletişim kurmakta son derece acemi ve tedirgin; iyi niyetli, saf ve isimsiz bir erkektir. Bu yönleriyle anlatıcı, yer yer Dostoyevski’nin kendisini de çağrıştırır. Nastenka ise kör babaannesiyle yaşayan, hayatta kimsesi olmayan; hayata karışmaya çalışan fakat imkânları kısıtlı olan, saf, duru, iyi niyetli ve temiz ruhlu bir genç kızdır. Sevmeye ve sevilmeye açıktır. Nastenka, evlerinin üst katında kiracı olarak kalan bir adama duygularını açar ve onunla hayatını birleştirmek ister. Adam da iyi niyetli, yoksul bir tiyatrocudur. Bu teklifi kabul eder; ancak bir yıl beklemek şartıyla. Roman, güneşin tam batmadığı ve gecelerin beyaz renkte yaşandığı bir yaz mevsiminde geçer. Anlatıcı, tatil döneminde şehirde kalmış, sıkıntıdan Petersburg sokaklarında dolaşmaktadır. Bir akşam, bir köprünün yanında ağlayan Nastenka’yı görür; çünkü beklediği adam geri dönmemiştir. Ona sataşan kişileri uzaklaştırarak Nastenka’yı korur ve bu vesileyle aralarında bir diyalog başlar. Kısa sürede kanları ısınır; tanışırlar ve tekrar görüşmek üzere sözleşirler. İzleyen buluşmalarda birbirlerini daha yakından tanırlar. Anlatıcı, Nastenka’ya âşık olur; ancak onun beklediği adama kavuşabilmesi için elinden geleni yapar. Bu noktada kendi duygularıyla açık bir çelişki yaşar. Beklenen adam üçüncü gün de gelmeyince, anlatıcı
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ema Kitap · 2017102,4bin okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0860 okunma
9/10
·442 syf.··
2025 216. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 15:10
Serinin ikinci kitabı yine gayet güzel aktı artık genel dünyaya hakimiz o yüzden farklı isimler zorlamıyor . Dahlia yine dantel kızlardan bu kızlar hepsi merkezde değil çeşitli yerlere güvenli kule denen yaşam merkezlerine gidiyorlar . Bu kızda böyle bir kulede duygusal destek sağlayıcı olarak yaşıyor . En yakın dantel kız arkadaşı gidip mutasyona uğramış insanlardan (ki bunlar neredeyse iki metre kamyon gibi tipler ve ömürleri çok uzun yaşlarını göstermiyorlar )Xin De bebeği doğururken hayatını kaybediyor . Ölmeden önce zaten kale saldırı altında bebeğini Ticaret'ten denen yönetici sistemden korumasını Kaçıp Tomar ile buluşmasını söylüyor . Yani bu kızlar o kadar dünyadan gerçeklerden bir haber ki anlatamam . Resmen kafeste yetişen geyşa gibi falanlar korkunç bence . Neyse kız kaçıyor ama korkudan delirecek ne yapsın bilemiyor . Tomar ve yanında olan Lagos ile buluşmayı başarıyor . Sonrasında daimi olarak kızı ve bebeği korkunç koşullu dünyada güvenli yere götürme mücadelesi başlıyor . Asıl büyük tehlike çocuğun Gölge diye tabir edilen bir türe ait olması bunlar zaten apayrı farklı tipler .Sanki Mad Max ve Dune karışımı filmi izliyor gibi hissettim kendimi .Devamlı kırmızı kum fırtınaları var etraf vahşi acayip hayvanlar var ve en beteri ilk kitapta gördüğümüz Endigo denen insan yiyen yamyam ilkel insanlar var :( Dahlia ve Lagos sanki dünya üzerinde olabilecek en zıt ikili fakat aralarında korkunç bir çekim var. Lagos'un durumu yaşadıkları genel ruh hali çok fenaydı adamın kafada metal levha falan var . Sonunda adamın aslında kaçak bir Gölge olduğunu öğrendik hey yavrum dedim cidden . Kısaca 2,13 boyunda genetiği değiştirilmiş (ve dövmeli) canavar gibi bir adamla korumaya yemin ettiği şeyi isteyen bir toplumdan kaçan 1,53 boyunda minicik bir kadının hikayesi
Born for LaceNicci Harris · Inki Publishing · 02 okunma