"Onu çok severim, bilirsin ama şu eski şiirde dendiği gibi: 'Aşkı eğer hafifçe tutarsan aşk uçar, aşkı çok sıkı tutarsan aşk ölür.' Ben sadece tutuşunu biraz gevşetsin istiyorum."
"Ama sen buradasın, dişlisiz, çarksız bir makinesin. Yetkililerin otopsi yaptıktan sonra önemli olan her yerini boş denizlerin ve karanlık tepelerin üzerine saçtığı bir bedensin. Boş, feri sönmüş, soğuksun, geriye sadece Dünyalılara ölüm sunacak ellerin kalmış. Artık bir çift elden ibaretsin, diye düşündü boşlukta.
Bu devasa ağda yatıyorsun. Etrafında başkaları da var ama onlar bütün, kalpleri ve bedenleri bütün. Ama senden kalan yaşayan ne varsa Mars'ta, akşam rüzgarlarında ıssız denizlerde yürüyor. Buradaki şey, bu soğuk kilden şey, çoktan ölmüş."
"Uzayda bir rokette, hiçbir şeyin, hiçbir şeyin içinde olmak, hiçbir şeye sadece ince bir şeyin, metal bir yumurta kabuğunun içinde gitmek, kendilerini ispatlamayan içleri boş tüm o şeylerden uzağa gitmek. Mutluluğu sadece uzayda bulabileceğimi biliyordum."